Showing posts with label kisisel. Show all posts
Showing posts with label kisisel. Show all posts

June 5, 2015

Yaz Icin Yapilacaklar Listesi

Meteoroloji bizimle ayni gorusu paylasmasa da, su anda disariyi sular seller goturse de, Haziran'in gelmesiyle birlike artik yaz geldi diye kabul etme hakkimiz var bence. Mevsimsel degisimler ve aliskanliklari fazlasiyla benimsedigim ve buna gore ruh halimin ve yapmayi sevdigim seylerin de degistigi dogru. Her yil basinda kendime cikardigim yapilacaklar ve dileklerimin oldugu listeye, bir de mevsimsel listeler eklemenin uygun olacagina karar verdim. Benim gibi sicak mevsim insanlari icin, "yaz hic bitmese" belki de en buyuk dilek olabilir. Sahili, dondurmasi, gezmesi, yuzmesi, guneslenmesi, dinlenmesi, yaraticiligi bol, yenilenmek icinse en guzel mevsim yaz. Hazir bu kadar ilham vericiyken, ben de onumuzdeki aylar icin kendime guzel bir liste hazirladim.

1. Ev yapimi dondurma yapmayi denemek ve mumkunse basarmak! :)

2. Balkonumuzu oturmasi keyifli, rengarenk bir ortam haline getirmek.

3. Istanbul civarindaki sahil yerlerini kesfetmek - Adalar, Kiyikoy, Kilyos, Sile, Riva mesela.

4. Bu sene yazlik tatil surelerimiz kisa oldugu icin Istanbul'lular sehirden uzaklastiginda sehrin guzel koselerini, mekanlarini, sokaklarini ve surprizlerini kesfetmek, bol bol fotograflamak.

5. Agustos'taki Paris ve sohbahara dogru planladigimiz yurtdisi seyahatlerinden once, fotograf makinami gozum kapali kullanir hale gelmek.

6. Balkon bahcemizdeki sebzelerimizi yasatmayi basarip ilk urunlerimizle salata yapmak.

7. Yaz boyunca yuruyuslerimi aksatmamak, sahilin mis havasi ve enerjisiyle beslenmek.

8. Kizlarla bir hamam/guzellik/keyif gunu planlamak.

9. Hic gitmeyip hep istedigim acik hava sinemasi keyfini yasamak!

10. Yaz bitmeden artik yillardir isteyip cevresindeki her yere gidip kendisine gidemedim Bozcaada'ya gitmek.

Diger konulardaki listeleri gormek icin buradan --> listeler

May 29, 2015

Live, Love, Dream - Tomorrowland

dreaming - hayal kurmak - ilham veren fotograflar

Çevremdeki pek cok kişiyle konuştuğumda, inanılmaz iyi fikirler dinliyorum, hayallerini, ve onları heyecanlandıran düşüncelere şahit oluyorum ve herşeyden öte, bunları anlatırken gözlerinin içinin parladığını gözlemliyorum. Ses tonları ve vücut diline kadar yansıyan o rahatlama ve heyecanı anlamamak için gerçekten kör olmak lazım. Kimisinin hayali Ege'ye yerleşmek oluyor, kiminin ceviz yetiştirmek, yazmak, fotoğraf çekmek, takı tasarlamak, kafe açmak, kendi atölyesini kurmak, müzik yapmak, kiminin de muhteşem inovatif projeler çıkaracak bir girişim sahibi olmak. Ama sonra olan oluyor ve bunları konuşup heyecanlandığımız, planlar kurduğumuz kahve molaları, öğlen yemek araları veya haftasonları sona eriyor ve herkes yeniden adeta yaşam mücadelesi verdiği ve idareten para kazanmak uğruna yaptığı işine dönüyor, hayallerini rafa kaldırıyor. Çünkü sistem bu.

Çocuk yaştan beri, oku, sınavları kazan, üniversiteyi bitir, biter bitmez işe gir, sebat et, çalış,çalış ve yüksel şeklinde bir yönlendirme, daha doğrusu beyin yıkama var. Veya aile kurdun, çocuğun oldu, 'artık evine vakit ayırmalısın, eşin ve çocuğun icin yaşamalısın, hayat senin için bitti, öncelik sen değilsin, gibi depresif ve kısıtlayıcı saçma bir toplumsal dayatma var. Bu önceden belirlenmiş olan rotaların dışına çıkmak ise adeta bir yasak elma!

Bir gün bir deli cesareti gelene kadar veya piyangodan ikramiye çıkana kadar herkes statükoyu koruyor, direne direne rutinlerini sürdürüyor, çarkı çeviriyor. Tabii bu süre boyunca, hayallerini koruyabilen, hatta daha da ötesi, hayal kurmayı başarabilen kişilerin sayısı onbinlerde 1'lere iniyor tahminen. 'Ressam olma, para kazanamazsın'. 'Müzik yapma, seni kim dinleyecek, beş parasız kalırsın. 'Yazacaksın da ne olacak, kim senin yazılarını okuyacak'? Bilmiyorum! Ama bildiğim birşey var ki, artık hayal kuramaz hale gelmek ve kendine inanmamak bir insanin başına gelebilecek en en en kötü şey!


Dünyayı kötülüklerden, hastalıklardan, küresel ısınmadan kurtarabileceğine inanan, Jetgiller'deki gibi uçan arabalar yapabileceğimize inanan çocuk beyinlerimizi düşünün önce. Sonra da büyüdükçe, o sınırsız hayal gücüyle çalışan beyinlerimizin, toplumsal dayatmalar, vizyonsuz yaklaşımlar ve dünya genelinde yaşanan olumsuzlukların sürekli tekrar edilmesiyle birlikte nasıl karamsarlığa sürüklendiğini. İki gün önce, çok feci geçen bir iş gününün sonunda, vizyonu sebebiyle dünyadaki en beğendiğim marka olan Disney'in Tomorrowland filmine gittik Barış'la. Filmin abartı olan, geyik kısımları elbette var. Ama öyle önemli bir noktaya dokunuyor ve mesaj veriyor ki, istisnasız herkesin izlemesini isterim. Hayallerimizi nasıl kaybettiğimizi, karamsarlaştıkça, çevremizdeki sayısı zaten azalmış olan hayalperestleri de yok ettiğimizi ve böylece bizim için umudun nasıl kaybolduğunu anlatıyor film.

Oysa ki o hayalperestlere ve inancını kaybetmeyenlere, suya ihtiyacımız olduğu gibi ihtiyacımız var. 


May 9, 2015

Sporun ve Kadin Olmanin Gucunu Kutlamaya: #ntctouristanbul'la #gectimkendimi !

Ne kadar sure antreman yapmasam da, sporla arama mesafeler girse de, doner dolasir ilk buldugum firsatta geri donerim ve terlemeye basladigim o mukemmel anla birlikte ne cok sevdigimi yeniden hatirlarim. Hayatimdan asla cikmasini istemeyecegim yegane seylerden biri spor! Tek bir turu de degil, mumkunse her turu. Kosu, fitness, hele yoga ve dans. Enerjim yettigince her bir spor dalini denemek ve ogrenmek istiyorum. 


Bir yandan her ara verdigimde, nankorce gerileyen kondisyonumu geri kazanmak icin aylarca caba gostermem gerekse de,  her defasinda kendimi muthis guclenmis ve iyilesmis hissediyorum. Bugunku efsanevi Nike Training Club etkinligiyle birlikte, is tempomum artmasina paralel olarak dususe gecen spor hayatim ve kaybettigim kondisyonumu kazanmanin sanirim ilk adimini atmis olabilirim. 



Birkac hafta once tesadufen bir yerlerden ogrendigimde, vakit kaybetmeden Duygu'yla birlikte kayit yaptirmistik #ntctouristanbul'a ve bugun ilk gunu icin oradaydik. 9-10 Mayis'ta 2 gun boyunca Suada muhtesem bir fitness adasina donusturulmus ve Nike Women organizasyonuyla, sadece bayanlara ozel muthis bir program ve adim basi keyifli aktiviteler hazirlanmis. 1000'e yakin kadinin hep birlikte antreman yaptigi, dansla senlenip, kick-box ve spinning'le ter dokup, bogaza nazir, denizin uzerindeki muthis bir alanda yoga yaparak huzur buldugu utopik bir ada dusunun. Antreman aralarinda renkli iplerle saclarinizi ordurebileceginiz, nail art yaptirabileceginiz, denize karsi yemeginizi yiyip ozel karisim juice'larla tazelenebileceginiz, bolca fotograf cektirebileceginiz alanlar var. Adaya vardiginizda, gunluk antreman programinizi secip, sizin icin hazirlanmis ve surprizlerle dolu cantanizi kapin ve gunun tadini cikarmaya baslayin!



Cok uygun bir ucretle katilabileceginiz ve icinizdeki spor tutkusunu atesleyebilecek, kadin olmanin gucunu ve mutlulugunu yasatacak bu etkinlige gitmek icin hala yarininiz da var, o yuzden vakit kaybetmeden yazmak istedim. Degerli esya goturmemek adina yalnizca yanimda telefonum vardi, dolayisiyla fotograflar Iphone'umdan :) 

Hadi yarin antreman yapmaya, kadinlara ozel organize edilmis bu super gunun tadini cikarmaya!








April 19, 2015

Istanbul Sendromuna Cozum: Sahil

Istanbul'da yasamak cok zor. Dunyadaki pek cok sehre kiyaslanacak olsa, insani en cok yoran yerler listesinde basi cekecegine bahse girerim. Kalabaligi ve trafigi mi dersiniz, is-sosyal hayat dengesini alt ust eden temposu mu, yoksa pahaliligi mi... Neresinden tutmaya calissam sinifta kaliyor! 

Evet, kopruleri var, pek guzel, pek degisik. Dunyada iki kitayi birlestiren baska sehir de yok, tamam. Moda'si, Bebek'i, Tarabya'si, Hisar'i, Galata Kulesi, deniz sefasi yapmak icin vapurlari var. Mis gibi semtleri, restoranlari, insani kendine ceken sahilleri, kokusu ve manzalari var. Super. Super de, nufusun cogunlugunu olusturan calisan kesimi icindeyseniz, Istanbul'un sefasini surmek bir yana, ancak iskencesini cekiyorsunuz. "Istanbul'dan baska yerde yasamayi dusunemem, dunyanin en guzel yeri burasi", diyenler, ne pahasina olursa olsun savunanlari var. Direk soyleyeyim, cok yaniliyorsunuz! :)
Dunyada oyle inanilmaz yerler var ki, Istanbul onlarin yaninda copluk kalir. 

Istanbul'u sikayet etmeye gerek yok, hersey ortada zaten. Burada yasamayi su veya bu sebeple de tercih etmissek, geriye sehrin 'hack'lerini ogrenmek kaliyor! Nedir bu 'sehir hack'leri diyecek olursaniz, karmasanin icinde hayati kolaylastiran/guzellestiren tuyolar diyebilirim. Gizli sakli kalmis super bir nokta da olabilir bu, ya da trafigi elimine etmeyi saglayan saat veya guzergahlar da, ulasimi ucuza getirmenin yollari da.

Benim icin Istanbul'un 'hack'lerinin basinda, bu sehri dayanilir kilan, kalitesiz hayattan bunaldigimda beni telkin eden, tazeleyen  ve yaraticiligimi tetikleyen guzellik, Bostanci-Caddebostan Sahili'dir!


Anadolu Yakasi'nda, isimden cok cok uzakta yasiyorum. Her gun 3 saat yol gidiyorum ve kafayi yiyorum, ama ote yandan kendimi sansli hissediyorum, cunku Bostanci'ya yakin oturuyorum(trafik yoksa 10 dakika). Ve Istanbul'da en sevdigim hat olan Bostanci-Caddebostan sahil seridine bu kadar kolay ulasabilmek ciddi anlamda buyuk bir sans.


Yaklasik 6 KM'lik o hat, haftanin tum stresini kafamdan alip atiyor, trafiginden ve gurultusunden uzaklastiriyor. Kulagimda, enerjimi her adimda artiran muzigim, arkadan hafiften gelen dalgalarin ugultusu ve martilarin civiltilariyla baska bir yere isinlaniyorum adeta.


Bana gore, spor yapan insanlar mutludur ve etraflarina da super bir enerji sacarlar. Sahilde yururken veya kosarken, cevremdeki insanlarin yuzlerindeki enerji ve duruslarindaki ozguven, ayna gibi bana da geciyor ve terapiye gitmis gibi ben de daha mutlu ve rahatlamis donuyorum eve.


Eger yalniz yurumekten sikiliyorsaniz, yaniniza bir arkadasinizi, sevgilinizi, ya da annenizi/babanizi da alabilirsiniz. Sahilde gecireceginiz sure, bolunmeden sohbet edebilmek icin de super bir firsat bence.  Bazi aksamlar Baris'la sahile gittigimizde, evde gecirdigimiz birkac saatlik sureye bedel, kaliteli sohbet edebiliyoruz, cunku evdeki gibi televizyon, bilgisayar veya telefonla bolunmuyoruz.




Sahile duzenli gittikce, tanidik yuzler, hatta tanidik kediler ve kopeklere rastlayacaksiniz. Bir sure sonra bakmissiniz merhabalasiyorsunuz veya durup kedilerle oynuyorsunuz. Hayatinizda adeta yeni bir sosyal cevre olacak!


Tum bunlara ek, tempolu yuruyus kilo vermek isteyenler icin (mesela ben!) en ideal ve tavsiye edilen egzersizlerin basinda geliyor! Hem fiziksel, hem zihinsel olarak kendiniz icin muthis birsey yapiyorsunuz yani! Unutmayin, gunde 10.000 adim!


Ayrica, uslu bir cocuk olursaniz, dunyanin en sevimli hayvanlarindan olan yunuslari bile gorebilirsiniz! Sahile gitmek icin daha ne duruyorsunuz!?

April 18, 2015

Tembel Olmanin Ozgurlugu

  No comments    
categories: , , ,
Jumeirah-Beach-Dubai-UAE
Islerin yogunlugu ve Istanbul'un karmasasi arasinda kosturmaktan bir hal olmus vaziyette, biraz durup soluklanmaya hasret kalmisken, bu haftasonu hicbir planim olmamasi ilac gibi geldi! 

Baris'la Dubai collerinde ATV'lerle yarisma ve Basra Korfezi'nde dunyaya rest cekmis sekilde yuzme planlarim varken, vizemde cikan problem planlarimi suya dusurerek beni kocamla ayirdi. O bensiz Dubai'ye gidince, ben de aniden bosa cikan haftasonumu belki universiteden beri yapmadigim gibi evde miskin miskin bolca okuyup film izleyerek gecirmeye karar verdim. Sahil yuruyuslerim haricinde kanepeye neredeyse yapisik geciriyorum zamanimi. Bir yere yetisme telasi olmadan, trafikte gerilim yasamadan, yapilacak isler listem beni devamli durtmeden, tembel olmanin ozgurlugunu hissederek geciriyorum. 

Aylardir bakmayi isteyip bakamadigim fotograflari uzun uzun seyrettim, filmler izledim, acelesiz, telassiz yemek yaptim, ciceklerimi suladim, dolaplarimi temizledim, yuruyusumu yaptim, denizi izledim, falan. Ne kadar basit ama ne kadar az vakit ayirabildigim seyler aslinda. Ve gercekten, sehir kosturmasina oyle kaptiriyoruz ki kendimizi, tembelligin verdigi o muhtesem ozgurlugu unutuyoruz bazen. 

Bu haftasonunun Baris'i ozleme boyutunu kendime sakliyorum, ama plansiz gecen bir haftasonu sayesinde Pazartesi'ye cok daha saglam baslayacagimi simdiden hissediyorum! 

*{Fotograf Baris'tan}




March 22, 2015

Haftanin 6 Mutlulugu

  No comments    
categories: , , , ,
arret stop sign medium article life hacking career challenges inspiration
Yogun ve hizli gecen haftalar birbirini kovalarken, hatirlanmaya ve paylasilmaya deger guzel seyleri yazmak, yapabildigim en iyi sey sanirim. Haftanin mutluluklarini bir liste yapacak olursam: 

1. Artik yalnizca Sevgili Beyaz Kagit'ta degil, baska kanallarda da yaziyorum ve bu kadar iyi hissettigim birseyi daha sik yapabilmek harika birsey. Isimle alakali olanlari tmobtech.com/blog/'da, kariyer, hayatin icinden konular ve ilham veren seylerle ilgili Ingilizce yazilarimi medium'da okuyabilirsiniz. 

2. Bu hafta medium'daki yazimla ilgili aldigim geri bildirimlerle cok mutluyum.

uludag zirve teleferik teferruc
3. Haftasonu evde oturma hayalleri kurarken Baris'in israrlarina dayanamayip Izmit-Bursa-Uludag seyahati yaparak dolu dolu super bir haftasonu gecirmek. (Detaylari ayrica gelecek)

4. Yeni projeler ve kendime bir websayfasi yapmak icin kullanabilecegime inandigim bir platform bulmus olmak!

5. Fotograf makinamin yerini gunden gune daha cok alan telefonumla hem daha guzel, hem de daha cesitli fotograflar cekebilmek icin uzun zamandir fish eye, macro ve wide lens almayi istiyordum. Secenekleri en son iki urun arasina dusurdukten sonra Olloclip'in 4'u 1 arada lens setinde karar kildim ve Sali gunu elimde! Cok heyecanliyim!

juico cold pressed juice urban deneme
6. Kilomla ilgili bir savas halindeyim biliyorsunuz. Buna ragmen zaman zaman fazla yeyip pismanlik duydugum veya vucudumu temizlemeye ihtiyac duydugum oluyor (ozellikle haftasonlari!!). Kendi basima tum gun lahana corbasi falan icebilecek irade ve konforda da olmadigim icin Carsamba gunu 1 gunluk cold pressed juice denemesi yapacagim. 6'li Juico iceceklerimin siparisini verdim, enerjimi koruyarak ve ertesi gune muthis hissederek uyanacagim bir deneyim olmasini umuyorum! 

Harika bir hafta olsun, keyifli pazar aksamlari!

February 24, 2015

Belated Resolution for 2015!

  No comments    
categories: , , ,
Yilin neredeyse 3. ayina girerken, hala 2015 icin kararlar aliyorum farkindayim, ama ne demisler: Gec olsun, guc olmasin!


Hayatimda yalnizca bir defa, 2013 yaz-sonbahar arasinda ideal ve mutlu oldugum kilo ve fizikte oldum saniyorum. Ve malesef zor kazanip kolay kaybettim! :) 
Tam o donem baslayan yeni is, iliski, okul donemi ve degisen hayat tempom ve dolayisiyla beslenme duzenimle birlikte tekrar yolun basina dondum ve su anda hic memnun olmadigim bir halde, kendimi kalici olarak motive etmenin ve yeniden ideal kiloma kavusmanin yollarini arar haldeyim. Spor, hayatimdan hic cikmayan, hep bir formda devam eden birsey ve aliskanlik haline gelmesinden cok cok mutluyum, ama istikrarli ve inatci bir sekilde hedefime ulasmak icin kullanmam gerekiyor ve bir suredir bu eksik. Sadece mevcut hali korumak degil, 2013 yazindaki ideal halime donmek icin yeni bir donem basliyor artik! Belki aylar oncesinden alinmasi gereken bir karardi, ama ben bu hafta itibariyle aldim ve bundan sonra uygulamaya alacagim cesitli yontemlerle motivasyonumu surdurulebilir kilmaya calisacagim. Saglikli ve temiz beslenmek ve duzenli sporla birlikte, bunu kalici hale getirmek ve motivasyonumu kaybetmemek icin yapmaya karar verdiklerim:

  • Fotograflayip yazacagim, boylece kendime gorsel bir hatirlatma da yapmis olurum. Paylasmak hem insani motive eder, hem de sorumluluk hissini artirir (cunku artik cabanizdan baskalari da haberdardir). Boylece, paylasabilmek motivasyonuyla da daha iyi beslenecegimi ve sporu aksatmayacagimi umuyorum. 

Kosu sahil yuruyus

  • Sikildigim ve bu yuzden motivasyonumu kaybettigim sporlarla kafayi bozmayip, yapmaktan keyif aldigim ve bikmayacagim seylerde enerjimi kullanacagim. 
  • Egzersiz programina cesitlilik katip hem farkli kas gruplarini calistirmis olacagim, hem de tekrara dusup cayma ihtimalini dusurecegim.  
  • Yemek planini onceden yaparak, gecikmis yemek yuzunden anlik aclik krizine yakalanmayi engelleyecegim. 
  • Baris'i da acilen motive edecegim, cunku onu da misyonuma dahil etmezsem, yarida kaliyor. :)
cardio fitson spor
  • Karamsarliga kapilmadan devam edecegim, cunku bunun gecici bir sure degil, bir hayat bicimi oldugunu biliyorum ve amacim kesinlikle kendimi acliktan bayiltmak veya kas insana donusturmek degil. Saglikli ve guclu oldugum, kendimi bedenimle barisik ve iyi hissettigim hale ulastirmak. 
  • Ilham olacagini dusundugum bloglari ve sayfalari takibe alacagim. (Epey takip ettigim kisi var ama yeniler de her zaman artidir)
  • Gelismeleri blogdan aktaracagim, boylece karsilikli birbirimizi motive etmis oluruz. 
  • Takip etmemi onerdiginiz sayfalar/kisiler/yontemler/sporlar olursa lutfen yazin, bana da ilham olun! :)

(Yukaridaki Fotograf da hedeflenen Ozge :))

Yaza kadar yeterli vaktim var; 2015 yazi neden 2013 yazi gibi olmasin!?
Hadi o zaman ben hareket etmeye gidiyorum!
canan karatay caps diyet

February 18, 2015

Zor Secimleri Nasil Yapariz?

  No comments    
categories: , ,
Dun, hayatimda verdigim en zor kararlardan birini verdim ve zor bir karari vermis olmanin ardindan yasanan tedirgin ve karmasik ruh halinden kurtulmak icin de saatler harcadim. Dogruyu soylemek gerekirse, halen daha kurtuldum mu emin degilim. 

Ve boyle durumlarda, kendimi telkin etmek ve rahatlatmak icin ilk yaptigim hareket yine, benimle ayni hisleri paylasmis birilerinin hikayesini okuyarak veya dinleyerek ortak noktalar yakalamaya calismak, yalniz olmadigimi, hata yapmadigimi ve sonsuza kadar pismanlik yasamayacagima kendimi ikna etmeye calismak oldu. Eminim siz de hayatinizda en az bir kez olsun yasamissinizdir buyuk bir karar vermenin tedirginlik ve panigini. "Dogru karari veriyor muyum, bundan sonra olene kadar pismanliktan kivranir miyim?" sorulari kafanizda cirit atar, iciniz icinizi yer, sizin yerine baskasi karar versin ve sorumlulugu o ustune alsin istersiniz. Etrafinizdakilerin gozunun icine bakarsiniz onlar birsey soylesin ve sonra kararinizdan memnun olmadiginiz ilk anda donup onlara 'sen boyle demistin ama' diyebilmek icin.  Bir gunah kecisi arayisidir bu aslinda. Zor bir karar vermenin sorumlulugu ve yukunden kacmak, kacinca icimizin rahatlayacagini hissetmek.

Oysa ki bir gunah kecinizin olmasi, kararinizi begenmediginizde size hicbirsey kazandirmaz. Mizmizlanir, soylenir, ama sonucta kararinizin sonucunu kendiniz yasayacaginiz icin elinize hicbirsey geciremezsiniz. 

Oyleyse, bir gunah kecisi aramayi birakmali!
Peki ben ne yaptim?

Birkac gun boyunca cevremdeki herkesin basini sisirip mazlum mazlum herkesin gozunun icine bakip cevap aradiktan ve sacimi basimi yolduktan sonra, karari yine kendim verdim ve sonrasinda da gerginligimi yine kendim yasadim. Ama iste bu noktada (sanirim kendimce buldugum en iyi cozum bu), beni hic tanimayan, en objektif degerlendirmeyi yapip yol gosterecegine, ilham verecegine inandigim tek kapiyi caldim: Google

Parmaklarim klavyenin uzerinde ucarcasina kafamdaki tek soruyu yazdi:
"How to make and deal with hard choices?"

Kisacik bir tarama, ve super bir TED konusmasina denk geldim. Ruth Chang, "How to Make Hard Choices". Once hukuk, sonra felsefe alaninda hayatina devam eden ve insan hayatindaki secimler uzerine calisan biri.

Kolay ve Zor Secimler ve Secimlerin Mantigi

Chang'e gore kolay secimler, ortada daha iyi bir alternatifin oldugu secimler. Yani aslinda, onunuzdeki iki opsiyon arasinda birinin digerine gore hali hazirda daha mantikli oldugu ve 'beni sec' diye goz kirpan, cok sorgulanmadan da secilmesi gerekliligi bariz olan secenekler. Kolay secimlerin oldugu durumlarda, ortada zaten megilli olmaniz gereken secenek icin mantikli bir sebep mevcut ve eger bu mantikli secenegi secmezseniz, hata yapiyor olacaginiz da kesin. Kolay bir secim icin baskasinin fikrini de almak kolay, cunku zaten ortada daha iyi bir alternatif var ve bunu baskalari da gorup size soyleyebiliyor. 

Bu da demek oluyor ki, eger tum secimlerimiz kolay olsaydi, secenekleri sorgulamaya ve mantikli sebepler yaratmaya ihtiyacimiz olmaz ve dolayisiyla bizi mevcut 'mantikli sebeplerin' bir nevi kolesi haline getirirdi. Hep mantigi takip etmemiz gerekirdi. 

Oysa ki zor secimlerde, daha iyi bir alternatif yoktur ve secenekler birbiriyle farkli yonleriyle esdegerdir. Hukukta veya felsefede kariyer yapmak, kahvaltida donut veya cornflakes yemek, cocuk yapmak veya yapmamak gibi. Birinin digerinden daha mantikli olduguna dair bariz bir durum yok. Cok kisisel ve durumsal secimler. Dolayisiyla zor olan secimlerde, kisi, mantigi kendisi yaratmalidir. Seceneklerden birine egilmek icin sorgulamali ve sebepleri kendisi uretmelidir. Boyle durumlarda, cevrenizdeki kisiler de susar, cunku kimse hangisinin 'daha iyi bir alternatif' olacagini bilmez. Ve Chang'e gore, zor secimler yapmamiz gereken durumlar, bizi kendi kurallarimizi yaratmak zorunda birakir ve yarattigimiz bu mantikli sebepler ve kurallar da aslinda kisiligimizi tanimlayan ozellikleri olusturur

Bunu yapmayanlari ise, 'suruklenenler' olarak tanimliyor. Kendimizi olaylarin akisina birakarak secim yapmaktan kactigimizda, aslinda kendi yolumuzu cizmekten kacmis oluyoruz. Korku, telas, dogru ve yanlis yargilarinin, odul ve ceza psikolojisinin bizim yerimize hareket ettigini soyluyor.  

Bu konusmanin sonunda Ruth Chang videodan firlayip bana "Aferim Ozge, dogru yoldasin, dogru karari verdin, sakin farkli senaryolari dusunme" demedi elbette. Ama 'dogru ve yanlis' yargilarinin disina cikmam gerektigini gosterdi. Kendi hikayemi yazmak konusunda cesaretim oldugunu gormek ve zor secimler yapmanin bir lanet degil de, degerli bir firsat oldugunu duymak icime su serpti sanirim. 

Zor secimlerinizde sizin de icinize su serpmesi dilegiyle. 

February 3, 2015

Blog Yaziyorum Da Ne Oluyor?

  No comments    
categories: , ,
blog yazmak
Blog yazmayla ilgili gecenlerde bir yoruma denk geldim: "Her gun online ozgecmisinizi guncellemis oluyorsunuz", diyordu. Kesinlikle cok dogru, cunku sayfaniza yaptiginiz her ekleme ve urettiginiz her yazi, dijital ortamda kalici hale geliyor ve sizinle ilgili birseyi anlatiyor. Yazi dilinizi, ilgi alanlarinizi, sosyallesmek icin neler yaptiginizi, bos vaktinizi nasil degerlendirdiginizi, kendinize ait bir platforma gosterdiginiz ozen ve istikrari da okuyuculariniz kolaylikla fark ediyorlar. Eski usul, 'universiteyi bitirdikten sonra sunu yaptim, bu staj, bu is, bu roller, bidi bidi' diye anlatilan ozgecmisleri yetersiz ve basmakalip buldugumdan, herkesin kendini ifade etmekte rahat hissettigi baska bir platformda, yazmasini, konusmasini, cizmesini, veya yaptigi sey her ne ise, onu icra etmesini daha guzel ve manali buluyorum. 

Standart ozgecmislerinizde, bir sayfaya sigsin diye kirptiginiz tecrubeleriniz gercekten sizi ne kadar anlatabilir ki? 
Ote yandan, blogunuz veya kullandiginiz baska dijital platformlarda kendinizi cok daha ozgur hissederek paylasimlarda bulunuyor, sinirlarinizi kendiniz koyuyor ve gunden gune de yeni birsey ekleyip, aslinda bir nevi gelisim takviminizi sergiliyorsunuz. Turkiye'de, niye blog yazmak istenebilecegi halen daha kafalari karistiriyor olsa da, blog yazmanin benim icin bircok guzel yani var. Herseyden once, yilbasinda, bayramda seyranda cicili bicili bir defter ve kalem hediye edildiginde 'gunluk tutabiliceem' diye sevinc cigliklari atilan bir donemde gecen cocukluk ve genclik yillarim oldugu icin, gunluk yazmayi degerli bir aliskanlik olarak goruyorum. Simdilerde kiymetini bilmemeye daha meyilli oldugumuz gundelik detaylar ve keyifler, eski gunluklerimizde uzun uzun anlatmayi bitiremedigimiz anlardi. Bir arkadasimizla gorusmek mesela, 'soyle oldu, bunlari konustuk, X soyle demis, Y cok sevinmis, cok guzel bir kahve ictik, yaninda da tost yedik', gibi detaylari barindiracak kiymetli bir gunluk yazisiydi. Iste blog yazmak, benim icin bugun halen daha bu detaylari farketmek, yazmaya ve paylasmaya deger bulmak, donup arsivleri kurcaladigimda anilari tazelemek demek. Iste bu sebeplerle, evde pisen kek, aileyle yapilan bir kahvalti veya bir tatilde sahilde boylu boyunca uzanmak, benim icin o eski kiymetini koruyor ve hatirlatiyor.

Ayni zamanda, blog yazmak, belli bir istikrarla duzenli olarak yazi yazmak demek. Ve her yazdiginiz yazida, farkinda bile olmadan kendinizi gelistiriyor, yazi dilinizi guclendiriyorsunuz. Ifadeleriniz daha net hale geliyor ve imzanizi tasiyor bana kalirsa. Ben cok uzun zamandir duzenli yaziyor olmasam da, simdiden kendime ait bir yazi dilinin olusmaya basladigini hisseder oldum. Cok iyi yazmak, cok okunmak demek degil bu, ama insanin kendini ifade edebilecek bir yontemi olmasi cok rahatlatici ve keyifli. Kimisi dans ederek, muzik yaparak, kimisi konusarak, kimisi de yazarak kendini ifade etmekte daha rahat hissediyor. Ama gunun sonunda, ben herkesin kendini rahat hissettigi bir ifade formu bulmasi ve bu vesileyle ozgurlesmesi gerektigini dusunuyorum. 
Son olarak bahsetmek istedigim, yazmak icin cok fikir edinmek gerekiyor ve dolayisiyla cok cok okumak. Yazmaya basladiginiz zaman git gide artan okuma ihtiyaci ve istegi hissediyorsunuz ve surekli kendinizi yeni bilgilerle beslemeye basliyorsunuz. Baska bloglar, haberler, kitaplar, kisisel gelisim siteleri, sosyal medya paylasimlari, sirketlerden gelismeler, surekli okudugunuz, taradiginiz ve notlar aldiginiz kaynaklara donusuyor. Bu da duzenli bir dongude kendinizi gelistirmeniz, hizlanmaniz ve uretmeniz anlamina geliyor. Ve urettiginiz sey ne olursa olsun, sizin eseriniz olmasi cok tatmin edici! :)


January 20, 2015

Kendime Ev Temizligi Hediye Ettigim Bir Yastayim: 27 Yasima Kadar Ogrendigim 27 Sey

  1 comment    
categories: , ,
Kendime ev temizligi hediye ettigim bir yasa girdim bugun ve hersey gayet guzel!

Tam bir "20'li yaslarin ikinci yarisi" konulu Buzzfeed geyigi gibi oldu (ne demek istedi?), ama evet, evimizin temizlige ihtiyaci vardi ve bugun kendime bunu hediye etmis oldum ve yeni bir canta veya bluz veya X birsey almaktan cok daha mantikli geliyor. Iste bu 'mantikli gelme' durumu, sanirim soz konusu yas alma halinin getirdigi olgunluk olmali. 'Buyumek istemiyorum' diye isyan ettigim anlari inkar edecek degilim elbette, ama her ne kadar klise olsa da, her yasin bir guzelligi var iste. Her yasim bana bambaska seyler getirdi, goturdu ve ogretti. 26, bircok sebepten dolayi mukemmeldi, cilgindi ve aklimin ucuna gelmeyecek, hayal bile etmedigim bir dolu sey yasadigim bir yasti. Kimbilir henuz hayalini bile kurmadigim neler beni bekliyor 27'de. Sabirsizlikla bekliyorum!
27 yasima kadar ogrendigim 27 sey neydi peki?

1. Kendinize acimasiz olmayin. Hatalar yapmis ve yapacak olabilirsiniz, ama bu dogamiz geregi olmasi gereken birsey ki, ders cikaralim, birseyleri degistirelim, iyilestirelim. Once kendinizi sevin ki, baskalari da sevebilsin. Zaman taniyin, baskalarina gosterdiginiz anlayis ve sabri kendinize de gosterin. 

2. Su akip yolunu buluyor ve zamanla hersey duzeliyor. Oldurecegini sandiginiz acilar, basarisizliklar ve uzuntuler mutlaka bir gun geciyor. En zor zamanlarin ve inislerin mutlaka cikisi da var, biraz beklemek, olumluyu gorebilmek gerekiyor. Cikolatadan, romantik komedilerden ve sevdiklerinizden destek almak serbest. 

3. Sagliginiza dikkat edin! Genclik atesiyle korkusuzca ve futursuzca yiprattigimiz vucudumuz gercekten bir makinadan baska birsey degil. Iyi bakmaz, pislikle doldurur, hak ettigi bakimi ve ozeni gostermezsek, bir noktada motoru bozmaya basliyoruz ve hastaneleri favori adreslerimize ekliyoruz. Spor yapmak, sadece kilo vermek icin degil, hayatimizi duzene sokmak, vucudumuzu enerjiyle doldurmak, dinlendirmek, stresimizi azaltmak ve kendimizi ruhen beslemek icin de yapmamiz gereken birsey. Isten veya baska yorgunluklardan dolayi kilimizi kimildatmak, TV karsisindan kalkmak istemiyoruz veya sabah yarim saat erken kalkip yoga yapmak istemiyoruz belki, ama kaldirdigimizda kendimizi cok daha iyi hissedecegimiz ve uzun vadede kendimizi odullendirdigimiz kesin. 

4. Ailenizin kiymetini bilin. Hayatinizin her aninda, her mutluluk ve basarisizliginizda sorgusuz sualsiz arkanizda olacak olan kisiler onlar. Birlikte gecireceginiz her saniye cok kiymetli, cunku hep birlikte yaslaniyorsunuz ve malesef gecirecegimiz sureler sonsuz degil. Buyudukce aranizdaki iliski daha guclenecek, eskiden tahammul edemeyip birbirinize girdiginiz konulari simdi cok kolaylikla cozebilecek arkadas gibi kol kola verebileceksiniz. 

5. Hayatinizdan birilerini cikartmanizda sorun yok. Lisedeki gibi ne kadar cok arkadasiniz var, o kadar iyi diye birsey yok ve Facebook'ta binlerce arkadasiniz var diye kimse odul vermiyor, daha populer olmuyorsunuz. Kisitli olan vaktinizi, gercekten sevdiginiz, deger verdiginiz ve size deger veren kisilere harcayin. Sizi yoran, enerjinizi emen, her sesini duydugunuzda sitem etmek yerine mutlu olan, 'iyi ki aradin' diyenleri hayatinizda tutun. Mutluluk bulastiran bir avuc insan olsun yeter. 

6. Daha cok evet deyin, daha acik fikirli olun. Dinlemeye, ogrenmeye ve denemeye daha acik olun. Korkup kose bucak kactiginiz bir aktiviteyi yapmak icin belki de zaman gelmistir. Hic kayak yapmadiysaniz ve korkuyorsaniz mesela, bu sene yapin; cunku belki cok seveceksiniz. "Ben asla ... yemem" diye cocuklugunuzdan beri kendinize koydugunuz kurallari yikin, deneyin. Sevmezseniz, yine sevmeyin, yemeyin. Ama denemekten, evet demekten korkmayin. Evet demek size ne gibi firsatlar getirecek ve kendinizle ilgili yeni neler kesfedeceksiniz, merak etmiyor musunuz?

7. Herseye evet demeyin. Cevrenizden gelen taleplerin hepsini kabul etmek, aranizi iyi tutma endisesiyle yapmak istemediginiz seyleri yapmak zorunda degilsiniz. Istemediginiz birsey icin kendinizi zorlamayin, mutsuz etmeyin. Gerektigi zaman hayir deyin. 

8. Finansal durumunuzu anlayin ve yonetin. Calismak ve para kazanmak, hayatimizdaki bizi esas mutlu eden seyleri yapabilmek icin bir arac. Kazandiginiz bu parayi iyi yonetmek, kisisel veya aile butcesi konusunda bilgi sahibi olmak, sonsuza kadar carcur etmeyip, anlik suursuz kararlarla hareket etmeyip bilincli olmak, hem sinirli kaynaginizi daha optimal dagitmak, hem de maksimum verim almak icin (ekonomi 101) cok onemli. Ne kadar erkenden kendinizi bu konuda egitirseniz o kadar iyi. 

9. Trend, moda ve guzellik, medya tarafindan ici sisirilmis, bos kavramlar. "Kime gore, neye gore" sorusu, tam da bu konuya gore! Dergilerin, unlulerin "guzellik" dunyalari, tuketimi pompalamak icin yaratilmis soyut bir alem. Guzellik, insanin kendini iyi, saglikli, ozguvenli ve mutlu hissettigi halidir bence. En dar kotu giymek, en pahali cantayi takmak veya goz alici 'ombre'yi yaptirmak, size de biraz gereksiz gelmiyor mu?

10. Yemek yapmayi ogrenin. Cunku saglikli, tasarruflu ve rahatlatici! Ne demistik yukarida, saglik onemli. Ve 3 ogun disarida yiyerek bunu korumak hem cok zor, hem cok masrafli. Kendiniz, aileniz veya misafirleriniz icin birsey yapip sunabilmek da ayrica bir keyif. Mesela evinize kahveye gelen arkadaslariniza kek yapabilmek ve geldiklerinde evinizin mis kokmasi, yediklerinde begenmeleri, basit ama ne guzel seyler, degil mi? 

11. Hayaller icin gec degil. Yasimiz ilerliyor olabilir ama hicbir zaman gecikmis degiliz. Hayal kurun, uygulayin ve basaramamaktan korkmayin. Cunku basarisizlik dunyanin sonu degil, yeniden baslarsiniz.

12. Daha cok seyahat edin. Ucuzlayan ucak biletleri ve artan konaklama secenekleri, hem kendi ulkemizde, hem yurtdisinda gormedigimiz yerleri kesfetmemiz icin harika bir firsat. Insan en cok seyahat ederken ogreniyor. Okumak ve dinlemek bu noktada bence yetersiz, cunku insan okuyup duyduklarini unutuyor belki, ama bir ulkeye gittiginde sokaklarinda yururken nasil hissettigini unutmuyor. Kapadokya'da balondan gundogumunu izlerken hissettigin mutlulugu ve hayranligi, Isvec'te sokaka yururken her yerden gelen kahve kokularini unutmuyorsunuz mesela. 

13. Daha cok okuyun ve yazin. Ogrenmek, hic bitmeyen bir surec ve daha cok okuyup yazmak bunu destekleyen belki de en onemli faktorler. Ama bir yandan da, insanin kendini daha iyi dinlemesi ve kesfetmesi icin cok onemli. Iyi bir okur olmak, iyi yazmayi sagliyor ve yazmak, kendinizi ifade etmenin en iyi yontemlerinden biri. Sadece kendiniz icin bile olsa, yazmak zihninizi dinc tutuyor, gelistiriyor ve birseyleri kayit altina almis oluyorsunuz. 

14. Network yapin ve sosyal medyayi akillica kullanin. Dunya genelini kapsayan bir istatistige gore, islerin %70'i networking sayesinde bulunuyor ve referansli olan adaylar %55 daha hizli ise aliniyor. Daha cok insan taniyin, profesyonel bir bag kurup, iliskinizi tekrar iletisime gecebilecek seviyede tutun. Is icin olmasi sart degil; bir yere gittiginizde, bir sorunuz oldugunda da cevaplayabilecek, danisabileceginiz kisiler tanimak cok buyuk bir avantaj. Universiteden sonraki ilk yillarda cok onemsemedigim birseydi, ama yeni yeni bunun ne kadar onemli oldugunu fark ediyorum. 

15. Mutlu olmadiginiz seyleri degistirin ve sizi mutlu eden seyleri daha fazla yapin. Evet, bu kadar basit. Hayatinizda sizi mutsuz ettigini bildiginiz seyler varsa, yapabilecek gucunuz ve zamaniniz oldugu surece degistirin. Yatak odanizin rengini sevmiyor musunuz, boyayin gitsin. Sevdiginiz seylere ise daha fazla zaman ayirin. Mesela beni yazmak cok mutlu ediyor, daha cok yaziyorum. Tarhana corbasi icmeyi seviyorum, daha cok pisiriyorum. :) Basit seyler.

16. Kendinize gulebilmeyi ogrenin. Hatalariniza ve eksiklerinize gulebilmek, kendinizi kabul etmektir. Hayati asiri ciddiye alip kendinizi germeyin. Ister istemez zaten birsuru problemle ve gundelik sikintilarla bogusuyoruz. Daha fazla stres yaratmaya ve kendimizi bunaltmaya gerek yok. Hata yapinca, diliniz surcup yanlis birsey soylediginizde bosverin utanmayin, baskalariyla birlikte siz de kendinize gulun. 

17. Kendinize zaman ayirin ve simartin. Yalnizliktan pek cogumuz korkuyoruz veya hemen sikiliyoruz. Ustune ustluk, kendi basina sinemaya gitmeyi, merak ettigimiz bir kafede kendimize bir kahve ismarlamayi eziklik olarak hissettiren bir toplumdayiz. Oldum olasi anlamadim kendi basina sinemaya gitmenin neresinin eziklik oldugunu... Bence aksine, ozguvenli ve guzel birsey. Insanin bazen kendini dinlemeye, sessiz bir gun gecirmeye, simartip bakima girmeye, neyden keyif aliyorsa onu yapip yenilenmeye ihtiyaci oluyor. Bunu yapmak icin kendinizi ozgur birakin. 

18. Arkadasliklariniza sahip cikin. Yillar icinde bircok kisiyle tanisiyor ama bir avuc insanla kalici dostluklar kuruyorsunuz. Zor zamanlarinda yanlarinda olun, daha cok paylasin, fikir alin, birbirinizden ogrenin ve anilar biriktirin. 

19. Sevmekten ve sevdiginizi soylemekten korkmayin. Ailenize, arkadaslariniza, hatta hayvanlariniza ve ciceklerinize de :) Hicbir maliyeti ve zahmeti olmamasina ragmen, sevgi sozcukleri insanlarin cok cimri davrandiklari seyler nedense. Cicek cocuk gibi bir yorum olacak bu, ama sevgi besleyicidir ve bulasicidir. Sevin ve soyleyin, hem kendinizi, hem sevdiklerinizi mutlu edin, iyi hissettirin. Bu arada Tarcin'a ve ciceklerime de onlari sevdigimi soyluyorum ve bence onlar da beni seviyor, cunku Tarcin'in gozlerime bakisindan, patisiyle elimi tutusundan ve orkidelerimin de sevgime karsilik cicekler vermesinden bunu goruyorum. 

20. Kendinizi baskalariyla kiyaslamayin. Ne kariyer olarak, ne fiziken, ne becerileriniz ne de iliskileriniz konusunda. Farklisiniz, farkli seyler yasadiniz, gordunuz, ogrendiniz ve dolayisiyla farkli noktalardasiniz. Bir baskasinin yaptigi sizin icin bir kistas degil. En iyi rekabet kendimizle yaptigimiz yaristir. Neredeydim, neler yapabilirim, neyi degistirebilirim, iyilestirebilir miyim? Facebook'taki arkadaslarinizin hepsi evlendi cocuk yapti ve siz henuz o noktada degilsiniz diye kendinizi kahretmenin hicbir anlami yok. Bu sizi bir adim oteye goturmez ve kendinizi mutsuz etmekten baska bir ise yaramaz. Ne demistik, su akar yolunu bulur. Zamani geldiginde, siz ve evren sizin icin hazir oldugunda hersey olur. 

21. Cok fotograf cekin. Fotograf cekmenin telefonumuzdaki bir tusa basmak kadar kolay oldugu bir cagda yasiyoruz. Anilarinizi kalici hale getirin, fotograflar biriktirin, albumleyin, donup bakin. Ah universitedeki kiz arkadaslarla yaz tatili ne guzeldi mesela... Fotograflarla tekrar gitmis gibi anilarinizi yad edin. 

22. Rutinler her zaman sikici degil, aksine bazen guzeldir. Ailenizle, arkadaslarinizla ve kendiniz icin yarattiginiz rutinler guzel aliskanliklar ve anilar olabilir. Mesela her yil ailecek organize ettiginiz bir tatil, Pazar aksami film seansi, arkadaslarinizla gittiginiz bir kafe veya bir mac, tekrari guzel olan rutinlerdir.

23. Affedici olun. Hayatinizda sizi cok uzmus, kandirmis, caninizi yakmis insanlar olmus olabilir. Yasadiginiz seye uzulmek yerine, size hak etmediginiz birseyi yasatan kisinin artik hayatinizda olmadigi icin mutlu olun. Onlar yaptiklari kotulukle yasamak zorundalar dusunsenize, onlar icin uzucu ve acinasi bir durum. Kizmak yerine sukredin gittiklerine ve tarihte kaldiklari yerde birakin.

24. Uyku onemli. Yeterince ve kaliteli uyuyun. Arastirmalara gore, vucudumuzdaki hucrelerin yenilenmesi, biz uykudayken gerceklesiyor. Zihnimizi bosaltip bir sonraki sabaha dinlenmis baslamak icin gece kaliteli bir uyku cekmeliyiz. Vucudunuza ihtiyaci olan uykuyu sagladiginizda, sabah aynada daha guzel gorunmuyor musunuz? 'Guzellik uykusu' bos bir soz degil. 

25. Dijital caga ayak uydurun ama kendinizi akilli cihazlara esir etmeyin. Telefonlarimiz, tabletlerimiz ve bilgisayarlarimiz hayatimizin cok buyuk bir kismini olusturuyor ve yonetiyor. Kesinlikle cok onemli, ama gozleriniz bozulana kadar veya asosyallesmek pahasina kendinizi baglamayin. Sevdiklerinizle yan yana oturup telefondan yazistiginiz oluyordur sizin de, iliskilerimizi gercek dunyada yasayalim. 

26.  Baskalarinin sozlerini cok ciddiye almayin. 'Insanlarin agzi torba degil ki buzesin', sozu bosuna soylenmemis. Herkesin yorumunu, elestirisini, dedikodusunu kafaniza takmayin. Onlar kim ki sizi yargiliyor? Baskalarinin beklentisine ve elestirilerine gore degil, kendi icinizden geldigi sekilde, etkilenmeden hareket edin ve kararinizdan gurur duyun.

27. Yaslanmaktan korkmayin. Cunku bu sadece dogal bir surec. Yas, hayata geldigimiz zamani gosteren bir sembol ve tarihten baska birsey degil. Nasil hissediyorsaniz o yastasiniz. Yasinizi kabul edin, size getirecegi yeniliklere acik olun, keyfini cikarmaya bakin.

Growing old is mandatory, growing up is optional. 
–Walt Disney

December 29, 2014

Hayatimin Donum Noktasi ve En Muhtesem Yili 2014'e Veda, Daha Da Muhtesem Olacak 2015'e Merhaba!

  No comments    
categories: , , ,
Yilbasindan cok kisa bir sure sonra dogumgunum olmasi sebebiyle, aslinda cok basit bir takvim dongusu olan yeni yilin gelisi, benim icin ekstra keyifli ve onemli hale geliyor. Yapmayi en cok sevdigim seylerden biri, gecmis yili degerlendirmek, yeni yapilacaklar listeleri olusturmak, kararlar almak ve hayaller kurmak.  Yilin son gunlerinde ise de bunu yapmaktan muthis keyif aliyor ve yeni yila, hayallerini kurdugum ve planladigim herseyi hayata gecirme motivasyonuyla, tam gaz girerek harika bir baslangic yapiyorum! Bu yil ise, yilin son haftasinda ciddi bicimde usuttugum icin yatak dosek ve keyifsiz girdigim icin haliyle biraz geciktirdim degerlendirmemi ve yaziya dokmeyi. Ama kafamda aslinda neler istedigim gayet net... Cogu zaman oldugu gibi :)
2014'e girerken, her yilki kararlarima benzer kararlar almistim aslinda(*). Daha cok seyahat, okumak, yazmak, spor, vs. Nitekim, seyahat, okumak, spor, daha buyuk bir eve tasinmak, kariyerimle ilgili yonu belirlemek, okul ortalamasi gibi hedeflerimin hepsini tutturdum. Yuksek lisansimi sonunda tamamliyorum, yakinda mezun olacagim. Ama siradisi olan, kendim icin aldigim kararlarin cook otesinde, hic hayal etmedigim gelismeler olan cilgin bir yildi 2014! Ocak sonunda Turkcell grubundaki isimden ayrilip, kurumsal Turk sirketlerinden olan beklentilerimin 3,5 yillik deneyimlerim sonucunda tamamen yerle bir edilmesi ve sogumam, kariyerimle ilgili cok derin bir degerlendirme evresine girmem, Subat'ta Aysegul'le bir hafta Avrupa tatilimiz, tatil donusunde havaalaninda aldigim evlenme teklifi, Nisan'daki nisanimiz, 'gercek ev'e tasinma sureci, Eylul'den bu yana evli bir insan olusum, babamla birlikte kendi isimiz icin asilmaya baslamam... HICBIRI planda olmayan, cok cilgin gelismeler oldu benim icin ve 2014, tahminlerimin, beklentilerimin cok cok uzerinde muthis bir yil oldu haliyle! 
2013 yazindan sonra, kendimi olumlu enerjiyle beslemek ve - kimilerine gore cok geyik muhabbetler olsa da, evrene pozitif enerji gondermek, iyi seylerin olmasi icin inancini yuksek tutmak, sevkle calismak ve istemek konusunda kararlar almistim. O donem, cok sevdigim kisiler bu konularda bircok kisisel gelisim kitabi hediye etmis, bense hepsini bir bir okumustum. 'Iste, senin de olur' veya 'ee ben de istedim, inandim ama olmadi' gibi basit ve kestirip atan bir yaklasimdan ziyade, insanin kendisi icin yarattigi olumlu enerji, surekli olmali, inancini, hayallerini odaklamali ve bunu aksiyona dokmeli. Agustos bocegi gibi yattigin yerden birsey isteyerek hicbirsey ol-maaz. Bir dongu olarak ifade etmek belki daha dogru olur olumlu enerjiyi. Sen olumlu dusunuyorsun, bu inancini tetikliyor, daha siki baglanmani ve caba gostermeni sagliyor, yolda karsina cikan engelleri gormezden gelmene yardimci oluyor ve sonunda hayal ettiklerin yoluna cikiyor. Benim icin 2014 tam olarak olumlu enerjinin yili oldu ve bundan sonra hep bu sekilde yaklasmaya kararliyim hayatimdaki her duruma.
Bu yil da kararlarimin bazilari her yil oldugu gibi tekrar ediyor, bazilari ise yepyeni:
1. Is anlaminda basarili, guzel isler yapacagimiz bir yil, hatta kariyerimin en basarili yili olmasini hayal ediyorum.
2. Daha çok fotoğraf çekmeyi, daha çok okumayi, daha çok yazmayi istiyorum.
3. Sporu hayatimda kalici kilmak, bu sene daha cok, daha duzenli spor yapmak istiyorum.
4. Onceden "En az 2 kez yurtdışına çıkmak" diye bir hedef koyuyordum; bu sene iki katina cikariyorum, 4 koyuyorum hedefimi! Cunku cok gezen bilir dostlar, bu bir gercek. :)
5. Bir sosyal sorumluluk projesine dahil olmayi (geçen sene yine başaramadığım bir hedef, bu sene basarmak konusunda daha kararliyim) istiyorum.
6. Gecen sene blogda istikrarli olmayi hedeflemistim, ama istir, sudur, budur, hevessizliktir, vs derken kaynadi gitti. Bu sene Ekim ayinda, bu konuda ciddi bir karar aldim, kendi domain'imi aldim ve kendimce belli bir istikrar saglamayi basardim. Dolayisiyla 2015 hedeflerimin en ustlerinde geliyor Sevgili Beyaz Kagit. Benim icin en guzel hobilerden, urettigim en guzel seylerden birisi bu blog. Yazdikca aldigim guzel yorumlar da, hem okurlarimin oldugunu gormek acisindan sasirtici, hem de sevincten havalara ucuran birsey. Dolayisiyla, 2015 de yazmanin, paylasmanin, uretmenin yili olsun! Guzel seyler hayal ediyorum! 
7. Buyuk ailemle birlikte, artik bir de tamamen kendime ait, iki kisilik kucuk bir ailem var - ki bu hayattaki en guzel hislerden biri olsa gerek. Simdi kendi ailem icin, bir takim geleneksellesen, hayatimizin her anini kutlanir ve keyifli kilan aktiviteler, ritueller (ruhani rituellerden bahsetmiyorum elbette:)) yaratmayi, surdurmeyi istiyorum. Yilbasinda kurabiyeler yapmak, el isi hediyeler hazirlamak gibi, Pazar film seanslari gibi, yillik seyahatler gibi, vs.
8. Bu seneye ozel, hic denemedigim aktiviteleri denemeyi; daha az ciddi ve olgun olmayi, daha cesur ve eglenceli seyleri hayatima katmayi istiyorum. 
9. Daha az sikayet edip, daha cok cozum uretecek ve daha cok kahkaha atacagim. 
10. Son olarak, Istanbul'dan tasinip, daha yuksek hayat kalitesi olan bir sehirde yasamayi istiyorum.

Oncekileri hic aratmayacak, harika bir yil bizi bekliyor, eminim. Enerji bulasicidir, enerjinin bulastigi, yayildigi bir yil olsun! 
Iyi yillar!