Showing posts with label business. Show all posts
Showing posts with label business. Show all posts

March 10, 2015

Internet Olmadiginda Telefonda Vakit Gecirten Uygulamalar

  No comments    
categories: , ,
grumpy cat no internet dont complain offline applications - mutsuz kedi - offline uygulamalar
Bazen insanin hayatinda, hic planlamadigi zamanlarda ani gelismeler oluyor, firsatlar cikiyor. Siz bir yone gitmeye calisirken hayat israrla diger yonu gosteriyor. Basima tam olarak bu geldi desem yanlis olmaz. Tam da Istanbul'dan kacmaya calisirken, yarim saat bile trafikte kalmaya katlanamaz, evimden uzak yerlere gitmemek icin bin tane bahaneyi bes dakika icinde uydurmaya hazirken, evden tam bir bucuk saatlik bir yolculukla gidebildigim bir is yerinin yolunu tutuyorum haftanin buyuk kisminda. 

Son bir yili evden calisarak, yani yatagim ve calisma odamin arasinda yalnizca 3 adim atmam gerekerek gecirdikten sonra epey vurucu oldu, ne yalan soyleyeyim. Fakat gunluk 3 saatlik yolculuklarimin ucunda, degecegine inandigim bir deneyim var. 3 adimdan 3 saate uzayan seruvenimde, metro hattini kullanarak hic yeryuzune cikmadan ofise gitmem gerekiyor ve bu sure zarfinda ne yazik ki internet ve telefon sinyali yok! Iletisim ve internet bagimlisi bir jenerasyonun uyesi olarak, normal bir gunde yarim saat (hatta belki 15 dk) bile herhangi bir iletisim kanalini kullanmadan gecirmiyorum sanirim. Fakat simdi icinde oldugum bu yeni durumdan dolayi, telefonumu yalnizca offline calisan uygulamalar icin kullanabiliyorum. Bir yandan cok eksik hissetsem de (cunku tum gun boyunca hic haberlesemedigim ailem ve arkadaslarimla konusabilmek, sosyal medyada turlayabilmek, haberlere goz atip birsey arastirabilmek o yolculugu cok daha keyifli kilabilirdi), bir yandan da sakin vakit gecirmek icin belki de bir firsattir diye kendimi avutmaya calisiyorum ve vakit gecirmek icin yontemler kesfediyorum. 
Benim gibi, iletisimden yoksun oldugunuz saatleriniz coksa, uzun ucak seyahatleri yapiyorsaniz, internet pakediniz yoksa veya internet cekmeyen bir yerlerdeyseniz, hayatinizi guzellestirecek ve vakit oldurmenizi saglayacak birkac uygulamayla tanistirayim sizi: 

Pocket
Ise baslamadan once kesfettigim muthis bir uygulama! Bilgisayarinizin basindayken, daha sonra okumak istediginiz tum sayfalari, hatta videolari internet browser'iniza yuklediginiz Pocket eklentisine tiklayarak okuma listenize atiyorsunuz. Tablet ve telefonunuzla da sync olan bu uygulama sayesinde offline olarak telefonunuzdan acarak metroda ayakta dikilirken okuma listenizde gezinebiliyorsunuz. :)

Spotify
Duymayan kalmamistir saniyorum, ama yine de yazmak istedim, cunku hayat kurtarici. Spotify icin aylik 9,90 TL'lik uyelik ucretini odediginizde offline olarak da calmasini istediginiz listeler yaratabiliyorsunuz, internet kullanmadan da harika muziklere ulasabiliyorsunuz. 

Adobe Reader
Bu biraz komik olacak belki, ama pdf olan dokumanlari adobe reader'da acarak arsive atiyorum ve yine internet ihtiyaci olmadan buradan okumak istedigim yazi ve sunumlara goz atiyorum. 

Collage Maker
Paylasamayacak olsaniz da, kolaj yapmak istediginiz fotograflari birlestirip edit'lemelerinizi yapip galeriye kaydedebilirsiniz. 

Oyunlar
Oyun oynamaya cok bayilmayan biri olarak ben tercihimi Dots/Two Dots'tan yana kullaniyorum, ama goruyorum ki metrolarda populer olan oyun Candy Crush isimli seker patlatma oyunu. Bence bluetooth uzerinden birbiriyle iletisime gecip, cihazlar arasi yarisma turunden oynanacak offline bir oyun tasarlamak super bir fikir olabilir. Istanbul'lunun gununun ciddi bir kismini bu sekilde gecirdigini hesaba katarsak, cok ciddi talep bile olabilir! 

Iletisim kanallariniz kesildiginde telefonunuzda vakit gecirme yontemleriniz varsa siz de benimle paylasirsaniz harika olur! Gunluk 3 saatimi doldurmam gerekli ne de olsa :)


March 6, 2015

Bu Devirde Herkesin Bir Blogu Olmali

  No comments    
categories: , , ,
blog - why i blog - why blog - blog yazarligi - blogger
Blog yazmak, yalnizca 20 yillik bir gecmise sahip olsa da, bu 20 yilda cok fazla degisimden gecti. Gunluk gibi yazilan, insanlarin ilgi alanlarini, dertlerini, siirlerini, fotograflarini paylastiklari bir platformdan, is yapmanin ve pazarlamanin vazgecilmezi, markalarin isbirlikleri yapmak icin bastaci ettikleri, hatta alisilagelmis yazili basin ve yayinlarin yerini almaya bile hazir bir platform haline donustu. 

2004-2005 tarihleriyle birlikte, kisisel bloglarin populerligi hizla artmaya basladi ve 2010-2012 donemlerinde de altin cagini yasadigini soylemek yanlis olmaz bence. Su siralar ise blogu olmayani dovuyorlar neredeyse! :) Isin sakasi bir yana, pek cok kisinin kendi adina aldigi bir websayfasi var ve istikrarli olsa da olmasa da birseyler yazip paylasmaya calisiyorlar. Ayni zamanda eminim farkediyorsunuz, artik hemen hemen her firmanin da bir blog sayfasi var. Hepsi duzenli olarak icerik uretmese de, yapanlarin basarilarina katkisi yadsinamaz bir gercek. 

Peki niye herkesin bir blogu olmali?

1. Bloglar > Ozgecmisler. Standart "bir sayfalik ozgecmis"lerin ve hatta is kartlarinin yerini bence bloglar ve sosyal medya hesaplarimiz almaya basladi coktan, siz de oyle dusunmuyor musunuz? Birine CV'nizi ulastirip bir sayfalik tarihcenize goz atmasini beklemek yerine dijital ortamdan ulasip sayfanizin linkini vermek cok daha mantikli geliyor bana. Ben biriyle ilgili biseyler ogrenmek istedigimde ilk yaptigim Google'a adini yazip kisa bir tarama yapmak. 30 saniyelik bir goz gezdirmeyle genel bir fikre sahip olmak mumkun. 

2. Sizin blogunuz, sizin sesiniz! Ne hakkinda yazarsaniz yazin ve yazdiginiz konuda baska ne kadar cok kaynak olursa olsun, blogunuz, tamamen sizin dilinizden yazilmis iceriklerden olusacagi icin sadece sizi yansitir. Hem kendi sesinizi bulmanizi, hem de insanlara kendinizi duyurmanizi saglar. Kimseye ulasmasa - ki ulasacak - ve yalnizca kendi kendinize yazmis bile olsaniz, kendinizi ne kadar gelistirecegine inanamazsiniz. 

3. Blogunuz = kisisel markaniz. Zaman icerisinde bircok insanla tanisiyor, is veya sosyal iliskiler kuruyoruz. Bazen is ariyoruz, bazen isveren oluyoruz, bazense birlikte calisabilecegimiz ortak isler yapacagimiz kisileri yakalamaya calisiyoruz. Iyi oldugunuz konular, becerileriniz, basarilariniz veya basarisizliklarinizin nasil ustesinden geldiginiz gibi size dair cok degerli bilgiler sayfanizi doldurdukca, sizi arastiran bir kisi icin markaniz aninda gozlerinin onunde olacak. Bildiginiz veya cok sevdiginiz birsey hakkinda istikrarli bir sekilde yazarak otorite olarak taninmaniz ve bu konuda aranan kisi haline gelmeniz de mumkun (ne kadar cok kisinin basina geldigine inanamazsiniz - ornek: Seth Godin). 

4. Hayata daha secici bakarsiniz. Blogunuza yazacaginiz konulari belirlemeye calisirken, zihniniz ve gozunuz, cevrenizde olan biteni filtreler ve onemli-onemsiz olarak ayirmaya baslar. Bir konuya karar verdiginizde, gozlemleriniz o konu dogrultusunda biraz daha odak kazanir (algida secicilik bazen cok iyi birseydir). Ayni zamanda arastirip daha cok ogrenmenizi de tesvik eder. 

5. Isinizi pazarlamak icin muthis bir arac. Kisisel blogunuzun yaninda, is icin bloglarin onemi vurgulamakla bitmez herhalde. Trafik ceker, SEO'nuzu artirir, musterilerinizi egitir, isiniz konusunda bilgilerinizle otorite/'thought leader' haline gelir, musterilerinizle dogrudan temasta olarak iletisiminizi guclendirebilirsiniz. Urettiginiz her icerikle, satis icin lead yaratirsiniz. Daha iyisi Sam'da kayisi! 

Haydi o zaman kollari sivayin!

January 31, 2015

Devasal Bir Sempozyum Organizasyonu Neden Bir Pazarlama Basarisizligiydi?

  No comments    
categories: ,
Gectigimiz hafta 3 gun Antalya Belek'te, Atik Yonetimi Sempozyumu'ndaydim. Atik yonetimi konusunu pek cok sektor ve is kolu perspektifinden ogrenip, kamu, ozel sektor ve akademi dunyasinin yetkili isimlerinden dinleyebileceginiz, guclu sponsorlari olan bir organizasyondu. Cok ozenli, her detayina kadar dusunulmus (havaalani transferine kadar) bir organizasyondu ve icerikler cok kapsamli ve kaliteli bir sekilde planlanmisti. Fakat benim anlatmak istedigim sey, sempozyumun icerigiyle ilgili degil. Daha disaridan bir bakisla, dijitalin altin cagini yasadigi, network yapmanin, is ve sosyal iliskiler icin inanilmaz kritik oldugu 2015 yilinda gerceklesen bir konferansin, basarili ve basarisiz/eksik oldugu noktalarla ilgili gozlemlerimi paylasmak istiyorum.
On bilgiler ve artilar: 

  • Atik yonetimi nedir? Her turlu atigimizin (ambalaj, pil, evsel, endustriyel, vb.), azaltilmasi, ayristirilmasi, dogru toplanmasi, geri donusumu, kazanimi ve bertarafini iceren, cevre ve gelecegimiz icin cok onemli bir surec diye ozetleyebiliriz. 
  • Turkiye Cevre Vakfi'nin, Cevre ve Sehircilik Bakanligi ile birlikte organize ettigi sempozyumda, binlerce katilimci, konusmaci ve burokrat vardi.
  • Antalya Belek'te bes yildizli, devasal bir convention center'i olan guzel bir otelde gerceklesti. 
  • Atik yonetimi gibi Turkiye ve dunya icin cok buyuk onemi olan bir konu icin tam 3 dolu gun planlandi. 
  • Cok ozenli bir ajanda olusturulmustu ve hersey planlanan dakikada baslayip tamamlandi. 
  • Cesitli kurumlardan cok sayida konusmaci, cok degerli sunumlar yapti.
  • Cok guzel bir logo calismasi yapilmisti. 
  • Cevre bilinci ve atik yonetimi, ancak halkin bilgilendirilmesi ile asama kaydedilebilecek bir konu. Mesela hangi atiklar hangi ture girer, nasil ayristirilir, nereye goturup geri kazandirabilirsiniz? Bunlarla ilgili yonlendirmeler olmali, oyle degil mi? Dolayisiyla boyle bir sempozyum bunun icin degerli bir firsatti. 

Elestiriler:

  • Bu kadar duyurulmaya ve bilinc yaratilmaya calisilan bir konu uzerine yapilan bir konferansta, hicbir sosyal medya paylasimi yapilmadi ve hesap acilmadi.
  • Instagram ve twitter'da konuyla ilgili hasthtagi ilk ve son acan kisi olmam bence inanilmaz. 
  • Yazili veya gorsel basinda neredeyse hic yer etmedi. - Belki sempozyum tamamlandiktan sonra internette 1-2 habere denk gelirim diye arama yaptim, ama malesef yok...
  • Katilimcilarin birbiriyle tanisip isleriyle alakali kisilerle irtibata gecmesi icin super bir firsat olmasina ragmen, o kadar ufak fontla yazilmis yaka kartlari vardi ki,  insanlarin ismini gormek icin gobeklerinin dibine girip bakmaniz gerekiyordu. 
  • Yaka kartlarinda firma/temsil edilen kurum ismi yazmiyordu! 1000 kisi icinden isme gore mi gidip insanlarla tanisacaksiniz? Bu mumkun mu? 
  • Antalya'da cok fazla konferans ve sempozyum duzenleniyor biliyorum, ama sehrin tanitimi icin bu etkinliklerin duyurulmasinin cok onemli oldugu dusunuyorum. Bu da bir nevi "konferans turizmi"sonucta ve sehrin daha fazla da etkinlige ev sahipligi yapmak icin halen payi var. 
  • Otel icin muthis bir pazarlama firsatiydi ama bu konuda yapilan girisim: sifir! 
Genel sonuc: 
  • Geri donusum, atik yonetimi, cevre bilinci gibi konularda halki aydinlatmak icin,
  • Sehrin ve beldenin tanitimini yapmak ve turizmi desteklemek icin, 
  • Otelin reklamini yapip goz onune cikarmak icin, 
kocaman bir firsat bosa gitmis oldu. 


January 14, 2015

Urfa'da Oxford Vardi Da Biz Mi Gitmedik?

  2 comments    
categories: ,
Artik Urfa'da da Oxford var, Trabzon'da da, Istanbul'da da! :)

"MOOC", yani Turkcesi'yle "Kitlesel Acik Cevirimici Ders", ABD'den baslayarak tum dunyada daha yaygin hale geliyor ve egitimin gelecegi olarak ifade ediliyor. Anlami ise, kitlelere acik, internet ortamindan verilen dersler. Yani artik herkes, her sehirde, oturdugu yerden, dunyanin dort bir yanindaki universitelerden ders alabiliyor! 
Gecen hafta, 'haftanin linkleri'nde Coursera'nin Turkce derslerine link verdikten sonra aldigim sorular uzerine, MOOC turu online egitimlerden biraz daha detayli bahsetmeye ve cok faydali oldugunu dusundugum icin benzer baska kaynaklari da bir liste yapip sizinle paylasmaya karar verdim. 

Internet uzerinden kolayca kayit olunan dersler, dunyanin her yerinden universiteler ve akademisyenler tarafindan hazirlaniyor ve sizinle birlikte binlerce ogrenci daha ayni dersi aliyor. Bazi dersler, gercekten universitede siniflarda videoya alinmis dersler ve bilgisayarinizin basindan videoyu izlerken sanki o siniftaymissiniz hissinde dinliyorsunuz. Oldukca interaktif ve kullanimi kolay platformlari uzerinden, hem dersin egitmeni, hem de 'sinif arkadaslarinizla' iletisime gecebiliyor, konulari tartisabiliyor, hatta kimi dersler icin proje gruplari bile olusturabiliriyorsunuz. Bazi dersler icin kendi temponuzda ilerleyebiliyor, bazilarinda ise belirlenmis tarih araliklarinda ilerliyorsunuz. Derslerin cogu ucretsiz olsa da, bazilarinda temsili fiyatlarla (genellikle gordugum 20-90 USD arasinda degisebiliyor), sertifika opsiyonu da bulunuyor. 

Ben 2014'un ilk aylarinda, Coursera uzerinden, University of Maryland'in sundugu, Inovasyon ve Girisimcilik uzerine sertifikali bir ders almistim (50 USD'di). Sertifikali oldugu icin deadline'lari, odevleri ve sinavlari olan bir dersti ve gercekten dikkatimi vererek, ciddi anlamda vakit ayirarak tamamlamistim ve yuksek bir not almak icin kendi kendime mucadele veriyordum :) Bitirdiginizde, odev/sinav sonuclarinizi hemen ogreniyor ve feedback aliyorsunuz. Dersten mezun oldugunuzda ise eger sertifikaliysa, sertifikanizi Linkedin sayfanizda paylasabiliyorsunuz. Ozetle, merak ettiginiz alanlarda kendinizi gelistirmek ve yeni yetkinlikler edinmek, ozgecmisinize farkli beceriler eklemek icin bence muthis bir firsat. Ustelik Harvard'da bir profesorun dersini almak icin artik kalkip taa Boston'a gitmeniz, Harvard'a kabul olmaniz bile gerekmiyor. Teknolojinin hayatimiza getirdigi en buyuk yenilik ve guzelliklerden olsa gerek! Bu arada dersler arasinda yogadan tutun da finansa, uzay bilimlerine, yazilima, gitara kadar hersey var. 

Eger siz de bir goz atayim, merak ettigim seyler var, ogrenmeye doymadim diyorsaniz hadi asagidaki linklere bir bakin, kendinize super dersler secin!

* Edx
* MIT 

January 12, 2015

Is Pazarinin Degisen Dinamikleri ve Girisimci Olmak Icin 6 Motivasyon

  2 comments    
categories: ,
Gunden gune, isinden ve 8-5 rutininden bunalan (tabii hesapta olmayan fazla mesailer de cabasi), sikayet eden kisilerin sayisi artiyor mu, bana mi oyle geliyor? Insanlar, kendilerini hapsolmus hissettiren, gelisime, degisime acik olmayan isyerlerinden, antika usullerle yonetilmeye calisilan verimsiz islerden, ardi arkasi kesilmeyen ve yeni bir toplanti tarihi belirlemek disinda bir ciktisi olmayan toplantilardan ve jenerasyon farki basta olmak uzere bircok sebepten oturu kendilerini cildirtan yoneticilerden kurtulmak icin bir mucize bekler gibiler. Bu durum, Y jenerasyonu (veya "Millenial jenerasyon") diye siniflandirilan, 1980'ler ve 2000'lerin ilk yillari arasinda dogmus olan grupta cok daha belirgin halde.
Daha sabirsiz, degisimden keyif alan, daha talepkar ve is konusunda (X jenerasyonuna gore) daha az sadik olan bir jenerasyondan bahsediyoruz. Ancak sahsi gozlemim, mevcut durumlarindan sikayet etmek ve mucize beklemek disinda bir aksiyon alanlarin sayisi oldukca az. Girisimleri destekleyen pek cok fon ve kurumun olmasi, herkesin bu firsatlardan haberdar oldugu anlamina gelmiyor malesef. Ote yandan, haberdar olmak da bir adim atmak icin gerekli cesareti saglayamayabiliyor ve cogunlukla da saglamiyor.
Lise yillarindan itibaren sinav ustune sinava girmek, universiteye 'kapak atmak' ve universiteden mezun olur olmaz 'guvenli ve kurumsal' bir yerde ise girip 'kendini guvenceye almak' icin kosullanan bir jenerasyonuz isin gecmisine ve aslina baktiginizda. Bunun uzerine de, devletin sosyal ve saglik anlamindaki guvencesinin yetersiz olmasi sebebiyle, para kazanmaya baslayan her Turk gencine yapilan 'gayrimenkule yatirim yapmalisin' veya 'bir araba alip en azindan bir mal sahibi olmalisin' seklindeki toplum baskisi sebebiyle geliri sekteye ugratmama korkusu eklenince, cesaretlenmek cok daha imkansiz hale geliyor.
Ote yandan, mevcut durumundan mutsuz olan, icindeki girisimci ruhu mutemadiyen bastirmaya calisan kisiler de kendini olumsuz bir kisir donguye sokmaktan baska birsey yapmiyor. Iste tam da bu yuzden, dijitallesen cagin ve is dunyasinin degisen kurallari ve duzeninin farkinda olmak cok cok onemli, cunku aslinda yeni duzen, onemli firsatlar sunuyor, is yapis sekillerimizi kolaylastiriyor. Peki nasil? Kendi isinizi yapmak konusunda sizi cesaretlendirmesi gereken 6 nokta:

1. Is pazari degisiyor! 'Kurumsal' veya 'devlet memurlugu' diye nitelendirilen isler tek care degil ve belki de eskiden inanildigi kadar 'guvence' ve tatmin de saglamiyor. Bu kadar hizla degisen ve dijitallesen, hizla entegre olan, bilginin su gibi aktigi, gelistigi ve rekabetin cilginca arttigi bir cagda, geleneksel kariyer seceneklerine bagli kalmak yetersiz. Is arama motorlari, gorusmeler ve asirlar suren cevaplari beklemek yerine, kendi kariyer rotanizi cizmek belki de cok daha mantikli ve gelecek vaat eden bir secenek.

2. Egitim ve sertifika almak internet kullanmak kadar kolay! Online egitimlere kaydolabileceginiz, sertifikalar alabileceginiz kurumlarin sayisi git gide artiyor. Dunyanin en iyi okullari ve akademisyenlerinden, islerin uzmanlarindan dersler almak, iletisime gecmek icin artik ne ulke degistirmeniz, ne de kucak dolusu para sacmaniz gerekiyor. Yeni beceriler edinmek ve uzmanlasmak, yapmak istedigimiz isle ilgili kendimizi gelistirmek icin internet yeterli.

3. Kendi isinizi kurmak hic olmadigi kadar kolay ve ucuz! Eskiden, bir ofis, masaustu bilgisayar, telefon hatti ve hatta resepsiyonistiniz olmadan is kurmak pek hayal edilebilecek birsey degildi (Webrazzi'nin kurucusu Arda Kutsal, bir konusmasinda sirf musterilere sekreterinin olmadiginin anlasilmamasi icin telefonlari farkli birisi gibi acip, 'sizi Arda Bey'e aktariyorum' seklinde idare etmesi gerektiginden bahsetmisti mesela:)). Artik musterilerinizin size guvenmesini saglamaniz icin bir ofise veya sabit telefon hattina ihtiyaciniz yok. Laptop ve cep telefonunuzdan tum isinizi yonetmek icin hicbir engeliniz yok.

4. Reklama para vermeniz gerekmiyor! Eski usul pazarlamada, reklam vermek, isinizi tanitmak icin ajanslara bir dunya para dokmeniz, kampanyalar tasarlamaniz, kendinizi gostermeniz icin on takla atmaniz gerekiyordu. Simdilerde ise sosyal medyayi iyi ve akillica kullanir, dijital mecralardaki kimliginizi yonetir, Google ve Facebook reklamlarina ufak meblalar odeyerek markanizi ve isinizi dogru ifade edip tanitabilirsiniz.

5. Ekibinizi internetten kurabilir, iletisimi bile bir araya gelmeden saglayabilirsiniz! Ihtiyaciniz olan gorev ve destek icin internetten ilan cikarabilir, Skype uzerinden gorusmelerinizi yapabilir, Insightly gibi online programlar sayesinde is dagilimlari, gelismeler ve calismalarinizla ilgili durumlari paylasabilir, toplantilarda saatler harcamadan islerinizi ilerletebilirsiniz.

6. Tum bu gelismelerin yasandigi, dijital iletisimin gunluk hayatimizin buyuk bir parcasi haline geldigi ve akilli cihazlarin eksperi oldugumuz bir surecteyiz. Ve harika olan, bu sureci yasayan, baglantinin gucunu deneyimleyen ve dolayisiyla en hakim olan jenerasyon, Y jenerasyonu. Bu sebeple, bu cagin islerini en iyi yonetebilecek adaylar, tam da bu donemin gencleri!

January 5, 2015

'Small Talk' - Ayakustu Sohbetlerin Ustesinden Gelmek Icin 7 Yontem

  5 comments    
categories: ,
Hem is hem sosyal hayatimizda pek cok okazyon sebebiyle tanimadigimiz kalabalik insan gruplariyla bir araya geliyoruz. Bazen konferanslar, toplantilar, seminerler, bazen kurslar, dersler, bazense davetler ve dugunler olabiliyor. Bu tur durumlar,  sosyallesmek ve network yapmak icin bir firsatken, tanimadigi kisilerle sosyallesmekte, tanismakta veya 'small talk', yani ayakustu sohbeti yapmakta zorlananlar icin de stres haline gelebiliyor. Kimileri, cok kolay sohbet baslatabilir ve tanimadigi kisilerle yarim saat icinde tanisikligi ilerletebilirken, benim gibi havadan sudan konusmayi pek beceremeyen ve dogrudan konuya gecmeyi daha cok tercih edenler icin icin ayakustu sohbetleri cok daha zor birseye donusuyor. 0'dan 10'a kadar bir puanlama yapacak olsam, ben buyuk ihtimalle 6-7 civarinda sayilirim, ama gelismek icin cok alanim oldugunu dusunuyorum. Her halukarda, benden cok daha zor durumda olup katildiklari etkinliklerden tek kelime etmeden ayrilan ve hatta cesaret edemedigi icin bu tur ortamlardan kacinan cok kisi var. Pek cok kisiye faydali olacagini dusundugum icin, hem kendi gozlemlerim, hem de konuyla ilgili yaptigim arastirmalari derledim, 'ayakustu sohbetleri'yle basa cikmak icin 7 yontemi ozetledim:
Ayakustu sohbetlerinin ustesinden gelmek, yeni kontaklarla aranizda mini bir bag olusturmak icin, daha onemli sohbetlere on ayak olmasi icin (cunku bu havadan sudan sohbetleri her ne kadar sevmesek de, onemli konusmalar bu konusmalarin arkasindan geliyor) ve hatta yeni arkadaslar edinmek icin kritik. Her konusmanin arkasindan yeni bir dostlugun veya ortakligin tohumlari atilacak diye birsey yok elbette, ancak bu sohbetler sayesinde tespit edeceginiz ortak bir takim ilgiler, beceriler ve baglantilar sayesinde tekrar iletisime gececek konularin kesfedilmesi ve irtibat yaratilmasi oldukca onemli.


1. Sorular sorun. Cevabi 'evet/hayir'dan daha uzun ve ucu acik, hikayelerle cevaplanan sorular konusmalari baslatir. Karsinizdaki kisiye, kendileriyle ilgili birden fazla cumle ile cevaplayabilecekleri sorular sormaniz, sizin de onlarla ilgili fikir edinebilmenizi, yorum yapabilmenizi ve konusmayi baska sorular veya orneklerle devam ettirebilmenizi saglar.
Mesela:
-"Etkinlikle baglantin nedir?"
-"Calistigin sektore nasil girdin?"
-"Sektorundeki gelismelerle ilgili ne dusunuyorsun?"
-"Yaptigin isle ilgili ilginc buldugun seyler nedir?'
...

2. Aynalama yapmayin. Ozellikle tanimadigimiz insanlarla sohbet ederken, konu mutlaka havaya suya gelir. "Bu ara da havalar cok soguk", gibi. Genelde verilen cevap da, "Evet, hakkaten cok soguk", gibi birsey olur ve konusma orada kilitlenir. Karsinizdaki kisiye hep katilmak zorunda degilsiniz, muhalefet olun veya alakasiz bir konuyla baglayin. "Evet soguk gercekten, ama boyle havalarda yapilacak harika aktiviteler var. Ben x,y,z'den cok keyif alirim mesela. Senin de bunlar gibi soguk mevsimde yapmayi sevdigin aktiviteler var mi?", gibi. 

3. Konusmaktan zevk aldiginiz konulari onceden bilin. Bazen tanimadiginiz kisiyle baslatmaya calistiginiz sohbetler birkac dakika icinde sikici bir hal alabilir ve zorunluluktan yapildigi bellidir. Birisiyle konusma baslatmadan once siz eger kendi keyif aldiginiz konulari bilirseniz, en azindan sizi mutlu eden konulari birer birer konusma sirasinda yonlendirebilir ve ortak bir alan olup olmadigini diye kesfedebilirsiniz.

4. Gozlem yapin. Bulundugunuz ortamda, sosyallesmeye gecmeden once etrafi gozlemleyin. Konuklari, dekorasyonu, yemekleri, muzigi fark edin. O an, hic tanimadiginiz insanlarin oldugu bir ortamda, ortak oldugunu bildiginiz tek paylasiminiz bulundugunuz etkinliktir. Dolayisiyla, sohbet baslatmadan once yaptiginiz gozlem, size konusacak yeni konular verecektir. 

5. Pozitif yaklasim herseydir. Eger biraz sonra yapacaginiz kisa sohbetin ne kadar gereksiz oldugundan baska birsey aklinizdan gecemiyorsa, emin olun bu karsinizdaki kisiye de yansiyacaktir. Zorunluluktan ve ortamin sosyallesmek konusunda uzerinize yarattigi baskidan dolayi biriyle sohbet etmeye calisirsaniz bu yuzunuzden okunur ve hissedilir. On dakikalik havadan bir sohbetin size bir sonraki musterinizi getirmeyecegini bilemezsiniz. Yani belki de hic gereksiz degil, aksine cok gereklidir. 

6. Ilginizi konustugunuz kiside olsun. Birisiyle konusurken, karsinizdaki insanin surekli omzunuzun uzerinden baska bir yerlere bakmasi veya her 10 saniyede bir kapidan kimin girip ciktigini izlemesi kadar rahatsiz edici birsey olamaz. Havadan sudan da olsa, karsinizdaki kisiyle yaptiginiz sohbeti onemsediginizi gostermek onemlidir. Kapiyi izlemek istiyorsaniz, kapiyi tek basinayken izleyin. Birisi sordugunuz sorulara cevap verirken degil. Gozlerine bakin ve ilginizin onda oldugunu gosterin. 

7. Iltifat etmekten kacinmayin. Konusmaya basladiginiz kisiyle ilgili on bilgiye sahipseniz, bu sizin icin yorum yapacak bir alandir. Ornegin meslegindeki basarilarini, yayinladigi makaleyi veya sosyal medyada paylastigi bir fotografin ne kadar guzel oldugunu soylemek, karsinizdaki kisinin gurununu oksar. Belki kariyer hedefiniz karsinizdaki kisiyle ortusuyor ve iltifatla baslattiginiz tatli bir sohbet, ornek alabileceginiz bir takim ozellikleri daha detayli dinlemeniz icin bir firsat yaratabilir. Konusacaginiz kisiyi hic tanimadiginizda ise, uzerindeki giysi veya bir aksesuara bile iltifat edebilir ve ornegin yesil rengi ne cok sevdiginizden veya tam oyle birseyi aradiginizdan ve nereden aldigindan bahsedebilir ve olumlu bir sohbet icin ilk adimi atmis olursunuz. Ee ne demisler, tatli dil yilani deliginden cikartir. :)



December 19, 2014

Baya Bildiginiz Ev, Ama Bu Ev Tavsiye Evi!

  No comments    
categories: ,
Gecen sene bir gun Bagdat Caddesi'nden gecerken Bostanci taraflarinda gozume ilginc bir logo takilmisti: pembe bir ev logosunun uzerinde Tavsiye Evi yaziyordu. 'Nedir bu acaba' diye internetten arama yaptigimda karsima cok enteresan bir is modeli, yepyeni bir pazarlama mecrasi ve kurucusu Renan Tavukcuoglu cikmisti. Tesaduf, Tavsiye Evi acilali da henuz birkac ay olmustu. Fikir o kadar hosuma gitti ki, Linkedin'den Renan Hanim'a mesaj atip tebrik etmistim, o da 'bir gun kahveye beklerim', demisti. Uzerinden bir yil kadar zaman gecti ve ben bu sene MBA tezim icin icerik pazarlama konusunda yazarken, Turkiye'de istisnai bir model olmasi sebebiyle, inceledigim orneklerden biri de Tavsiye Evi oldu. Bu vesileyle Renan Hanim'la tekrar irtibata gectim, madem tezimde de yaziyorum, gidip kendisinden dinleyim istedim neler yaptiklarini. 

Oncelikle, Tavsiye Evi nedir
"Tavsiye Evi bir Tavsiye Kanalı projesi. Türkiye’deki ilk ağızdan ağıza pazarlama ajansını kuran WOMM (Word of Mouth Marketing)’un öncüsü Renan Tavukçuoğlu’nun geliştirdiği, Reklamcı ve Girişimci Erdem E. Tavukçuoğlu ile birlikte hayata geçirdikleri yeni bir mecra. Evin temel misyonu teknolojiyle iletişimi birleştirerek markaları kadınlar ile buluşturmak. E-mail Marketing, WOMM, Online Research, Event marketing, Social Media Marketing, Community Management, Broadcasting hatta Outdoor çalışmalarını tek başına bünyesinde toplayan bu ev, içindeki markalarıyla da göz dolduruyor."

Tavsiye Evi (ve Tavsiye Kanali), Meleklerine, markalarin urunlerini ilk elden deneyimleme sansi (gerek Istanbul'daki fiziki ev ortaminda yapilan etkinliklerle, gerekse posta ile iletilen urunler ile) sunarak, marka ve tuketici arasinda dogrudan bir etkilesim yaratiyor ve objektif, yalnizca kullanicinin tecrubesine dayanan yorumlar uretiyor. Deneyimlerini, sosyal medya platformlarinda gorsel veya yazi formunda icerik ureterek ve birebir iletisimde olduklari cevreleriyle paylasarak, markalar icin kartopu etkisinde bir pazarlama dongusu yaratiyorlar. Oyle ki, yakin tarihte yapilmis bir kampanyanin, yalnizca olculebilir etkisi, 17 milyon paylasim/goruntuleme olmus. Bunun disinda, olculemeyen ama sozlu olarak yayilan bir etkisi de soz konusu elbette. 

Pazarlama, pek cok kanaldan ve pek cok sekilde yapilabilir, ama dogru pazarlama gercekten cok buyuk farklar yaratabilir. Cok yuksek miktarda paralar harcanarak reklamlar, afisler ve kampanyalarla da musterilere ulasilabilmek mumkunken, tuketicinin satin almak konusundaki nihai kararini en cok tetikleyen, urunu deneyimlemis birinden duydugu/okudugu/gordugu sonuc ve/veya yorum oldugunu goz ardi etmemek lazim. Bu da, WOMM ve icerik pazarlamasinin ne kadar etkili ve onemli oldugunun gostergesi aslinda. Bu anlamda, Tavsiye Evi'nin yarattigi mecra, markalar icin de, tuketici icin de cok dogru ve etkili bir bulusma noktasi. 

Tavsiye Evi ile ilgili daha detayli bilgi icin web sayfasi:


*Fotograflar TavsiyeEvi'nin kendi sayfasindan.

December 16, 2014

Parayla Degil Paylasarak Alisveris

  2 comments    
categories: ,
Ardi ardina acilan AVM'ler, cesitliligi artan magazalar, SMS'le bile cekilen krediler, online alisverisin kolaylasmasi, zaten hizla artmaya megilli olan tuketim cilginligini iyice tetikledi son yillarda. Alisveris, ihtiyaclari gidermek icin yapilan bir aktiviteden cikarak, yeni cikan her urunu almak, denemek, bir yerine uc almak, hep daha cok almak seklinde degisti. Bu tuketim cilginligina tezat olarak paranin gecmedigi ve paylasim ekonomisini destekleyen harika paylasim platformlari var bir yanda da. Birseye ihtiyac duydugumuzda satin almanin disinda da opsiyonlar oldugunu hatirlatan cinsten platformlar. 

Bu platformlarda, esya sahipleri, ucretsiz olarak veya takas edilecek sekilde urunlerini paylasima acabiliyorlar ve urunler platformu gezen ihtiyac sahipleriyle bulusuyor. Bircogumuzun evinde raflarda tozlanmis, kullanilmayan ve bir daha da buyuk olasilikla hic kullanilmayacak oyle cok sey var ki... Kullanilmayan esyalarimizi cope atmak veya gereksiz yere dolaplarda tutmak yerine, bunlari ihtiyaci olanlara ulastirmak ve bu paylasim agini guclendirmek cok onemli. Yesilist Yayin Editoru Beste Bal'in ve Onedio'da Esra Iyidogan'in yazilarindan derledigim bu platformlari, sizlerin de aklinda bulunmasi ve cevrenizde, evinde kullanilmayan esyalarini ne yapacagini bilemeyen tanidiklarinizla paylasmaniz ve bu aglarin yayilmasini istedigim icin yaziyorum:

alseninolsun.net: Türkiye çapında hemen her konuda paylaşımda bulunabileceğiniz bir platform. Yöntem basit, siteye üye oluyorsunuz ve ihtiyacınız olan şeyle ilgili ilanlara göz atıyorsunuz. Eğer aradığınızı bulduysanız dolaşıma sokan sahibiyle iletişime geçiyor ve ücretsiz sahip oluyorsunuz. Sadece sahiplenme değil elbette mesele, siz de paylaşmak istediğiniz ürünler için ilan açarak ihtiyacı olan birilerine ulaşmasını sağlayabilirsiniz. Konaklama, yol arkadaşlığı, kitap-dergi, ev dekorasyon, giyim, elektronik eşya, bilgisayari hobi-oyun, müzik ve daha pek çok şeyi bir arada bulabileceğiniz platforma buradan ulaşabilirsiniz.

Askıda Ne Var: 
Üniversite öğrencilerine ücretsiz yemek sağlamak için tasarlanmış bir proje. Ankara, İstanbul, Bolu, İzmir ve Bursa'da anlaşmalı restoranlarda kendiniz için sipariş verirken askıya bırakmak istediğiniz yemeği de söylüyorsunuz. Ödemeyi yaparken askıya bırakacağınız yemeğin fişini alıyor ve mekandaki proje panosuna asıyorsunuz. Gelen öğrenci, kimliğini gösteriyor ve panodan dilediği yemeğin fişini alıp karnını doyuruyor. Platformun tüm bileşenlerine buradan ulaşabilirsiniz.

 Bookserf: Pek çok kitap paylaşım platformu içinde Bookserf'i ayıran yanı yabancı dilde kitapların dolaşımda olması. Bunun en önemli nedeni ise yabancı dildeki kitapların fiyatlarının oldukça yüksek olması. Bu platformda 'ödünç' sistemi işliyor ve bir karşılıklılık yok. Şöyle ki okumaktan keyif aldığınız kitapları fotoğraflarını da çekerek gönderiyorsunuz. Kitaplığınızın bir fotoğrafı ile kendinizi de tanıtan bir mini biyografiyi ekiple paylaşıyorsunuz ve kitapları dolaşım rafına ekliyorsunuz. Bir kitap arıyorsanız da kitaplıkta geziniyor, bulduysanız altına yorum yazıyor ve sahibinden ses gelmensini bekliyorsunuz. Kitap 2 hafta sizde kalabiliyor. Bookserf'e buradan ulaşabilir, atölyeleri Bitti Gitti'yle                                                                           de buradatanışabilirsiniz.

EKOYOL Taşıt ve Güzergah Paylaşımı: 'Arabası boş gidenin melankolisi yaman olur' sloganıyla hareket eden platformda esas olan ortak kullanımın güzelliğine ve iyiliğine vurgu yapmak. Platformda gideceğiniz ya da gitmek istediğiniz güzergahı duyuruyor, araç ya da yol arkadaşı arıyorsunuz. Hem gündelik yaşamda hem de uzun mesafelerde oldukça işlevli olan paylaşım daha az karbon salımı, daha az araç, daha az masraf ve daha bol muhabbet vaadediyor. Platforma buradan ulaşabilirsiniz.


Eşya Kütüphanesi: Kütüphanenin amacı tüketim konusunda bilinçlenme sağlamak. bu amaçla 'ödünç vermek' istediğiniz eşyalarınızı burada listeyelerek paylaşıma açabiliyor siz de belki de bir defalığına ihtiyaç duyacağınız, kullanmayı şimdiye kadar istediğiniz ama satın alamadığınız şeyleri para vermeden kullanma imkanını elde ediyorsunuz. Platformda güvene dayalı bir işleyiş hakim. Bu nedenle başına bir şey gelmesini istemeyeceğiniz eşyalarınızı mümkünse listelememe önerisinde bulunuyorlar. Nasıl yola çıktıklarına ve daha fazlasına buradan ulaşabilirsiniz.



esyapaylas.com: Platform, küresel olarak paylaşımın artmasıyla aşırı tüketimin neden olduğu israfın önlenebileceği, küresel ısınmanın azalacağı, gelir dağılımındaki bölgesel eşitsizlik sorununa da ekonomik bir müdahalenin gerçekleşebileceği bir paylaşım döngüsü yaratmayı hedefliyor. Bu bağlamda ihtiyacınız olan eşyaları size yakın yerlerden temin etme imkanı elde ediyorsunuz. Dilerseniz eşyaları hibe ediyor dilerseniz takas ediyorsunuz, bu tamamen size bağlı. Bahçe malzemeleri, ev dekorasyon, beyaz eşya ve mutfak malzemeleri, ofis ve büro malzemeleri, bilet-davetiye ve daha pek çok başlıkta paylaşıma erişmeniz mümkün. Platforma buradanulaşmanız mümkün.



Foods Not Bombs/ Bombalara Karşı Sofralar: "Savaşı / yoksulluğu körükleyen devletlere, israfa, doğa / hayvan sömürüsüne ve tüketim kültürüne kazan kaldırıyoruz!" diyerek hemen her Çarşamba İstanbul'da Tepebaşı'nda dayanışmayla ve satın alınmayan gıdalarla sofra kuruyorlar. Sofrayı kuracakları gün 15.00'te toplanıyor ve yereldeki gıda satılan yerleri gezerek 'tüketim döngüsünün dışına çıkan' ancak besin değerinden hiçbir şey yitirmeyen gıdaları topluyor, el birliğiyle herkese açtıkları sofra için hazırlıklara girişiyor. Daha fazla bilgiyi buradan edinebilirsiniz.



Freecycle: Sistem çok basit, platformda ihtiyacınız olanları 'talep' ediyor, artık ihtiyacınız olmayanları da 'teklif'le dolaşıma dahil ediyorsunuz. Çok merkezli ve başlıklar altında Freecycle platformları yer alıyor. Üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Freecycle İstanbul
Freecycle AnkaraBisiklet Freecycle İstanbulKitap Freecycle İstanbulFreecycle Art  


Giysi Takası: Takas üzerine de yeniden düşünmeyi teşvik eden, sabit bir yeri olmayan, zaman zaman düzenlediği etkinliklerle paylaşımı çoğaltan bir platform. Paylaşacağınız giysiler için çok temel bir hatırlatmayı her defasında yapıyorlar: giysiler, sizin de alıcı gözüyle baktığınızda ihtiyacınızı karşılayabileceğini düşüneceğiniz temizlik ve kullanışlıkta olsun. Bu takastaki 'ihtiyaç' tüketim kültürüne alternatif bir paylaşım modeli sunabilmek. Genellikle İstanbul merkezli etkinlikler düzenleyen platformu buradan daha yakından takip etmeniz mümkün.





KitapAğacı.org
: Kitap bağışlamak isteyenlerle kitaba ihtiyacı olanları buluşturmak için gönüllüler tarafından 2009 yılından beri faaliyetlerini sürdüren bir platform. Kitaba ihtiyacınız varsa sitede yer alan 'kitap bul' sekmesinden Türkiye'nin dört bir yanından bağışçı olmak isteyenlerle doğrudan bağlantıya geçebiliyorsunuz. Bağışçı olmak istiyorsanız da 'kitap bağışla' sekmesinden bağışçı ağına siz de dahil oluyorsunuz. Eğer varolan ilanlardan biri ihtiyacınıza yanıt vermiyorsa kendi ilanınızı da buradan vermeniz mümkün. Kitap paylaşımına aracılık eden platforma buradanulaşabilirsiniz.




Ulusal Tohum Takas Merkezi: 2012 yılından beri yerel ve atalık tohumları yaşatmak için farklı dönemlerde tohum takası düzenleyen bir platform. Eğer ekim işleriyle ilgileniyorsanız tohumlarınızı bu platformdan temin edebilir ve yerel tohum takas şenliklerinden haberdar olma imkanı elde edebilirsiniz. Platformu buradan takip edebilirsiniz. 



VERRR: 
Kullanım ömrünü henüz doldurmamış ama ihtiyacınıza yaramayan eşyalarınızı paylaşabileceğiniz bir platform. Türkiye çapında bir paylaşım ağı olan VERRR, harita üzerinde işaretleyerek elinizdekileri paylaşıma açma imkanı tanıyor. Aynı şekilde ihtiyacınız olan şeyi de buradan yalnızca kargo ücreti ödeyerek temin etme imkanınız var. Sitelerinde paylaşım hikayelerine de yer vererek başka bir paylaşımın mümkün olduğunu vurgulayan platforma buradan ulaşabilirsiniz.  


Zumbara: Zumbara, "Zaman Kumbarası"nın kısaltması olup, kullanıcılarının hizmet verdikleri saat kadar hizmet almalarını sağlamaya yönelik alternatif bir ekonomik sistem platformu. Bugün verdiğiniz 2 saatlik hizmet sonucunda ister bir kişiden 2 saat, ister ayrı kişilerden birer saat hizmet alabilirsiniz. Dilerseniz de faydalanmak istediğiniz bir hizmet çıkana kadar bekleyebilirsiniz. Detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
 


Kardesim Giysin: Mottosu: "Dolapta beklemesin, kardeşim giysin." İki çocuk sahibi girişmci bir annenin, çok çabuk küçülen ve kullanılmaz hale gelen bebek-çocuk kıyafetlerini tekrar kullanıma sokma ihtiyacından bu platform doğuyor. Burada, anneler küçülen kıyafetleri ihtiyaç duyan diğer annelerle paylaşıyor. Ulasmak icin tik.







Civarda Bul: Eşya paylaşım platformlarının en önemli sorunlarından biri, eşya veren ve alan arasındaki mesafe. Örneğin kullanılmayan bir buzdolabının ihtiyaç duyan birine ulaşması için önemli bir kargo masrafı ve taşıma zahmeti gerekiyor. Lokasyon bazlı Civarda Bul platformu, bir harita üzerinde ilanları gösteriyor ve ihtiyaç duyduğunuz eşyayı, sizin civarınızda arıyor. 





Yazilarin orjinalleri: 


December 14, 2014

Sef'ten Ogrenilecek 6 Sosyal Medya Dersi

  2 comments    
categories: , ,
Harika bir Cumartesi'nin aksaminda, uzun zamandir izlemeyi istedigim Chef filmini maaile izleyebildik ve ancak bu kadar keyif alabilirdim! Icinde tutku, yemek, renkler, Miami, Los Angeles ve harika muzikler olan bir film. 

Yazdigi, yonettigi ve bas rolunde oynadigi filmde Jon Favreau, cok yetenekli ve basarili bir sefi canlandiriyor. Calistigi luks restoranin sahibiyle, kemiklesen menunun degisikligi konusunda zitlasir, ardindan ayni menu yuzunden sehrin en onemli yemek elestirmeni tarafindan sosyal medyada rezil edilir. Ne yaptigini cok da farketmeden, elestirmenle sosyal medya uzerinden kavgaya tutusur ve issiz kalir. En yakin arkadasi ve 10 yasindaki ogluyla birlikte bir yemek kamyonuyla Miami'den LA'e dogru yola cikar ve meslegiyle birlikte, aile iliskisinde de mutlulugu yakalar. 
Hikayesi bir yana, film sosyal medya konusundaki dogru tespitleri ve yaklasimi takdire sayan! Filmden cikarilabilecek 6 ders iste bu sekilde: 

1. Musteriye ulasmak hic bu kadar kolay ve ucuz olmamisti! 
Jon Favreau'nun 10 yasindaki oglu, babasiyla birlikte gecirdigi ve sef ciragi olarak calistigi gunlerde, cep telefonuyla surekli fotograflar, videolar ceker, sosyal medya hesaplarinin tamamini yonetir. Ozellikle Twitter ve Instagram'dan yaptigi paylasimlar ve lokasyon etiketlemeleri sayesinde binlerce kisi bir anda yemek kamyonunundan ve nerelerde durak yaptiklarindan haberdar olup durduklari noktalarda metrelece sira olusturur. 

2. Sosyal medyanin, ozellikle twitterin gucunu hafife almayin! 
Yemek elestirmenine ozel mesaj olarak yazdigini sandigi ters bir twitter mesajinin ardindan sefin bir gecede binlerce takipcisi olur. Restorandaki ofke patlamasinin videolari ise sosyal restoran misafirleri tarafindan interenete yuklenmeye baslayinca viral olur ve konu yazili basina kadar ilerler. Ne kadar hizla ve genis kitlelere yayildigini dusunursek, ne yazdigimiza dikkat etmek lazim. Bir yandan da hedef ilgi ve takipci cekmekse, bunun da en kolay yolu yine ayni mecrayi kullanmak. 

3. Fotograf ve videolar sosyal medyadaki en etkili paylasimlar!
Anlatilmak isteneni gorsel ifade etmek belki de en carpici yontem. Bir yemegin tarifini vermekle, fotografini veya kisa bir videosunu izlemek apayri seyler. Gorsel her zaman daha cazip. Bosuna dememisler bir fotograf 1000 kelimeye bedel diye. 

4. Hikaye anlatin!
En guzel postlar hikayesi olanlar, cunku insanlar hikayelere bayilir. Bir ise nasil basladiginizin, calisanlarinizin, yemeklerinizin, kamyonunuzun nasil renove edildiginin hikayesi mesela. Birseyin son halini yalnizca gormeyi degil, o hale gelirken neler yasandigini duymayi insanlar daha cok seviyor. Sandvicin fotografini degil, kamyonun hikayesini de anlatin. 
5. Takipcilere de fotograf cekebilecekleri birsey verin!
Iyi bir sosyal medya stratejisinde, sadece sizin kendi fotografinizi cekmeniz yetmez, takipcilere de fotograflarini cekebilecekleri, guzel bir arka plan/objeler yaratmak lazim. Bu rengarenk bir logo olabilir, sapsari bir kamyon, insanin agzinin suyunu akitan cinsten bir sandvic, ne olursa. Tekrar tekrar paylasilmaya degen baska icerikler icin firsat yaratmalisiniz. 

6. Guclu iletisim icin sosyal medya!
Sosyal medya sayesinde, hayranlarinizla, ailenizle, aslinda iceriginizi okuyan herkesle bir iletisim haline girersiniz aslinda ve bu, baglarin guclenmesi icin bir firsat. Duzenli icerikle, takipcileri 'hayranlara' donusturmek mumkun. Dogru bir stratejide zaten sadece yazip/paylasip birakmamali, takipcilerle iletisim ve etkilesim halinde olmalisiniz. Onlari da dinlemeli ve bagi guclendirmelisiniz.  

Keyifli, bol muzik ve yemekli bir film ve sosyal medyaya dair onemli tuyolar icin Chef'i kesinlikle oneririm!

December 5, 2014

Calisirken MBA Yapmak Uzerine ve Turkiye'de MBA Programlari

  No comments    
categories: ,



Uzun mucadeleler sonucunda bitirdigimiz lisenin ardindan belki cok isteyerek, belki de istemeyerek ama puanimizla tutturabildigimiz bolumlerde universiteye giriyoruz. Ilk birkac ay, belki bir yilini liseden ve sinav bombardimanindan cikmanin gevsekligiyle laylaylom gecirdikten sonra, lisenin zorlugunu hayli hayli unutturacak agirlik ve yogunlukta bir dort sene basliyor. Ha gayret diyerek gecen yillarin sonunda diplomayi aliyoruz, mezun oluyoruz. Derken, is hayatina adim atmamiz gerektigini anlayinca universiteyi bitirmenin mutluluk ve ozgurlugu de buhar olup ucuyor ve kendimizi hayatimizdaki en cileli ve gicik donemde buluyoruz. Rekabetin hat safhada oldugu, yasam kosullarinin hep daha yuksek bir gelir icin baski yaptigi is dunyasinda ise biraz daha one gecmek icin, veya kendimizi, eksik oldugumuzu dusundugumuz alanlarda gelistirmek icin ozel uzmanlik programlari veya yuksek lisans programlarina bu sefer odagimizi ceviriyoruz. MBA programi, ozellikle lisans derecesi isletme degilken kendini bu alanda calisirken bulan, kendi isini kurmayi isteyen veya yonetici adayi kisiler icin oldukca faydali bir program. 

November 28, 2014

Home Office Calismanin Artisi Eksisi

  No comments    
categories: , ,
Home office calismak, yurtdisinda daha uzun bir gecmisi olmasi nedeniyle cok daha yaygin ve kabul edilmis bir duzen. Turkiye'de ise oldukca yeni ve biraz da aliskanliklara ters oldugu icin evden calisabiliyor oldugunuza cevrenizi ikna etmenizin zaman aldigi bir olay. Gectigimiz Mart ayindan beri evden calisan biri olarak, arti ve eksileriyle ilgili gozlem ve tecrubelerimi paylasmak istedim, zira konuyla ilgili pek cok kisinin merak ettigi sorular oldugunu farkediyorum. Herseyden once, 'evden calismak', 'evde yatarken calisiyor numarasi yapmak' degildir. Bunu kafamizdan hizla cikartarak evden calisan insanlara yaptigimiz buyuk haksizligi once bir yok edelim! :)