Showing posts with label rastgele. Show all posts
Showing posts with label rastgele. Show all posts

April 18, 2015

Tembel Olmanin Ozgurlugu

  No comments    
categories: , , ,
Jumeirah-Beach-Dubai-UAE
Islerin yogunlugu ve Istanbul'un karmasasi arasinda kosturmaktan bir hal olmus vaziyette, biraz durup soluklanmaya hasret kalmisken, bu haftasonu hicbir planim olmamasi ilac gibi geldi! 

Baris'la Dubai collerinde ATV'lerle yarisma ve Basra Korfezi'nde dunyaya rest cekmis sekilde yuzme planlarim varken, vizemde cikan problem planlarimi suya dusurerek beni kocamla ayirdi. O bensiz Dubai'ye gidince, ben de aniden bosa cikan haftasonumu belki universiteden beri yapmadigim gibi evde miskin miskin bolca okuyup film izleyerek gecirmeye karar verdim. Sahil yuruyuslerim haricinde kanepeye neredeyse yapisik geciriyorum zamanimi. Bir yere yetisme telasi olmadan, trafikte gerilim yasamadan, yapilacak isler listem beni devamli durtmeden, tembel olmanin ozgurlugunu hissederek geciriyorum. 

Aylardir bakmayi isteyip bakamadigim fotograflari uzun uzun seyrettim, filmler izledim, acelesiz, telassiz yemek yaptim, ciceklerimi suladim, dolaplarimi temizledim, yuruyusumu yaptim, denizi izledim, falan. Ne kadar basit ama ne kadar az vakit ayirabildigim seyler aslinda. Ve gercekten, sehir kosturmasina oyle kaptiriyoruz ki kendimizi, tembelligin verdigi o muhtesem ozgurlugu unutuyoruz bazen. 

Bu haftasonunun Baris'i ozleme boyutunu kendime sakliyorum, ama plansiz gecen bir haftasonu sayesinde Pazartesi'ye cok daha saglam baslayacagimi simdiden hissediyorum! 

*{Fotograf Baris'tan}




March 22, 2015

Haftanin 6 Mutlulugu

  No comments    
categories: , , , ,
arret stop sign medium article life hacking career challenges inspiration
Yogun ve hizli gecen haftalar birbirini kovalarken, hatirlanmaya ve paylasilmaya deger guzel seyleri yazmak, yapabildigim en iyi sey sanirim. Haftanin mutluluklarini bir liste yapacak olursam: 

1. Artik yalnizca Sevgili Beyaz Kagit'ta degil, baska kanallarda da yaziyorum ve bu kadar iyi hissettigim birseyi daha sik yapabilmek harika birsey. Isimle alakali olanlari tmobtech.com/blog/'da, kariyer, hayatin icinden konular ve ilham veren seylerle ilgili Ingilizce yazilarimi medium'da okuyabilirsiniz. 

2. Bu hafta medium'daki yazimla ilgili aldigim geri bildirimlerle cok mutluyum.

uludag zirve teleferik teferruc
3. Haftasonu evde oturma hayalleri kurarken Baris'in israrlarina dayanamayip Izmit-Bursa-Uludag seyahati yaparak dolu dolu super bir haftasonu gecirmek. (Detaylari ayrica gelecek)

4. Yeni projeler ve kendime bir websayfasi yapmak icin kullanabilecegime inandigim bir platform bulmus olmak!

5. Fotograf makinamin yerini gunden gune daha cok alan telefonumla hem daha guzel, hem de daha cesitli fotograflar cekebilmek icin uzun zamandir fish eye, macro ve wide lens almayi istiyordum. Secenekleri en son iki urun arasina dusurdukten sonra Olloclip'in 4'u 1 arada lens setinde karar kildim ve Sali gunu elimde! Cok heyecanliyim!

juico cold pressed juice urban deneme
6. Kilomla ilgili bir savas halindeyim biliyorsunuz. Buna ragmen zaman zaman fazla yeyip pismanlik duydugum veya vucudumu temizlemeye ihtiyac duydugum oluyor (ozellikle haftasonlari!!). Kendi basima tum gun lahana corbasi falan icebilecek irade ve konforda da olmadigim icin Carsamba gunu 1 gunluk cold pressed juice denemesi yapacagim. 6'li Juico iceceklerimin siparisini verdim, enerjimi koruyarak ve ertesi gune muthis hissederek uyanacagim bir deneyim olmasini umuyorum! 

Harika bir hafta olsun, keyifli pazar aksamlari!

March 10, 2015

Internet Olmadiginda Telefonda Vakit Gecirten Uygulamalar

  No comments    
categories: , ,
grumpy cat no internet dont complain offline applications - mutsuz kedi - offline uygulamalar
Bazen insanin hayatinda, hic planlamadigi zamanlarda ani gelismeler oluyor, firsatlar cikiyor. Siz bir yone gitmeye calisirken hayat israrla diger yonu gosteriyor. Basima tam olarak bu geldi desem yanlis olmaz. Tam da Istanbul'dan kacmaya calisirken, yarim saat bile trafikte kalmaya katlanamaz, evimden uzak yerlere gitmemek icin bin tane bahaneyi bes dakika icinde uydurmaya hazirken, evden tam bir bucuk saatlik bir yolculukla gidebildigim bir is yerinin yolunu tutuyorum haftanin buyuk kisminda. 

Son bir yili evden calisarak, yani yatagim ve calisma odamin arasinda yalnizca 3 adim atmam gerekerek gecirdikten sonra epey vurucu oldu, ne yalan soyleyeyim. Fakat gunluk 3 saatlik yolculuklarimin ucunda, degecegine inandigim bir deneyim var. 3 adimdan 3 saate uzayan seruvenimde, metro hattini kullanarak hic yeryuzune cikmadan ofise gitmem gerekiyor ve bu sure zarfinda ne yazik ki internet ve telefon sinyali yok! Iletisim ve internet bagimlisi bir jenerasyonun uyesi olarak, normal bir gunde yarim saat (hatta belki 15 dk) bile herhangi bir iletisim kanalini kullanmadan gecirmiyorum sanirim. Fakat simdi icinde oldugum bu yeni durumdan dolayi, telefonumu yalnizca offline calisan uygulamalar icin kullanabiliyorum. Bir yandan cok eksik hissetsem de (cunku tum gun boyunca hic haberlesemedigim ailem ve arkadaslarimla konusabilmek, sosyal medyada turlayabilmek, haberlere goz atip birsey arastirabilmek o yolculugu cok daha keyifli kilabilirdi), bir yandan da sakin vakit gecirmek icin belki de bir firsattir diye kendimi avutmaya calisiyorum ve vakit gecirmek icin yontemler kesfediyorum. 
Benim gibi, iletisimden yoksun oldugunuz saatleriniz coksa, uzun ucak seyahatleri yapiyorsaniz, internet pakediniz yoksa veya internet cekmeyen bir yerlerdeyseniz, hayatinizi guzellestirecek ve vakit oldurmenizi saglayacak birkac uygulamayla tanistirayim sizi: 

Pocket
Ise baslamadan once kesfettigim muthis bir uygulama! Bilgisayarinizin basindayken, daha sonra okumak istediginiz tum sayfalari, hatta videolari internet browser'iniza yuklediginiz Pocket eklentisine tiklayarak okuma listenize atiyorsunuz. Tablet ve telefonunuzla da sync olan bu uygulama sayesinde offline olarak telefonunuzdan acarak metroda ayakta dikilirken okuma listenizde gezinebiliyorsunuz. :)

Spotify
Duymayan kalmamistir saniyorum, ama yine de yazmak istedim, cunku hayat kurtarici. Spotify icin aylik 9,90 TL'lik uyelik ucretini odediginizde offline olarak da calmasini istediginiz listeler yaratabiliyorsunuz, internet kullanmadan da harika muziklere ulasabiliyorsunuz. 

Adobe Reader
Bu biraz komik olacak belki, ama pdf olan dokumanlari adobe reader'da acarak arsive atiyorum ve yine internet ihtiyaci olmadan buradan okumak istedigim yazi ve sunumlara goz atiyorum. 

Collage Maker
Paylasamayacak olsaniz da, kolaj yapmak istediginiz fotograflari birlestirip edit'lemelerinizi yapip galeriye kaydedebilirsiniz. 

Oyunlar
Oyun oynamaya cok bayilmayan biri olarak ben tercihimi Dots/Two Dots'tan yana kullaniyorum, ama goruyorum ki metrolarda populer olan oyun Candy Crush isimli seker patlatma oyunu. Bence bluetooth uzerinden birbiriyle iletisime gecip, cihazlar arasi yarisma turunden oynanacak offline bir oyun tasarlamak super bir fikir olabilir. Istanbul'lunun gununun ciddi bir kismini bu sekilde gecirdigini hesaba katarsak, cok ciddi talep bile olabilir! 

Iletisim kanallariniz kesildiginde telefonunuzda vakit gecirme yontemleriniz varsa siz de benimle paylasirsaniz harika olur! Gunluk 3 saatimi doldurmam gerekli ne de olsa :)


March 1, 2015

Kahve Makinesi Onerisi Olan Parmak Kaldirsin!

  No comments    
categories: , , ,
Turk kahvesi yaninda cikolata + amigurumi oyuncak
Yeni plan ve projelere kafa yorup calisirken burayi cok ihmal ettigimin farkindayim. Kardesimin Turkiye'ye tasinmasiyla birlikte kafamizdaki planlari hayata gecirmek icin ilk adimlari attik, bir an once burada da anlatacagim gelismeler olmasi icin heyecandan yerimde duramiyorum!

Yogun gunlere ilac gibi gelmesi ve sporda harcadigim enerjiyi takviye etmesi sebebiyle bu aralar kahve, hayatimda belki de universite finallerinden beri ilk defa bu kadar buyuk onem kazandi. Gecen yil yaptirdigim gida intolerans testinde (testin faydasi/zarari bence tartisilir - merak edenlere ayrica bilgi verebilirim) kahveye yuksek derecede intoleransim ciktigini ogrendigimde dunya basima yikilmisti adeta. Bu kadar keyifle ictigim bir icecek nadirdir. Ustelik en en en sevdigim yiyeceklerden biri olan yesil elma, benim icin en cok kahvenin yanina yakisir. Nasil yaparim, nasil alisirim derken, yaklasik 7 ay kadar bir sure hic icmedim; kahvenin kokusunu icime cekip kendimi avuttum. Son birkac aydir bu mucizevi lezzet yeniden hayatimda (bir sorun yasamiyorum bence) ve 7 aylik kahve orucundan sonra cok daha fazla kiymetini bilerek iciyorum. 
Brew Artisan Coffee Eminonu Kahve
Evdeki filtre ve turk kahvesi makinalarinin disinda, bu ara cok daha fazla cesit kahveyi evde de yapacagimiz bir makina arayisindayiz. Sadece uretici markanin kapsullu kahvelerini kullanan makinalar ve daha komplike, kullanimina dair henuz hicbir fikrim olmayan makinalar var bir de piyasada. Siz bu makinalardan kullaniyor musunuz, tavsiye eder misiniz? Kapsulluyse lezzeti gercekten guzel olmali, degilse de kullanimi bulmaca gibi karmakarisik olmamali, cunku kullanmayi beceremezsek evde sus gibi beklemeye mahkum olur. 

Yaptigimiz kisa arastirmanin sonucunda asagidaki makinalari kesfettik, yorumlarini arastirmaya devam ederken aranizdan kullanan varsa onerileri duymak harika olur!

February 4, 2015

Topu Topu 7 Nota Var, Kaç Ayrı Beste Yapılabilir Ki?

  No comments    
categories: , ,

Ilk kez bir konuk yazarim var bugun, muzige tutkun bir adamdan... Hic uzatmadan, sozu ona birakiyorum. 

Yukarıda okuduğunuz Serdar Ortaç ifadesi, Türkiye’de popüler müziğe olan bakışın kısa bir özeti de olsa, aslında sanat ile ilgili yüzyıllardır süre gelen 'sanat sanat için mi yapılır yoksa toplum için mi' sorusunu yeniden akıllara getiriyor.  Bu yazıyı detaylandırmadan önce neden bu konu hakkında yazmak istedim; kısaca açıklamak isterim.

Babamın satın aldığı ilk küçük Yamaha keyboard ile müzik hayatına başlayan bendeniz, lise yıllarında okul grubundan arkadaşlarla müzik yapmaya başladım.  Müzik konusundaki sezgilerimi ve “müzik kulağımı” yakından bilen başta ailem, Süheyla Hocam ve müzisyen arkadaşlarım sağolsunlar hiç bir zaman desteklerini esirgemediler. Öyle ki  lisede ekip içinde gitar çalmayı öğrendim, liselerarası müzik yarışmasına katıldık katılacağız derken kendimi Bostancı Gösteri Merkezi’nin sahnesinde 4000 kişilik kalabalığına çalarken gördüm. Yine bilenler bilir Ayvalık’ın güzelim Cunda’sındaki Dinazor Pub’da bir gece aniden mevcut müzisyenleri sahneden indirip 4 arkadaş oradaki kalabalığa müzik ziyafeti sunmuşluğumuz vardır.

Artık Özge dahil Shazam’a rakip olduğumu kabul ediyordur, yıllardır farklı türlerdeki müzikleri dinlemeye bayılıyorum. Müzikal evrimim yerli müzikle başladı, önce Bulutsuzluk Özlemi, Kargo, ardından bir süre Ege, Ata gibi müzisyenlerin Akdeniz tınıları, lise dönemimde Ortaçgil Kızılok, Erkan Oğur esintileri.  Üniversite’de Fransızca’ya sarınca Aznavour, Jacques Brel, ülkemizde de hayli bilinen Dany Brillant’lar. Hiç unutmam 2002’de Paris’e gittiğimde Guillaume bana Radiohead’in Paris konserinin CD’sini çekip hediye etmişti, acayip mutlu olmuştum. Anlayacağınız çeşitlilikte son nokta benimki!

Tüm bunları kendimce iyi müziğin tanımını vermek için yazıyorum.  Demet Akalın’lar yazın insanları oynatabilir, bir nevi transa geçirebilir ancak en büyük handikapları uzun soluklu olmamaları. Zaten kendileri ve dinleyicileri de bu durumun farkında ki her yaz yeni hitlerle Kral TV ve sahil partilerinde boy gösteriyorlar.

Bana sorarsanız iyi müzik Ortaçgil’in akustik gitarı çalma üslubundaki ince detaylar, Erkan Oğur’un perdesiz gitarıyla çaldığı makamlar, gecenin tam üçünde diyerek gece gece seni beni alıp götüren Kızılok şarkıları. Ancak müzikte detay da önemli. Örneğin karmaşık melodileri biraraya getirerek düzenli bir müzik üretebilen Radiohead, bence açık ara dünyanın ritm duygusu en yüksek müzisyenlerden oluşuyor. Zaten dünyanın en iyi grupları tarih boyunca genelde İngiltere’den çıkmış (Bkz.Rolling Stones, Queen).

Dünyada müziğin evrimine baktığımızda önceleri solistlerin yorumu önemliydi diye düşünüyorum. Sinatra, Andy Williams, Bennett; (Türkiye’deki yansımaları Erol Evgin, Ömür Göksel, Erol Büyükburç) big band ve sanatçının muhteşem uyumunu temsil etmiş. Bu yazıda değinmeyeceğim sosyolojik hareketlerdeki değişimlerle beraber özgürlüğü ifade eden Rock müziğin evrilmesi 60-80 arasına damga vurmuş (bizdeki en güzel örnek Barış Manço’dur diye düşünüyorum). Sonrası zaten malum ; tüm dünyada popüler müzik ve dijitalin önlenemez yükselişi.

Müzik’te trendler, kullanılan enstrümanlar eminim her zaman değişecek, ancak farklı türleri dinlemeyi siz de deneyin. Zaten iyi müzik sizi yakalar, ucundan mutlaka bir göz kırpar.

Sevgiler,
Barış

January 9, 2015

Haftanin Linkleri

  No comments    
categories: , ,
1. Bazen, iki dakikaligina da olsa hicbirsey yapmamak ve sadece durup nefes almak tahmin ettiginizden daha tazeleyici olabilir. (donothingfor2minutes.com)

2. Kameranizi manuel modda kullanmak istiyor ama bir turlu ozellikleri aklinizda tutamiyorsaniz bir kopya vereyim. (shotrockers.com)

3. Internetten alisveris yaparken, kusuratli olan harcamalarinizi yukariya yuvarlayarak sivil toplum orgutlerine bagis yapabileceginizi biliyor musunuz? (yuvarla.org)

4. Jan Vorrman'in insiyatifiyle baslayan, legolarla catlak duvarlara yama yapan, sehirleri guzellestiren insanlar var. (dispatchwork.info)

5. Dunyanin her yerindeki universiteleri ve akademisyenlerinden ucretsiz olarak ders alabileceginiz Coursera'da Turkce dersler de var. (coursera.org)

6. 2014'ten 100 kitap. (radikal.com.tr)

7. 2014'te dunyada ve Turkiye'de neler olmustu, zaman tuneli olarak goz atmak, arsivlemek isterseniz Line hazirlamis. (line.do)

8. En iyi sugar cookie tarifi - denendi, onaylandi. Onumuzde Sevgililer Gunu var mesela; kurabiye yapmak ve hediye etmek icin bahane uretmek kolay. (foodnetwork.com)

9. Gunun harika gecmesi icin once harika baslamak gerek. Gunun ilk 10 dakikasinda bunlari yapin! (apartmenttherapy.com)

August 18, 2014

Haftanin linkleri

  No comments    
categories: ,
Buyuk gune son 33 kala, organizasyon, ev, kiyafet, ivir zivir derken buraya ugramaz oldum iyice ve bu duruma oldukca uzgunum. Pek cok defa 'aa hemen bunu yazmaliyim' deyip havada kaldigi, unutuldugu oldu. Bunlari azaltmak icin elimden geleni yapacagim, ama buyuk gune zaman o kadar az kaldi ki, mazur gorursunuz diye dusunuyorum :)

Bugunlerde gozume takilan, cok hosuma giden linklerden bir secmece gelsin o zaman:

1. Iphone'unuzun bunlari yapabildigini biliyor muydunuz? (Favorim #13 ve #15) (lifebuzz.com)

2. Bir sifre ile hayatimizi degistirebiliriz belki de, neden olmasin? (huffingtonpost.com)

3. Benim gibi araba kullanmanin en zor kisminin park etmek oldugunu dusunuyorsaniz, park etmenin formulu! (tuketicikosesi.org)

4. 200 kaloriye neyden ne kadar yiyebiliriz? (wisegeek.com)

5. Kosmayi seviyor musunuz? Peki rengarenk tozlar icinde kosup eglenmeyi? O zaman Istanbul'lular 14 Eylul'u not etsiin! (colorsky5k.com)




July 14, 2014

Haftanin Notlari

  No comments    
categories: , ,
Baris'la tanistiktan sonra aldigim kilolari, dugune 68 gun kalmis olmasindan dolayi acilen verme derdine dustum malesef. Ebru'nun tavsiyesi uzerine 3 gunluk yesil elma diyetine giristim (Kahvaltida normal ogun yeyip gunun geri kalani elma - ben bir de yogurt/ayran tukettim). Bugun ucuncu gun ve her yer yesermeye basladi benim icin. En sevdigim meyvadir kendisi. Hatta en sevdigim yiyeceklerden biri. Ama 3 gun ust uste yemek de cok baydi ne yalan soyleyeyim. Faydasi olur da kilo verir miyim bilmiyorum ama vucuduma iyi bir detoks oldu sanirim en azindan. 

Yillardir Pink Martini konserine gitmek icin hoplar dururum ama niyeyse hic denk getirip de gidememistim. Yarin Pink Martini ve bir de o yetmezmis gibi Buika'yla beraber sahne alacagi konsere gidiyoruz! Boylesine super bir konser artik kacamazdi! Cok heycanliyim!

Bu da balkon manzaramiz ve IKEA'dan alinan gunes enerjisiyle calisan kirmizi fenerimiz. Su siralar Istanbul'un kavurucu sicagi ve neminden kacmak icin bizim balkon ideal. Fotografin kalitesi cok kotu biliyorum ama amacin o fenere vurgu yapmak! :) 
Her daim pufur pufur bir esinti. Bir de o kirmizi fener gelince, su anda balkon benim icin vazgecilmez oldu. Bu fener askimi nasil anlatsam bilemiyorum; dugunde de her yeri onlarla susleyecegiz zaten!

April 2, 2014

Orkide askina!

  2 comments    
categories: ,
Orkideler evlerimizi ve/veya ofislerimizi eskiden beri susluyor muydu bilmiyorum, ama sanki son yillarda daha cok bildigimiz ve besledigimiz bir tur oldugunu hissediyorum. En azindan ben cocukken mesela hicbir evde orkide gordugumu hatirlamiyorum. Veya kimsenin orkidelerinden bahsettigini, fotografladigini, sevgisini anlattigini, vs.

Simdi ise herkes ozel gunlerde birbirine gonderiyor, evlerde ve ofislerde cesit cesit renklerini bir arada masalarimza misafir ediyoruz, bakmaya doyamiyoruz. Ilk defa birkac yil oncesinde hediye gelen beyaz orkidemle birlikte bu cicegin ne kadar muhtesem birsey oldugunu kesfetmistim. O gun bugundur hayranim ve bakimiyla ilgili surekli yeni birseyler ogreniyorum, defalarca cicekler actiriyorum, her gun gelismelerini izliyorum, fotografliyorum falan.

Esas soylemek istedigim, siz de benim gibi cok seviyorsaniz ve birden fazla olsun istiyorsaniz, Ciceksepeti'nden veya internetten herhangi bir siteden vereceginiz bir siparis yaklasik olarak 100 TL'yi bulurken, Bauhaus veya Koctas'a her hafta taze gelen orkidelerden alacak olursaniz 26,99 TL'ye alabiliyorsunuz. Gecen hafta ev icin birseyler almaya gittigimizde bahce bolumunde takilip kaldim, o kadar guzellerdi ki! Bauhas'ta yeni cicek gunu Carsamba, Koctas'ta tam emin degilim, sormak gerek. Orkideleri cok sevenlerdenseniz, aklinizda bulunsun dedim :)

March 26, 2014

Tasinma kaosu

  No comments    
categories: ,
Tasinmak ne zor ismis! Gunlerce suren kutu/koli toplama, planlama, teker teker kutu yapmaca seansindan sonra bile hicbirsey azalmamis, tasinma gunu oncesine yine dunyalar kadar esya kalmis olarak basladik. Tam gun yapilan toplama mesaisi, ardi arkasi gelmeyen unutulmus esyalarin kiyidan koseden ortaya cikmasi, ucusan toz obekleri arasinda nefes almaya calismakla gecen bir gun oluyor. Agriyan ve ara ara morarmis kollarla bir sonraki zorlu gune kendini hazirlamaya calisiyorsun. Bu sefer de harala gurele nakliyecilerle birlikte esyalari cikarmaya, apartmanda asansor icin hak kazanmaya cabaliyorsun. Gunun sonunda, bitmis vaziyette onlarca kutu ve posetlenmis esyaya bakarken 'bir daha tasinmayacagim' isyanlariyla uyuyakaliyorsun. 
Isin kotusu de, yillarca alistigim evim ve semtimdem ayrilmak cok icimi burkuyor. Bir yere zor alisip zor birakiyorum; en pis huyum sanirim. Aliskanlik hepsinden beter. :) 
Yeni eve alisiyorum bile denebilir, ama semtime alismam bakalim ne kadar vakit alacak. 

March 12, 2014

Ev kurarken: Elektrik, su, dogalgaz

  No comments    
categories: ,
Dugun yeri ve bir takim tarihsel mevzularin hallolmasi ardindan tutulan ev, dunya kadar yeni isi beraberinde getirdi haliyle. Mobilya, temizlik, tasinma gibi nispeten daha keyifli kismi bir yana birakacak olursak, geriye eve tasinmadan once esas onemli olan elektrik, su ve dogalgaz aboneligi geliyor! 
Dun ogleden sonramizin tamamini ayirdigimiz ve ancak halledilen bu 3 is icin onden bilgi vereyim, bir gun basiniza geldiginde neyi nasil yapacaginiz ve ne kadar odeme yapacaginiz konusunda en azindan bir fikriniz olmasi icin deneyimlerimi paylasayim istedim. 

On hazirlik (kiraciysaniz): Kira sozlesmesi, DASK Policesi, nufus cuzdani on ve arka yuz fotokopileri ve sayac/tesisat numaralarinizi hazirlayin, her bir kuruma verilmek icin 3'er kopya hazirlarsaniz soz veriyorum isiniz daha hizli olacak. 

Onemli not: Su aboneligini diger ikisinden once yaptirmaniz tavsiye olunur. 

February 12, 2014

Nerede Kalmistik?

  No comments    
categories: ,
Ocak ayinin son haftasinda, buyuk bir kararla 3 yillik kurumsal calisan rolumden ayrilmaya karar verdim. Hem toplumun bana, hem de benim kendime cizdigim standart rotanin disinda olmaya, biraz tempoyu dusurup yapabileceklerime ve yapmak istediklerime sakince bakmaya ve gercekten yaptigim seylerin beni mutlu edip etmedigini ve bir fayda yaratip yaratmadigini sorgulamaya karar verdim.
Gunun sonunda kendime donup baktigimda, sadece maddi bir fayda degil, bambaska seyler yaratmis olmayi istiyorum.

Dolayisiyla, oldukca farkli bir seruvene adim atmis bulunuyorum.
Heyecanliyim, merakliyim, mutluyum!

Istanbul'da 3 yildir yasiyorum; iki gun once, ilk kez oglen saatinde sahildeydim saniyorum - ve kelimelerle anlatamayacagim kadar guzeldi! Biraz nefes almak cok iyi gelecek, belli.

January 5, 2014

2014'e girmisken...

  No comments    
categories: , ,
Son yazımın üzerinden geçen 5 ay (bugün itibariyle de gerçekten tam 5 ay) benim için o kadar çok şeyi değiştirdi ki, ben bile inanmakta zorlanıyorum. Zorla gelen büyüme evresinin hayatımın bu dönemine gelen kısmı tamamlandı; çok şeyi fark edip, kabullenip, çok şeyi geride bıraktım ve önüme bakar oldum. 
Kapandığını sandığımız her kapı, yepyeni bir yol-muş aslında. Lafta biliyoruz bunu da, yaşayınca o yeni yolları keşfetmek çok keyifli oluyor! :)

Peki ben bu sürede neler öğendim? Hiçbirşey ama hiçbirşey aileden önemli değil. En kötü, en güzel, her anımda sonsuz bir sevgiyle benimleler ve bu kadar kıymetli birşey daha olamaz. Hayatımızda herşey doğru zamanda, doğru yerde bir şekilde gelip bizi buluyor ve öncesi-sonrası değil, tam o an olan güzel. Bir de şunu öğrendim, insan kendine inanmalı. İstediğimizde dağları devirecek gücü bulabiliyoruz, sadece bunu kendimize nasıl soracağımızı bilmek gerek.

March 25, 2013

YOU ARE MY WILD.

  No comments    
categories: ,
Gectigimiz gunlerde harika bir proje kesfettim. Cocuk sevgim git gide artarken, bir yandan da portre fotografciliginin ne kadar muhtesem birsey oldugunu dusunup duruyorum. 14 tane fotograficinin, her hafta, cocuklarini kendi gozlerinden anlatan bir fotograf paylasmasiyla harika bir portfolyo olusuyor. Fotograflar gercekten inanilmaz, imrenerek tekrar tekrar bakiyorum. Henuz kesfetmediyseniz paylasayim istedim.

February 25, 2013

NE VAR NE YOK

  No comments    
categories: ,
Okulun baslamasiyla bloga yazma araliklarimin acilmasi bir oldu elbette. Tum bos vakitlarimi tiklim tikis doldurma huyum beni su siralar biraz yormaya basladi; bugun Duygu'nun dedigi gibi, yine denize cikip kurek cekesim var. 
Mesguliyetler bir yana, neler var, neler yok:

February 13, 2013

SEVGILILER GUNU'NE DOGRU...

  No comments    
categories: 
Bugun yanlislikla (!) facebookta post edilmis olan bu videoyu izlemis bulundum. 
Hufff. 
Ne demeli bilmiyorum. 
Siz kendiniz bir yorum yaparsiniz eminim =)

December 11, 2012

ESKİ - YENİ YIL LİSTELERİ

  2 comments    
categories: ,



Aralık ayının yavaş yavaş sonuna yaklaşırken, geride bıraktığımız yılı değerlendirme, önümüzdeki sene için istediğimiz değişiklikleri belirleme ve yeni hedefler koyma dönemine giriyoruz çoğumuz. Gerek profesyonel, gerekse kişisel anlamda kendimizi değerlendirmek, yeni hedefler belirlemek konusunda bize yol gösterici olduğu gibi, bu zaman zarfında nelere ulaştığımızı, başardığımızı ve mutluluklarımızı da hatırlamamızı sağlıyor; dolayısıyla şükredeceğimiz şeyleri de anımsatıyor. Listeleri sevmemin en buyuk sebeplerinden biridir nitekim. 

Yeni hedefler koymak, yapılacaklar ve istekler listesi hazırlamak kimilerine göre gereksiz olsa da, benim için her zaman bir keyif olmuş, ayni zamanda yeni bir sayfaya, daha motive ve organize olarak başlamamı sağlamıştır.

Çok uzatmadan, önce 2012’yi özetleyen, sonra da 2013 hedeflerimi toparladığım Top 10 listelerini paylaşıyorum:

2012'de neler yaptim?
1. Takımla kürek çektim, yarışa katıldım
2. MBA’e başladım, yeniden öğrenci oldum
3. İstanbul’u, İstanbul’lu gibi benimsedim
4. Hayatımın ilk maratonunu koştum; bundan sonra her sene katılma kararı verdim
5. Çokca film izledim
6. Çok okudum, çok araştırdım
7. Dalış yapmak için korkumu aşmama daha vakit olduğunu anladım
8. 30 günlük şeker (yememe) testini başarıyla tamamladım
9. Hatay’a gittim; sehre, yemeklere ve insanlarına aşık oldum
10. Kendi işim için plan yapmaya başladım

2013'de neler istiyorum?
1. Kişisel bütçe yönetimi konusunda kendimi geliştirmek ve tasarruf yapmayı alışkanlık haline getirmek (bu konuya daha sonra detayli deginecegim)
2. Gerçekten sevdiğim işi yapıyor olmak
3. Okul ortalamamı mümkün olduğunca yüksek tutmak
4. Daha çok fotoğraf çekmek, daha çok okumak, daha çok yazmak
5. İş – okul koşturmasına rağmen spora bir şekilde yeniden zaman ayırmak
6. En az 2 kez yurtdışına çıkmak (birisi Ocak ayında gerçekleşecek – şimdiden yari yariya basarili bir hedef!)
7. Yeni bir spor/aktivite öğrenmek (tırmanış listemin başında)
8. Türkiye'de henuz görmediğim bir şehri görmek
9. Bir sosyal sorumluluk projesine dahil olmak
10. Yeni bir eve taşınmak

Baska liste yapan?



September 26, 2012

TURUNCU

  No comments    
categories: 

Hep araları daha kısa tutayım diyorum kendi kendime, ama bir türlü beceremiyorum. 

Geçtiğimiz sene hayatımın oldukça rahat senelerinden birini geçirmiştim. Çok düzenli çalışma saatlerimden arta kalan vaktimi spor ve keyif için bol keseden dağıtabiliyordum. Fazla konfor ve keyif zaman içinde dürttü tabii beni; "daha çok şey yapabilirsin bu vaktinde" dedim kendime. Ve güzel yaz mevsiminin ardından, kendimi yoğun bir yüksek lisans programına kaydettirmiş buldum. 

Her zaman yapacağımı bildiğim birşeydi yüksek lisans. Sadece yer ve zaman konusunda fikirlerim çok değişikliğe uğradı. Hep yurtdışında yapacağımı düşünürdüm bir defa. Ve belki daha sonraki yıllarda. Ama öğrencilikten o kadar ayrı kalmaya gönlüm el vermedi. Madem başka şeylere vakit yaratabiliyorum dedim, o zaman yüksek lisansı niye erteliyorum!? İşi de bırakmak istemiyorum. E o zaman? Arayıp tarayıp akşam programı bulup, kayıt! Tabii yaşadığım şehir İstanbul olunca, lojistik büyük problem! Okula ayırdığım vakit kadar da trafikle boğuşmaya ayırıyorum. İşin bu kısmı esas zorlayıcı olan. 

Velhasıl, en sevdiğim mevsim olan sonbaharla birlikte, ben de okula başladım! Bir kez daha öğrenci olmak, "hocam" kelimesini kullanmak, sınıfa girmek, öğrenci kartına sahip olmak ve bilimum etkinliklerde öğrenci bileti almak...! Şimdilik çok güzel, çok heyecan verici! Zaman içinde yorgunluktan zombiye dönebilir, şikayet etmekten bir hal olabilirim; o ihtimal hep var. Ama gerçekten bilinçli ve isteyerek öğrenciliğe dönmek çok farklıymış, daha bir kıymetli geldi sanki. 

Aklınızda varsa çok da düşünmeyin; başlayın. Tavsiye olunur!

July 19, 2012

BU ARA

  No comments    
categories: 
Bu aralar hayat epey hareketli geçiyor. Etkinlikler, değişimler, kararlar, hayaller vesaire gibi birçok şey aklımı ve zamanımı meşgul ediyor.

Mesela, normalde haftaiçileri dışarıya çıkmayı tercih etmeyen biri olarak ben, İstanbul'un güzel yaz etkinliklerine dayanamamakta ve her hafta is sonrasi bir festivalde boy göstermekteyim. Geçtiğimiz hafta Küçükçiftlik Park'taki Latin Karnavalı'nda Bebe ve BVSC, bu hafta İKSV Jaz Festivali kapsamında Santraİstanbul'da Sharon Jones & The Dap Kings dinlemekteydim. Sharon Jones müthişti, cok enerjikti - sahneye çıkan bir gencin, seyirciler arasındaki kız arkadaşına evlenme teklif etmesi de geceye renk kattı doğrusu.


Bir kartvizit albümü veya kutusu sahibi olmamın vakti geldiğine kanaat getirdim.



Mesela, California'da 1 veya 2 sene yaşamak ve bu esnada yeniden öğrenci olmayı çok istediğime karar verdim.

Mesela, bütün ertelediğim işlerin listesini çıkarıp hepsini sırayla halletmem ve evimden, eski ve kullanmadığım herşeyin ayıklanıp çıkarılması gerektiğine ve hatta bunların hepsini bugünden yapmaya başlayacağıma karar verdim.


Yarının Ramazan'ın ilk günü olması ve benim oruca takatim olmadığını bilmemle, ben de en sevdiğim şey olan tatlı-şekerli herşeyden bir ay vazgeçmeye karar verdim. Hayatımda hiçbir zaman uzun soluklu olarak (diyetteyken bile) başaramadığım birşey olduğu için (yalnizca beyaz sekerden bahsetmiyorum bu arada, sekerin her turlu formu - meyva sekeri haric) gerçekten zorlayacak, ama denemek ve başarmak için heyecanlıyım! 
Sekerle 30 gun testi!


Bu arada, evlerde toz olusumunu engelleyen bir aparat, icat birsey var mi Allah askina? Varsa parasi neyse vericem. Bitsin bu cile. 

Tez zamanda yeniden fotografa baslamaya karar verdim bir de. Analog cekicem oncelikle, makinami ve filmlerimi ozledim. 

Başka değişim beklentileri de var elbette, ama zamanı geldikçe yazayım onları da. 

Sevgiler!