August 16, 2012

GECİKMİŞ NOTLAR

  No comments    
categories: ,
Son zamanlarda sik sik 'bugun artik yaziyorum' dememe ragmen, bugune kadar ertelenen bir post oldu. Haliyle bu esnada pek cok yer gezildi, pek cok not birikti. Bugunluk iki restoranla ilgili goruslerimi paylasacak olursam:


Vanya
Grupanya'dan gorulup, 'hadi deneyelim' diye ani bir kararla Kurucesme Vanya'ya 'iftara' gittik arkadaslarla gectigimiz hafta. Kurucesme'deki Macrocenter'in karsisina denk geliyor ve biraz yukari dogru cikiyorsunuz, hemen solda. Bahcesi var, koskocaman iki guzel agaci var. Deniz manzarasi var diyemem (agaclarin arasindan biraz gorunuyor), ama bahcesi keyifli ve guzel - daha da guzel olabilir. Normalde kahvaltisiyla unluymus, internette kahvaltisini oven yorumlara rastlamistim. Aksam yemegi aslinda uzmanlik alanlari olmamasina ragmen, deneme istegimizi bastirmadi. Yemeklerde ovulecek veya yerilecek pek birsey yoktu bence. Sanki bir arkadasin evine yemege gitmis gibi hissettim, tam anlamiyla ev yemekleri sunuldu. Internette yazan cesitlerin hicbirisi sunulmayip, yerine tek bir secenek sundular (ana yemek ve tatli icin). Kotuydu diyemem aslinda ama restoranda yemek yemis gibi hissetmedim. Bunun yaninda, menunun fiyati (30 TL), gelen yemeklere paralel degildi, o kesin. Sonuc olarak bakinca, mekan guzel, fakat bizim gibi yapmayip kahvaltisina gitmenizi (yorumlarinizi da alayim lutfen) ve asil iyi olduklari seyleri denemenizi tavsiye ederim. Eger yolum duserse, kahvalti icin benim de aklimda olacak.



Maya
Karakoy'de oldugumuz rastgele bir aksamda, Can'la aksam yemegi icin nereye gitsek diye (Karakoy'u cok iyi bildigimizi soyleyemem) dusunedururken, rastgele bir sekilde ismini pek cok defa duydugum Maya Restoran'a gittik. Sokagi, restoranin girisi, sadeligi ve ic dekoru bana Montreal'deki et restoranlarini animsatti. Isik los, icerisi sade, gayet guzel. Malesef o gunku yemegime en sevdigim icki olan sarap eslik edemeyecekti, o yuzden yemegimiz kisa surdu, yalnizca birer ana yemek denedik. Yogurtla marine edilmis tavuk ve karamelize levregi denedik; ikisi de superdi, benim sevdigim gibi yagi az, lezzeti ve sebzesi boldu. Tika basa dolup tasacaginiz, bitiremeyip artiracaginiz cok kocaman tabaklar da degildi, tam idealdi. Ana yemeklerin fiyatlari 28-45 TL arasi degisiyordu diye animsiyorum. Aperatiflerini, tatlilarini ve saraplarini da menume dahil edebilecegim baska bir zaman mutlaka yeniden gitmek icin not aldim kendime, ilgilisine tavsiye olunur.


Malesef her iki yerde de guzel fotograflar cekme firsatim olmadi, kompak makinam calismadigi icin iphone'a talim oluyorum. Buyuk kameramla da gezmek biraz zor oluyor. Gerci gezen geziyor, farkindayim, cok da guzel oluyor.. Neyse biz simdilik boyle idare edelim.

Yilin ilk tatiline yalnizca 2 gun kaldi, saatleri sayiyorum!

August 5, 2012

BALLI YOĞURTLU MUFFİN

  No comments    
categories: ,

Asiri yogun tempolu bir haftanin ardindan, haftasonunu sakin gecirmek muthis geldi. Bazen hicbir programa kosusturmak gerekmeden, yalnizca bos ve uzuun saatler boyu evde olmak, yemek yapmak, film izlemek, birseyler okumak herseyden daha guzel. Sanki haftasonu iki gunden bile uzunmus gibi geliyor bu zamanlarda.
Firsattan istifade, yapmaktan buyuk keyif aldigim tatli-kek-kurabiye turevi birseye giriseyim dedim. Problem: 30 gun boyunca seker yememe kararimin devam ediyor olmasiydi. Balin yardimiyla seker eksikligini kapatabilecek bir tarif bulup, hemen denemeye koyuldum. Eger sekeri kesme niyetiniz varsa veya hafif bir muffin iyi gider diyorsaniz, iste tarifi:

Malzemeler:

*4 yemek kasigi tereyag
*5 yemek kasigi bal
*1 yumurta
*1 su brd. yogurt (ben light yogurt kullandim, tarifte "dogal yogurt' yaziyordu)
*1 su brd. tam bugday unu
*1 su brd. kepekli un
*1,5 tatli kasigi karbonat
*2 tatli kasigi hindistan cevizi (uzeri icin biraz daha)
*1 limon kabugu rendesi
*1 limonun suyu
*1 su brd. kiyilmis ceviz
*1 tutam tuz

Tereyagini bir kapta eritip, bali katin ve karistirin. Kenara alip sogumaya birakin.
Bir kasede yogurt, yumurta ve limon suyunu karistirin. Tereyag ve bal karisimini ekleyin.
Ayri bir kaba, elediginiz unu, tuzu, karbonati ve limon kabugu rendesini ekleyin.
Iki karisimi birlestirin, hindistan cevizi ve kiyilmis cevizleri de koyup karistirin.
12'li muffin kalibina kagit kaliplarinizi yerlestirin, kasik yardimiyla 2/3'une gelecek sekilde doldurun. Onceden 175 dereceye isitimis firinda 25 dakika kadar pisirin.



July 26, 2012

LİMONLU BAHÇE FİYASKOSU

  No comments    
categories: ,
Evet, başlıktan görüldüğü gibi, heyecan ve olumlu düşüncelerimle gittiğim Limonlu Bahçe, malesef tam bir fiyaskoydu.

İstanbul'un göbeğinde, güzel bahçesi ve keyifli ambiansıyla çokca övülen, bahsi geçen ve pek çok kişinin güzel yorumlarda bulunduğu bir yer(di) Limonlu Bahçe. Ta ki dün kendim gidip görene kadar. Bahçesi gerçekten güzel, kocaman. Onca beton ve kalabalığın arasından sıyrılıp öyle bir mekana girmek hoş. Malesef, hoş dekoru dışında bolca eksileri var.

Öncelikle nedir o astronomik fiyatlar Allah aşkına? Geçenlerde Suada'ya gittiğimde gördüğüm fiyatlarla hemen hemen aynı menüdeki herşey. Suada'da küçük 0,33 lt'lik suya biçilen fiyatın 10 TL olmasına hayret etmiş ve saçma bulmuşken, aynı şeyin Limonlu Bahçe'de olması kabul edilebilir değil. Suada en azından gerçekten farklı, ambians nefis, manzara güzel, vs. Senin ne özelliğin var, ey Taksim kafesi?

Neyse esas kızdığım nokta, fiyatları değil. O fiyatlara karşılık gelen korkunç yemekler. Menüdeki ismiyle "Çerkez Peynirli Salata", önüme konduğunda bir de baktım, isli, füme ve garip bir peynir olmuş. Söylemem gerekir ki, kesinlikle füme veya isli peynir/et yiyemiyorum. Oradan büyük bir eksi puanı aldılar. 5-10 parça kocaman ot, bir avuç malzeme ve iğrenç bir "dressing sos" şeklinde gelen salatam, kesinlikle fiyatına layık değildi. Öyle bir paha biçiyorsan, önüme doğru düzgün yenilesi bir yemek getir lütfen. Hadi canım. Etti ikinci eksi. Salatamın içinden çıkan kocaman sinek ölüsü ise koskocaman bir üç!

Çok çıngar çıkaran biri olmamamdan ötürü, tabağımı sadece "tırtıklanmış" halde geri verir ve hesabı isterken, hem peynirler, hem de sineği belirttim. Sineğe "hmm" yorumu, peynire ise "biz onu özel ızgaralarda isliyoruz, menüde de yazar" (aslında hiiç de yazmaz) şeklinde tamamen sallama bir yorum yaptıktan sonra, ne özür ne birşey. Döört!

Al canım sana sıfır bahşiş, bir daha da ne gelirim, ne öneririm.

July 19, 2012

KOŞU

  No comments    
categories: 

Hayatim boyunca cok cesitli sporla ugrastim ve hicbirinde cok da zorlanmadim. 

Fakat bir spor var ki, kondusyonum ne kadar iyi olursa olsun, yine de beni zorluyor, bir turlu cikip rahat rahat dalagim sismeden tamamlayamiyorum! KO-SU. 3 saat boyunca baska birsey yapabilirim, ama yarim saatlik kosu beni darman duman edebiliyor. Gerci eskiden hic kosamazdim bile. Simdi en azindan yuruyusle karistirmak kaydiyla kosabiliyorum. 

Gecen sene Avrasya Maratonu'na girmeyi cok isteyip tarihini kacirmistim - dolayisiyla yeterince hazir da degildim. Fakat bu sene maratonda kosmayi gercekten cok istiyorum. 114 gun kalmis, 11 Kasim'da olacakmis bu seneki maraton. O zamana kadar kendimi hazirlamak icin pratige devam! Siz de ayni problemi yasiyor musunuz? Daha iyi ve uzun kosabilmek icin tavsiyeleriniz var mi?

Maraton ile ilgili detayli bilgi ve basvuru icin: http://www.istanbulmarathon.org/tr

BU ARA

  No comments    
categories: 
Bu aralar hayat epey hareketli geçiyor. Etkinlikler, değişimler, kararlar, hayaller vesaire gibi birçok şey aklımı ve zamanımı meşgul ediyor.

Mesela, normalde haftaiçileri dışarıya çıkmayı tercih etmeyen biri olarak ben, İstanbul'un güzel yaz etkinliklerine dayanamamakta ve her hafta is sonrasi bir festivalde boy göstermekteyim. Geçtiğimiz hafta Küçükçiftlik Park'taki Latin Karnavalı'nda Bebe ve BVSC, bu hafta İKSV Jaz Festivali kapsamında Santraİstanbul'da Sharon Jones & The Dap Kings dinlemekteydim. Sharon Jones müthişti, cok enerjikti - sahneye çıkan bir gencin, seyirciler arasındaki kız arkadaşına evlenme teklif etmesi de geceye renk kattı doğrusu.


Bir kartvizit albümü veya kutusu sahibi olmamın vakti geldiğine kanaat getirdim.



Mesela, California'da 1 veya 2 sene yaşamak ve bu esnada yeniden öğrenci olmayı çok istediğime karar verdim.

Mesela, bütün ertelediğim işlerin listesini çıkarıp hepsini sırayla halletmem ve evimden, eski ve kullanmadığım herşeyin ayıklanıp çıkarılması gerektiğine ve hatta bunların hepsini bugünden yapmaya başlayacağıma karar verdim.


Yarının Ramazan'ın ilk günü olması ve benim oruca takatim olmadığını bilmemle, ben de en sevdiğim şey olan tatlı-şekerli herşeyden bir ay vazgeçmeye karar verdim. Hayatımda hiçbir zaman uzun soluklu olarak (diyetteyken bile) başaramadığım birşey olduğu için (yalnizca beyaz sekerden bahsetmiyorum bu arada, sekerin her turlu formu - meyva sekeri haric) gerçekten zorlayacak, ama denemek ve başarmak için heyecanlıyım! 
Sekerle 30 gun testi!


Bu arada, evlerde toz olusumunu engelleyen bir aparat, icat birsey var mi Allah askina? Varsa parasi neyse vericem. Bitsin bu cile. 

Tez zamanda yeniden fotografa baslamaya karar verdim bir de. Analog cekicem oncelikle, makinami ve filmlerimi ozledim. 

Başka değişim beklentileri de var elbette, ama zamanı geldikçe yazayım onları da. 

Sevgiler!

July 10, 2012

HAPPY LIST

  No comments    
categories: 

Mutluluğun tarifini sorar dururlar ya hani - ve o tarifi vermek imkansızdır çünkü çok kapsamlı ve değişkendir. Mutluluk bence çokça şeyden oluşur, içeriği değişir ve yenileri eklenir durur.

Bu haftaki salı listesini, "happy list" olarak değiştiriyorum.
Son zamanlardaki 10 mutluluk:

1. Olası seyahatlere çıkma hazırlığı ve planları
2. Aileyle geçirilen sakin ve mükemmel haftasonu
3. Dalından toplanan erik ve kayısılar ve sürekli kayısı yemekten gına gelmemesi
4. Buzdolabımda duran buz gibi lezzetli karpuz
5. Tarçın'ın varlığı
6. Yağmurlu havaya şikayet ederken gördüğüm en güzel gökkuşağı/kuşaklarının çıkması
7. Ertesi gün tüm kaslarımı ağrıtacağını bilerek saatlerce spor yapmak
9. Camlar ve ışıklar açıkken eve sinek girmemesi
10. Dedemin, "canım seninle konuşmak istiyor kızım" diyerek rastgele aramaları

Ya siz?


July 1, 2012

NANE VE ŞEFTALİLİ YAZ KOKTEYLİ

  No comments    
categories: 

Mimosa ve sangria disinda hic kokteyl yapmisligim, hatta hic blender bile kullanmisligim olmamasina ragmen, epeydir bir yaz kokteyli denemek istiyordum. Bugun, yazin en sevdigim meyvalarindan olan seftali, kayisi ve son zamanlarda fazlasiyla tukettigim naneleri birlestirip, ferah ve kalorisi oldukca dusuk bir kokteyl denedim. Hicbir tarife bakmadan, evdeki malzeme ve ekipmanlari kullanarak ortaya birseyler cikti; hic de fena olmadi!

Malzemeler: 

*1 orta boy setfali
* 2 kayisi
* 2/3 sap taze nane
* 1 limon
* 1 1/2 su bardagi soda
*50 cl pembe sarap
*buzlar icin daha fazla taze nane

Buzlar icin: Buz kaliplariniza nane yapraklarini koyup uzerine su ekleyip dondurun. (Buzlari daha sonra su, limonata, ayran veya ice tea ile de icebilirsiniz, guzel bir aroma birakiyor!)
Kokteyl icin: Setfali ve kayisilari ufak parcalara dogradiktan sonra, nane yapraklari ile birlikte blendera atin. Pure haline getirdikten sonra sarabi, sodayi ve limonun suyunu ekleyip biraz daha karistirin. 





Denemek icin listeme yazdigim diger yaz kokteylleri burada: http://www.marthastewart.com/274560/summer-cocktails/@center/276959/cocktail-hour#/254598

June 26, 2012

SALI LİSTESİ

  No comments    
categories: 
The Instaglasses camera lens would be embedded in the frame (Image: Markus Gerke)
                
1. A sınıfı değilse, buzdolaplarımızı çöpe atıyor(muş)uz!

2. Evlerdeki çöplere "ikili toplama sistemi" ile geri dönüşüm uygulaması geliyor.

3. Dünyanın ilk sıfır-karbon, sıfır-atık şehri, Masdar, Abu Dhabi - 2020'ye hazır olacakmış!

4. Instagramdan ilhamla üretilen kameralı gözlükler süper!

5. Instagram fotoğraflarımızı poster, kart, sticker veya magnet olarak bastırıp evimize teslim alabiliriz!

                    The Bed Fan incorporates two fans within its base

6. Yaz mevsiminde hem üzerini örtmek isteyen, hem de uyurken terlemek istemeyenler için yatak kliması varmış! (Kardeşime hediye olarak not ediyorum:))

7. Artık dilediğimiz gibi beyaz ekmek de yiyemeyeceğiz, 1 Temmuz'dan itibaren ekmekler değişiyor!

                    9-de-julio-avenue-11
8. Buenos Aires'de, 110 metre genişliğinde, 9 şeritlik dünyanın en büyük yolu varmış! (Otopark gibi görünüyor)

9. Hafızası dolmayan USB bellekler satışa sunulmuş!

                    

10. Japonya'da, enerji tüketimini azaltmak için yaratıcı olunması gerektiğine dikkat çekmek için, nane kokulu ve serin tutan sütyen üretilmiş!

June 21, 2012

GEZDİM GÖRDÜM: HATAY (2)

  No comments    
categories: ,

Turistik degerlendirmeyi yaptiktan sonra, sira geldi asil gozleri bayram ettirecek, Hatay'a acil bir tur yapmaya tesvik edecek yaziya.

Hatay deyince ilk akla kunefe geliyor, bu bir gercek. Fakat kunefenin disinda daha ne lezzetler var; gidip gormek, tatmak lazim!

Ilk sabah, otelimiz calisanlarinin tavsiyesiyle, Antakya merkezde, otele de cok yakin olan Leban Restoran'a gittik. Cok katli, her katinin farkli bir havasi olan, en ust kati ise acik havada ve bitisigindeki kilisenin avlusuna bakan guzel bir ortam. Kahvaltiya geldik deyince, 10 dakika icinde masamizi muthis bir serpme kahvaltiyla donattilar. Biberli kekikli zeytinler, yoresel peynirler, katikli ekmek, biberli ekmek, Hatay'a ozgu birsey olan tuzlu suzme yogurt, mis gibi tereyagi ve sicacik ekmekler. Anlasildigi uzere, Hatay gezimiz muthis bir kahvaltiyla ve bolca enerjiyle basladi.


{tuzda yogurt}

Kunefe konusunda gitmeden once yaptigim arastirmalarda, Antakya meydanda 'Kunefeciler Carsisi' oldugunu ogrenmistim. Bununla beraber, kunefenin iki farkli sekilde yapildigini da okumustum. En cok methini duydugum Cinaralti Kunefecisi, komur atesinde ve bakir tepside pisiriyor ve bunu ilk yapan kunefeci oldugunu soyluyor. Cinaralti disinda, Kral, Ferah gibi baska kunefecileri de duymustum. Ilk gun Cinaralti'nda, ikinci gunse Ferah'ta denedik. Cinaralti acik ara farkla kunefe savasini kazandi! Bolca fistikli, citir citir ve yaninda verdikleri dondurmayla muthisti. Ferah'in kunefesi ise, kadayiflar ince ince kiyilarak yapilmisti ve kizarmis helva kivamini andiriyordu. Dondurmasi da cok basarisizdi. Cinaralti: 1, Ferah: 0.

{Cinaralti'nin buyuk cinari}

{Cinaralti'nin super kunefesi}

{Ferah'in kunefesi}


Gitmeden once, yememiz gerektigini ogrendigimiz bir baska sey de soslu donerdi. Bol acili bir sos ve maydanozla yapiliyor ve yufkasi harika. Yaninda da koca bir tabak taze nane ve maydanoz ile servis ediliyor (Hatay'da, her turlu kebap/doner turu yemek, bolca yesillik ile servis ediliyor. Tecrubelerimiz dogrultusunda soyleyebilirim ki, kebap yesillikle yenmeli. Hem mideye oturmuyor, hem sindirimi kolaylastiriyor. Taze yesillik gibisi var mi zaten!?).


{Tavsiye uzerine biz Abdo'da yedik}
{Sicacik katikli ekmek} 
{Yesilligimiz onden}
{leziz mezeler}
{Harbiye'nin meshur tavugu - gercekten sahaneydi}
{Can'in tavuk + salata + yufka lokmasi}

Fotograflara bakinca benim bile yeniden icim gitti. Gidin, gorun, taniyin ve bolca tadin! Hatay'i cok seveceksiniz, simdiden afiyet olsun!

June 20, 2012

Gezdim Gordum: Hatay (1)

  No comments    
categories: ,
{Antakya'nın ortasından geçen, şehri ikiye bölen Asi Nehri.
Efsaneye göre, Hz. Musa Kızıl Denizi ikiye böldüğünde, yönü değişip ters akmaya başlayan nehirdir. Lübnan'dan Samandağ'dan Akdeniz'e dökülen, dünyanın ters yöne akan tek nehridir. Adı da ters yöne aktığı için Asi nehridir. }

Hatay macerasını tamamlamış, yeniden gerçek hayata dönmüş bulunuyorum!
Dolu dolu geçmesi sebebiyle upuzun gelen, İstanbul'un yogunlugu ve rutinimizden iki tam gün boyunca bizi uzaklaştıran süper bir seyahat oldu.

Hatay'ı, yemeklerini ve insanını çok sevdik. Halkı o kadar iyi, içten ve yardımsever ki, inanmak biraz güç geliyor başta. Her an sokakta biriyle muhabbete başlayabilir, hatta arkadaş bile olabilirsiniz kısa sürede. Su almaya girdiğim büfedeki amcayla karşılıklı karpuz çekirdeği çitlemeye başlamam buna örnek gösterilebilir!

Öncelikle, şehirde çok fazla tarihi yer var gezilecek. Birçoğu, hiç duymadığımız-bilmediğimiz yerlerdi ve hayran kaldık. 2 gün içerisinde, Hatay'ın merkezi olan Antakya'yı, Samandağ ve Harbiye'yi keşfettik. Samandağ ve Harbiye'ye gidiş toplu taşımayla biraz uzak ve o sıcakta, oldukça zahmetli. Otelimizin tur hizmetinden faydalanıp, rehberimiz olan Eser'le beraber şehri gezdik, öğrendik. Turumuz sırasında (St-Pierre Kilisesi'ninde), bize, sesli bir tarih kitabı edasıyla bildiği herşeyi paylaşan Yusuf'un da hakkını yememek lazım!

Bu iki gün boyunca dünyanın yemeğini yemiş olmamıza rağmen, 43 derece sıcakta haddinden fazla fiziksel aktivite yaptık, bu da bir nokta. Buradan çıkarılacak birinci mesaj: gidince çok yiyeceksiniz, kiloyu takmamaya çalışın :) İkinci mesaj ise: Çok fazla yürüyecek, hatta zaman zaman tırmanışlar yapacaksınız, ona göre rahat ayakkabılar ve eğer yazın gidiyorsanız çok hafif giysiler giyin!
Normalde havası bu kadar sıcak değilmiş Hatay'ın, şansımızdan son dört gündür devam eden anormal sıcaklar vardı; neredeyse nefes almak bile güçtü, öyle diyebilirim.

Gezilecek yerleri şöyle özetleyebilirim: Mozaik Müzesi (Antakya), Künefeciler çarşısı (gerçi burayı gezmiyor, doğrudan bir yere oturup künefeye yumuluyorsunuz), St-Pierre Kilisesi (Hrıstiyanlığın en eski kiliselerinden), Cam Evi (Antakya), Musa Ağacı (Samandağ), Harbiye'deki şelaleler, Titus Tüneli ve Kaya Mezarlıkları (tünel gerçekten çok etkileyici)

Almadan dönmeyin: 
          1) Hatay'ın ipek şal/fularları çok meşhur ve güzel, mutlaka bakmanızı öneririm!
              Ben hediyelerle beraber 5 tane aldım! :)
          2) Defne sabunları
          3) Nar ekşisi
          4) Biber salçası

Not: Bu post'ta yalnızca turistik bilgileri veriyorum, lezzet ve mekan değerlendirmeleri bir sonrakine!

{Poseidon'un mozağinden bir parça. Mozaiklerin çoğunun bir kısmı eksik..} 
{Antakya Protestan Kilisesi}
{Antakya merkeze, nehrin öteki yanından bakış.}
{ :) }

{Dağın içerisine oyulmuş St-Pierre Kilisesi, Hrıstiyanlığın, mezheplere ayrılmadan önceki ilk kilisesi olarak biliniyor. Şehre yüksek bir noktadan bakıyor, manzarası  oldukça etkileyici. Önceden, içi tamamen mozaiklerle kaplıymış, fakat hemen hepsi çalınmış, geriye kalanlar çok az. Kiliseden dağın içine doğru ve arkasına açılan pek çok tünel kazılmış. Hrıstiyanlar Romalı'lardan kaçmak için bu tünelleri kullanırlarmış. Her yıl 29 Haziran'da kilisede tören düzenleniyor ve Hrıstiyanlar "Hac" görevlerini yerine getirmiş oluyorlar.}

{St-Pierre Kilisesi'nin olduğu Habib-i Neccar (Sevgili Marangoz anlamına geliyor) Dağı'nın yamacına oyulmuş Meryem Ana Heykeli. Heykel hakkında çeşitli efsaneler varmış. Birine göre (Yusuf anlattı), Antiochus zamanında şehirde veba salgını vardır ve bu salgını yok etmek konusunda bir kahine danışılmış, onun tavsiyesi üzerine tüm şehri izleyecek bir noktaya, dağın içine bu portre oyulmuş ve üzerine ölümü engelleyecek sözler yazılmıştır. Bu heykel henüz yapılma aşamasındayken veba salgını durduğu içinse, portreler tamamlanmadan bırakılmıştır.}

{Kilse ve heykelin hikayesini bizimle paylaşan Yusuf :)}

{Samandağ}
{30 yıl önce "anıt ağaç" olarak seçilen 3 bin yıllık, devasal bir ağaç: Hazreti Musa Ağacı.
Ağacın öyküsü şöyle: Hz. Hızır ve Hz. Musa denizden çıkarlar ve birlikte Hıdırbey Köyü'ne gelirler. Hz. Musa asasını su kenarına koyar ve su içer. Daha sonra yoluna devam ederek kendi adı ile bilenen Musa Dağı'na çıkar. Döndüğünde asasının yeşerdiğini görür. O yeşeren ağacın bu ağaç olduğu söylenir.}
{Musa ağacının içinde, tur rehberimiz sevgili Eser!}
{Musa ağacının çevresinde, gözleme, katıklı-biberli ekmek yemek için oturabileceğiniz yerler.}
{Titus Tüneli - tamamı insanlar tarafından oyulmuş, müthiş bir tünel. Hollywood filmlerinde (Lord of The Rings gibi) heybetli ve korkutucu tünellerde sahneler var ya, aynen öyle etkileyici bir yer. Sonuna kadar gidemedik malesef, çünkü hem çok karanlıktı, hem de çok ince bir yerden güç bela dengede durarak ilerlemek gerekiyordu. Risk almayıp bir noktadan sonra geri döndük, fakat epey ilerlediğimizi ve çok keyifli bir macera olduğunu söyleyebilirim.}

{Titus Tüneli}
{Tünelin içindeki su kaynağı}
{Kaya mezarlıkları - Tüm mezarların içindekiler ve kapakları çalınmış, geriye sadece oyuklar kalmış. Yeniden, tarihi eser ve kalıntılara ne kadar sahip çıktığımızı (çıkamadığımızı) görüyoruz malesef..}
{Kaya mezarlıkları}
{Titus Tüneli'nin arka tarafına doğru, Çevlik Sahili. Türkiye'nin en uzun sahiliymiş.}
{Nem ve sıcak havadan şehri kaplayan sis!}
{Harbiye'de şelaler. Her yerden şelalelin başka bir ayağı akıyor. Yukarıdan aşağıya doğru merdivenlerle iniliyor ve her indiğiniz seviyede başka bir kafe/restoran mevcut. Biz Pazar günü gittiğimiz için epey kalabalıktı.}
{Harbiye - şelalenin içinde yemek-içki keyfi}