January 5, 2014

2014'e girmisken...

  No comments    
categories: , ,
Son yazımın üzerinden geçen 5 ay (bugün itibariyle de gerçekten tam 5 ay) benim için o kadar çok şeyi değiştirdi ki, ben bile inanmakta zorlanıyorum. Zorla gelen büyüme evresinin hayatımın bu dönemine gelen kısmı tamamlandı; çok şeyi fark edip, kabullenip, çok şeyi geride bıraktım ve önüme bakar oldum. 
Kapandığını sandığımız her kapı, yepyeni bir yol-muş aslında. Lafta biliyoruz bunu da, yaşayınca o yeni yolları keşfetmek çok keyifli oluyor! :)

Peki ben bu sürede neler öğendim? Hiçbirşey ama hiçbirşey aileden önemli değil. En kötü, en güzel, her anımda sonsuz bir sevgiyle benimleler ve bu kadar kıymetli birşey daha olamaz. Hayatımızda herşey doğru zamanda, doğru yerde bir şekilde gelip bizi buluyor ve öncesi-sonrası değil, tam o an olan güzel. Bir de şunu öğrendim, insan kendine inanmalı. İstediğimizde dağları devirecek gücü bulabiliyoruz, sadece bunu kendimize nasıl soracağımızı bilmek gerek.

August 5, 2013

Buyumek...

  1 comment    
categories: 
Büyümek... Ve büyümek zorunda kalmak.

Çok küçük bir fark var gibi, ama aslında devasal. Biri, fiilin kendisi. Bir anlam yüklenmemiş. Yaş, olgunluk, sorumluluk gibi şeyleri çağrıştırıyor. Ötekiyse, hızlandırılmış, zorla olan ve acıyı çağrıştırıyor bana.

Acıya acıya.
Büyümek. Ağlayarak. Olgunlaşmak, sorgulamak, kabullenmek, doğrulmak, güçlenmek ve yürümek. 

“Yaşlanmak” şu an için hislerimi daha doğru açıklıyor bana göre, ama annem buna “büyüyorsun kızım” diyor. “Olgunlaşıyorsun ve hepsi geçecek. Herşey güzel olacak. Büyümek zorunda olduğun için üzgünüm.”

Ben de çok üzgünüm anne.

Büyümek, şu an benim için, en yakın arkadaşınla cenazeden cenazeye görüşmek demek.

En zayıf, güçsüz anlarda gelen darbeler. Arka arkaya gelen darbeler.

“Çok mutluyum, çok şükür”, dediğin anda, tokadın en babasını yemek. Seni yerle bir edecek birşeyin hemen kapının köşesinde beklemesi, her an göz kırpması.

Dostlarla, mutlu sohbetler, alışverişler, gezmeler ve kahkahalar için buluşmaktansa, teselli, destek ve zor günlerde daha sık bir araya gelir olmak.

Acıya acıya büyümek. Sanki kalıbım darmış da, içimden kocaman birşey gelişmeye ve kurtulmaya çalışıyormuş gibi bir his. “Hayır”, diyorum, “n’olur kal olduğun yerde”. Ama sığmıyor.

Biliyorum.

Büyüyeceğim ve hepsi geçecek.

Ama şu an sadece acıyorum.

July 22, 2013

San Fransisco, California

  No comments    
categories: , ,
Yazmaya öyle bir ara verdim ki, tekrar başlamak hiç düşünmediğim kadar zor oldu. 
Projeler, finaller, işle ilgili sıkıntılar derken, gündemdeki bombalarla birlikte normal tempomum ve moralimin oldukça dışına çıktım epeydir. Tartışacak, yazacak çok şeyim, dilimin ucunda birikmiş sayısız söz var. Ama bunları kendime saklayıp, hayatımda bir takım yeni değişikliklerin ilk adımını attığımı (en azından atmaya yakın olduğumu) hissettiğim şu günlerde, iş hayatına başladığımdan beri yaptığım en uzun ve dolu tatili anlatmak, güzel yerlerden bahsetmek istiyorum. 

Ailenin 5 üyesi nadiren bir araya gelebiliyoruz; belki yılın yalnızca birkaç günü diyebilirim. Bu yüzden, 2013 yılı izinlerimi aileye ayırıp, oldukça spontane bir karar ve planla, California'ya gitmeye karar verdik. Bir akşam pilatesten çıktığımda, San Fransisco gidiş, Los Angeles dönüş biletleri alınmış, toplam 11 günlük bir tatil planı yapılması için babamdan çağrı gelmişti! Hal boyle olunca, buyuk bir heyecanla, San Fransisco ile baslayip, araba ile California'nin meshur State Route 1 denen unlu otoyolundan Los Angeles'a kadar cesitli duraklar yaparak inmeyi kapsayan bir plan hazirladim. 

Niyetim, tatil boyunca yaptigimiz duraklarin hepsinden ayri ayri post'larda bahsetmek (umarim usenip yarida kesmem) ve bugun San Fransisco'yla basliyoruz!

April 15, 2013

BIR KARAKOY KESFI...

  2 comments    
categories: ,
Cumartesi gunu, guc bela biten bir haftayi unutturmaya soz vermis gibi piril piril bir gunes ve sicacik bir havayla karsilayinca, okuldan sonra eve donmek olmazdi. Sabahtan yanima aldigim canon ae-1'im ve okuldan sonra bana katilan sevgiliyle kendimizi Eminonu'nden Karakoy'e dogru yollara vurduk. Uzundur gitmeyi planladigimiz Corlulu Ali Pasa Medresesi'nde, keyif ve huzur icinde handa nargilemizi ve Turk kahvemizi ictik, Hafiz Mustafa'dan lokumlarimizi, fotografcilardan cesit cesit filmlerimizi aldik. Saatlerce yuruduk, fotograflar cektik, gunesi batirdik ve Karakoy'e vardik. Balik pazarinda tezgahlari kollayan martilara selamimizi da verdikten sonra, adeta gizli sakli kalmis oldugunu dusundugum Akin Balik'a ulastik. Rezervasyon yaptirmayi akil edememis diger spontan insanlarin arkasina, uzun bir kuyruga eklendik.

April 3, 2013

GECIKMIS MUZIKAL KESIFLER

  No comments    
categories: 
Ben bu sesleri nasil daha once kesfetmemisim bilmiyorum. Bahsettiklerim, Jehan Barbur ve Ceylan Ertem
Gectigimiz gunlerde Bilgi Universitesi Mezunlar Dernegi'nin Hayata Dokun Dernegi ile ortak gerceklestirecegi etkinlik haberi mailima dustugunde Jehan Barbur'u ilk kez gordum saniyorum. Ayni hafta icinde hem onun, hem Ceylan Ertem'in ismine birkac defa rastladiktan sonra ancak kesfettim neleri kacirdigimi. 
Dupduru sesler, mukemmel yorumlar, kulaklarimin pasini silen muzik. Uzun bir sure tekrar tekrar dinleyecegim kesin. 
Ne mutlu bana ki, Nisan ayinda her ikisini de canli dinleyebilecegim. Ceylan Ertem'le 20 Nisan'da, Beyoglu Hayal Kahvesi'nde Sezen Aksu Tribute konserinde, Jehan Barbur'la ise 26 Nisan'da Bilgi Universitesi Kustepe Kampusu'nde bulusmak icin sabirsizlaniyorum. 

Not: Bahar ve yaz boyu gitmek istedigim o kadar cok konser/etkinlik var ki, hangi birine gidecegimi sasirmis durumdayim. Kredi falan ceksem hepsine ancak giderim heralde. 

March 25, 2013

YOU ARE MY WILD.

  No comments    
categories: ,
Gectigimiz gunlerde harika bir proje kesfettim. Cocuk sevgim git gide artarken, bir yandan da portre fotografciliginin ne kadar muhtesem birsey oldugunu dusunup duruyorum. 14 tane fotograficinin, her hafta, cocuklarini kendi gozlerinden anlatan bir fotograf paylasmasiyla harika bir portfolyo olusuyor. Fotograflar gercekten inanilmaz, imrenerek tekrar tekrar bakiyorum. Henuz kesfetmediyseniz paylasayim istedim.

March 18, 2013

CIRQUE DE SOLEIL - MJ

  No comments    
categories: 
Aylarca dort gozle bekledikten sonra Cumartesi aksami Cirque de Soleil - Michael Jackson'i sonunda izledik! Oncesinde de iki farkli sov izlemis oldugum (Ama Luna ve Allegria) ve super yorumlar duydugum icin buyuk beklentilerle gitmistim ve beklentilerim kat kat fazlasiyla karsilandi. 
Isiklar, kostumler, danslar, mesajlar ve tabii ki muzik. Tam anlamiyla, 2 saat boyunca bambaska bir dunyaya yolculuktu. Cirque de Soleil sovlarinin ozelligi olan ve danslariyla bir nevi narasyonu yapan, yonlendirici olan karakter her ciktiginda 'yine cikti lavuk' deyip kakirdayan adam kilikli eseklere, 2 saat boyunca nefes almadan ve osuruguyla arenanin havasini degistirmeye calisan gazmana ve hatta bangir bangir  'saygi', 'inanc', 'umut' gibi mesajlarla duygu seline donustukten sonra alan cikisinda omuz atan ayilara ragmen Michael Jackson muhtesemdi; iyi ki geldi! 

March 17, 2013

MUHTESEM EV PIZZASI

  No comments    
categories: ,
NTV'de haftasonlari saat 13.00 civarinda Refika'nin Mucize Lezzetler'i, televizyonda izlemekten cok keyif aldigim programlardan birisi. Dun denk geldigim bolumde, sevgili Refika Birgul, ev pizzasi yapmis. Goruntu ve tarifin basitliginden etkilenip aksam yemegi ben de bu tarifi yapmaya karar verdim. Disaridan siparis edilen pizzalarda hem malzemelerin hepsi sizin kontrolunuzde olmuyor, hem de kaloriler ucsuz bucaksiz oluyor genelde. Hamurunda ve sosunda bolca yag ve seker oluyor. Evde yapinca tum kontrol sizde ve 10-15 dakika icinde pizza hazir! Ustelik disarida yediklerimizden cok daha guzel. En kisa zamanda farkli versiyonlarini da yapacagimiza suphem yok!

March 14, 2013

WRECK-IT RALPH

  No comments    
categories: 
***Spoiler icerir***

Animasyonlari ve cizgi filmleri anormal seven biri olarak cikan cogu filmi izlerim. Favorimse uzun zamandir The Princess and The Frog ve How To Train A Dragon arasinda gidip geliyordu. 
Ta ki gecen haftasonu Ankara'da kardesimle Wreck-It Ralph'i izleyene kadar! Biliyorsunuz gectigimiz ay Oskar'larda da `best animated feature` kategorisinde aday olarak gosterilmisti. Oskar Brave'e gitti ve onu henuz izleyemedigim icin yorum yapamiyorum; fakat Wreck-It Ralph benim uzun zamandir izledigim EN IYI animasyondu.

March 11, 2013

HASTAYDIM AMA...

  No comments    
categories: ,
Persembe aksamindan beri usutme mi grip mi ne oldugunu bilmedigim bir hastaligin pencesindeyim. Hala da tam olarak gecmis degil, ama su anda kendimi (en azindan dune gore) cok daha iyi hissediyorum. Etrafta herkes kirmizi burunlu, makyajsiz ve hasta. Bahara bu vaziyette geciyoruz galiba toplu olarak.