May 9, 2015

Sporun ve Kadin Olmanin Gucunu Kutlamaya: #ntctouristanbul'la #gectimkendimi !

Ne kadar sure antreman yapmasam da, sporla arama mesafeler girse de, doner dolasir ilk buldugum firsatta geri donerim ve terlemeye basladigim o mukemmel anla birlikte ne cok sevdigimi yeniden hatirlarim. Hayatimdan asla cikmasini istemeyecegim yegane seylerden biri spor! Tek bir turu de degil, mumkunse her turu. Kosu, fitness, hele yoga ve dans. Enerjim yettigince her bir spor dalini denemek ve ogrenmek istiyorum. 


Bir yandan her ara verdigimde, nankorce gerileyen kondisyonumu geri kazanmak icin aylarca caba gostermem gerekse de,  her defasinda kendimi muthis guclenmis ve iyilesmis hissediyorum. Bugunku efsanevi Nike Training Club etkinligiyle birlikte, is tempomum artmasina paralel olarak dususe gecen spor hayatim ve kaybettigim kondisyonumu kazanmanin sanirim ilk adimini atmis olabilirim. 



Birkac hafta once tesadufen bir yerlerden ogrendigimde, vakit kaybetmeden Duygu'yla birlikte kayit yaptirmistik #ntctouristanbul'a ve bugun ilk gunu icin oradaydik. 9-10 Mayis'ta 2 gun boyunca Suada muhtesem bir fitness adasina donusturulmus ve Nike Women organizasyonuyla, sadece bayanlara ozel muthis bir program ve adim basi keyifli aktiviteler hazirlanmis. 1000'e yakin kadinin hep birlikte antreman yaptigi, dansla senlenip, kick-box ve spinning'le ter dokup, bogaza nazir, denizin uzerindeki muthis bir alanda yoga yaparak huzur buldugu utopik bir ada dusunun. Antreman aralarinda renkli iplerle saclarinizi ordurebileceginiz, nail art yaptirabileceginiz, denize karsi yemeginizi yiyip ozel karisim juice'larla tazelenebileceginiz, bolca fotograf cektirebileceginiz alanlar var. Adaya vardiginizda, gunluk antreman programinizi secip, sizin icin hazirlanmis ve surprizlerle dolu cantanizi kapin ve gunun tadini cikarmaya baslayin!



Cok uygun bir ucretle katilabileceginiz ve icinizdeki spor tutkusunu atesleyebilecek, kadin olmanin gucunu ve mutlulugunu yasatacak bu etkinlige gitmek icin hala yarininiz da var, o yuzden vakit kaybetmeden yazmak istedim. Degerli esya goturmemek adina yalnizca yanimda telefonum vardi, dolayisiyla fotograflar Iphone'umdan :) 

Hadi yarin antreman yapmaya, kadinlara ozel organize edilmis bu super gunun tadini cikarmaya!








May 6, 2015

İstanbul Şehir Hack'leri: Toplu Taşıma İçin Kritik Tüyolar

  No comments    
categories: , ,

Büyük şehrin derdi de büyük olur.
İstanbul’da trafik kadar, toplu taşıma da başlı başına büyük bir mücadeledir ve bu savaşa kendini en iyi hazırlayan, akıl ve beden sağlığını en iyi koruyabilen olarak öne çıkacaktır. Toplu taşımayı kullanma adabını öğrenmek bir meziyet olmanın yanında, bu çılgın mücadelede bir ihtiyaçtır. Elbette her işin hack’leri olduğu gibi, İstanbul’da toplu taşıma savaşının da vardır.
Ne kadar erken ve çok şey öğrenirsek, o kadar hızla güçleniriz, unutmayın.

İDO'da minimum sallantı ve deniz otobüsünden maksimum hızlı iniş için yolculuk bitmeden 5 dakika önce HAZIIIR OL!
Eğer aceleniz varsa ve deniz otobüsünün içinde iniş için oluşacak saçma sıradan sıyrılmak istiyorsanız yolculuk bitmeden 5 dakika önce eşyalarınızı toplamış olmalısınız. Deniz otobüsünün hangi taraftan yanaşacağına dair tahmin yürüterek, 5 dakika kala insanlar daha ayılmadan kapıya koşup ilk siz inebilirsiniz!


Metroda askıları değil demirleri tutun ve eğer gözünüze kestirebiliyorsanız köşelere koşun.
Metrolardaki askılara tutunmak, sallantılı seferler esnasında dalgın olduğunuz bir anda omzunuzu yerinden çıkarabilecek kadar savurabilir, tercih edilesi değildir. Kendinizi sığdırabileceğiniz bir boşluk görüyorsanız ya demirleri tutmaya çalışın, ya da gözünüze kestirebildiğiniz bos köşeler varsa oralara koşun. Yaslanarak duruşlardaki sallantıdan minimum etkilenir, elinizi de dokunmak zorunda kalmazsınız. Eğer benim gibi metro surelerinde Pocket'tan birşeyler okuyor veya Notes'a yazılar yazıyorsanız epey vakit değerlendirebilirsiniz.


Islak mendil veya antibakteriyel jeller can yoldaşınız olsun.
Gittiğiniz her restoranda verilen ıslak mendilleri çantanıza atarsanız tam ihtiyaç olan bir anda imdadınıza yetişebilirler. Dokunduğunuz yerlerden topladığınız milyonlarca mikrobu en azından bir nebze öldürebilirsiniz. Yolculuk yapacağız diye hastalanmaya gerek yok.


Sırt çantası hayatı kolaylaştırır.
Yolculuk esnasında ihtiyacınız olan herşeyi içine doldurabilmek ve ağırlığı sırtınızda dengeleyebilmek, merdivenlerden koşar adim hızlı hareket edebilmek için sırt çantası müthiştir. El çantalarını döver geçer.

İstanbulkart’ınız hep dolu, kafanız rahat olsun.
5 TL'yi 4 kere ayrı defalarda değil de 20 TL'yi tek seferde yükleyerek kafanızı rahat ettirin, ayni zamanda zamandan tasarruf edin. Geciktiğiniz bir gün koşturarak yakalamaya çalıştığınız bir vapuru İstanbulkart yüzünden kaçırıp kahrolmayın.


Kapalı yerleri sevmiyorsanız: Şişhane ve Ünalan metrosu
Şişhane metrosunun İstiklal çıkışı, adeta dünyanın merkezinden yüzeye tırmanıyormuşsunuz hissi verir. Ünalan metrosu ise yürümekle bitmez. Tabanları ağlatır. Mümkünse bu duraklar es geçilmeli.


Metrobüsü mesai öncesi ve sonrası unutun.
Canını seven mesaiden önce ve sonra metrobüsü bir olasılık gibi düşünmesin. Gerçekten çok söyleyecek birşey yok. Susmak bazen en iyi ilaç.

Marmaray'da koltuk kapmak hayal olmayabilir.
Marmaray Ayrılık Çeşmesi durağından biniyorsanız(tahminen Kazlıçesme için de ayni durum geçerlidir), gözünüz açık olsun ve masum görünerek dikkatleri üzerinize çekmeyin. Kapı açıldığında ise depar atın ve koltuk savaşlarına hazır olun.


Her toplu taşımaya binişinizde kendinize kıyak geçip simit almayı adet edinmeyin.
Zira ise gidiş dönüş için kullanıyorsanız ilk ayin sonunda kilo almanız kaçınılmaz hale gelebilir. Çantada elma, salatalık falan bulundurmak alkışlanasıdır.

Dolmuşa ve minibüse binerken kendinizi sakinleştirecek bir müzik açın, olduğunuz yeri unutmaya çalışın.
Mümkünse öncesinden çok yemek yememiş olun, ama aç da olmayın. Sarsılmaya, mide bulantısına ve hatta kaza tehlikelerine hazır olun. Kemer olsa mutlaka takın derim ama maalesef yok. Kendinizi koruyun, o kadar.


Dillere destan 500T için aceleye gerek yok.
500T gibi uzun bir yolcu hattını tercih ediyorsanız unutmayın 7 dakikada 1 yeni otobüs durağa geliyor. İlki çok kalabalıksa bekleyin ikincisine binersiniz. ;)
Otobüs yolculuklarında ilk duraktan binmek önemli, oturma şansınızı arttırmış olursunuz.

May 2, 2015

Evlere Renk Katmanin En Kolay Yollari

  No comments    
categories: , , ,
evde-orkide-yetistirmek
Evimize mobilya alirken, uzun omurlu, kullanisli, kirlenmeye/eskimeye dayanikli ve sonradan alinabilecek dekoratif esyalar ve aksesuarlara cok tezat olmayacak sekilde secerek almaya calistik. Bircok kisinin de ev doserken (ozellikle 1+1 ufak ev degil de, daha buyuk evler icin gecerli sanirim) benzer bir dusunceyle alisveris yaptigini dusunuyorum. Bu sene favori renginiz mor diye herseyi mor alirsaniz, seneye nefret etme sansiniz veya alacaginiz hicbir yeni esyayla uymama ihtimali var. Bu kriterleri bir araya getirince, bizim de sectigimiz renkler siradisiliktan uzak, daha notr renkler oldu (Tabii sevmedik diye bunlari aldik gibi bir anlam cikmasin, aksine cok severek aldik:)).

Ote yandan, ana mobilyalarinizi daha az renkli sectiniz diye evinizde canli renkler olmayacak anlamina gelmiyor. Ufak dokunuslarla sevdiginiz tum renkleri evinize katabilir, hatta mevsimlere gore bile degistirebilirsiniz. Renklerin modunuz uzerindeki etkisini de hafife almayin!

O halde, evleri nasil kolayca renklendirebiliriz?


color-coding-books kitaplari-renklere-gore-ayirmak
Kitaplarinizi renklere gore ayirin. Evinizde cokca kitap varsa, ayni renk tonlarinda olan kitaplariniz mutlaka olacaktir. Renklerine gore duzenlediginiz ve hatta bir rengi yatay, bir digerini dikey yerlestireceginiz kitaplar ve aralarina yerlestireceginiz ufak tefek eglenceli objelerle evinizin kitapligini cok keyifli ve estetik hale getirebilirsiniz.

Rengarenk ciceklerle susleyin. Cicekler benim icin evin olmazsa olmazlari. Yesilin en sevdigim renk olmasindan mi bilmiyorum, ama yemyesil bitkilerin evin cesitli yerlerinde olmasi beni muthis mutlu ediyor. Hele o orkideler ve menekseler de pembeli morlu ciceklerini acti mi, evde resmen renk bayrami oluyor.
koltuk-sali
Renkli battaniye ve ortuler kullanin. Duz renkli bir koltugun uzerine atacaginiz tezat renkte bir battaniye veya koltuk sali ile oturma alaniniza cok farkli bir hava verebilirsiniz. Beyaz bir koltuga pembe bir sal attiginizda yaratacaginiz havayi dusunsenize! Hem de uykunuz gelip biraz usumeye basladiginizda hemen uzerinize alabilirsiniz.
renkli-yastiklar
Kanepe ve yataginizi renkli yastiklarla renklendirin. Bu benim en sevdigim dekoratif objelerden olabilir. Cocuklugumda renkli yastik koleksiyonum bile vardi, o derece. Simdi evi cok doldurmamaya gayret ediyorum, ama birkac tane renkli veya cicili bicili yastik da eve renk katmak icin birebir.

Kapi kollari neden bos kalsin? Evin en az kullanimi olan parcalarini renklendirmek belki de en kolayi. Kapi kollarina takacagiz ufak susler duz renkli kapilariniza hareket katacaktir.
mumluklari-yerlestirmek
Renkli mumluklarla sehpalar bos kalmasin. Mumlar hem koku hem goruntu olarak her evde olmasi gereken aksesuarlar. Farkli boylar ve sekillerde olan mumlari bir tepsi icerisine veya rengarenek mumluklara da yerlestirebilirsiniz.
renkli-bardak-altliklari - orgu-bardak-altiklari -el-yapimi
Bardak altiklariniz parlasin. Sehpa ve masalarin uzerinde leke kalmasin diye cogumuz bardak altligi kullaniyoruz. Neden rengarenk olmasinlar ki? Benimkiler annemin eseri, sizler de eminim cesit cesit modellerini bulabilirsiniz.

Renkli fenerlerle aydinlatin. Kitapliginizi, calisma masanizin ustundeki raflari veya yatak odanizda bir aynayi renkli fenerlerle cerceveleyebilir, bambaska bir hava yaratabilirsiniz. Gece lambasi olarak kullanirsaniz da cok guzel los bir isik yakalayabilirsiniz.

April 29, 2015

Isleriniz Basinizi Asiyorsa, Hayatinizi Kolaylastirmanin 6 Yolu

  No comments    
categories: , ,
Son zamanlarda isler ve sorumluluklar arasi kostururken kendimi unuttugum, cok yordugum ve hatta hastalanarak bu yogunlugu kendim icin daha da zor ve yonetilmez hale getirdigim dogrudur. Iki gundur, kendimi bu cikmaza nasil soktugumu dusunuyorum ve hicbir seye yetisememedigimi hissedip kendime kiziyorum.  Bu aksam eve geldigimde, kafam yapmam gereken seylerle oyle doluydu ki, yuksek gerilim hatti gibiydim ve eve uzun zaman sonra ilk kez erken gelmemin bile tadini cikaramiyordum. Ta ki kucagima aldigim bilgisayara saatlerce bos bos baktiktan sonra aklim basima gelene dek. Bazen sadece birsey yapmamaya ihtiyacimiz var. Kafamizi hic calistirmamaya ve dusunmemeye.  

Peki kendi tempomuza yetisemedigimiz zamanlarda hayatimizi nasil kolaylastirabiliriz?

1. Yardim teklif edenlerden yardim alin. Eger cevrenizde, hayatinizi kolaylastiracak en ufacik bir noktaya bile destek olmayi teklif eden insanlar varsa, kabul etmekten cekinmeyin. Herseyle kendi basiniza basa cikmak zorunda degilsiniz. Komsunuz yemek mi getiriyor, alin. Veya temizlige, utuye yetisemiyor musunuz? Mali olarak zorlayabilir belki ama akil sagliginizi koruyacagi icin birisinden destek almakta fayda var. 

2. To-do list'ler hayat kurtarir. Hem yapacaklarinizi unutmamanizi, hem de yazili oldugunda elinizde liste olarak durdugu icin kafanizda surekli "neydi, ne yapacaktim" diye dusunmemenizi saglar. Sabahtan gun icinde yapacaginiz seyleri yazdiginizda, oncelik sirasi da gozunuzde canlanacaktir. Arti, listeden birseyleri tamamladikca ustlerini cizmenin basari ve rahatlama hissi verdigi suphesiz. 

3. Gunde en fazla 24 saat var, herseyi yapamazsiniz. Bazen yapabileceklerimizin ve fiziken mumkun olanin uzerinde isler yukluyoruz kendimize. Sanki uyumayacak ve yemek yemeyecek gibi ajandalarimizi dolduruyoruz, kendimize dinlenme ve yenilenmek icin molalar bile birakmiyoruz. Herseyi yapamayacagimizi ve bazen birseylerin eksik kalmasinin normal oldugunu kabul etmek lazim.

4. Asiri yogun oldugunuz zamanlarda yemek yapmaya calismayin, pratik yemeklerle vakit kazanin. Basit sandvicler, haslanmis sebzeler, tavada kolayca pisecek tavuk veya kofte, yorgutlu makarna ile yemek yapmaya ayirmaniz gereken ciddi bir zamandan tasarruf edersiniz. Elbette, almaniz gereken vitamin ve besinlere dikkat etmeyi unutmadan ve ogunlerinizi ihmal etmeden bunu uygulayin. 

5. Hatirlatmalar kullanin. Teknolojinin faydalarini degerlendirin ve telefonunuza, bilgisayariniza yapilacaklar islerinizi veya notlarinizi hatirlatma olarak kaydedin. Takviminizde bulunsun veya Siri size zamani gelen bir isi hatirlatsin. Hatirlamak icin zihninizi ekstra yormaniza gerek kalmasin.  

6. Vitaminlerinizi unutmayin! Kimin ekstra enerjiye ihtiyaci yok ki! Kendinize her kosulda iyi bakin ve sinirlarinizi asmak icin zorlamayin. 

April 19, 2015

Istanbul Sendromuna Cozum: Sahil

Istanbul'da yasamak cok zor. Dunyadaki pek cok sehre kiyaslanacak olsa, insani en cok yoran yerler listesinde basi cekecegine bahse girerim. Kalabaligi ve trafigi mi dersiniz, is-sosyal hayat dengesini alt ust eden temposu mu, yoksa pahaliligi mi... Neresinden tutmaya calissam sinifta kaliyor! 

Evet, kopruleri var, pek guzel, pek degisik. Dunyada iki kitayi birlestiren baska sehir de yok, tamam. Moda'si, Bebek'i, Tarabya'si, Hisar'i, Galata Kulesi, deniz sefasi yapmak icin vapurlari var. Mis gibi semtleri, restoranlari, insani kendine ceken sahilleri, kokusu ve manzalari var. Super. Super de, nufusun cogunlugunu olusturan calisan kesimi icindeyseniz, Istanbul'un sefasini surmek bir yana, ancak iskencesini cekiyorsunuz. "Istanbul'dan baska yerde yasamayi dusunemem, dunyanin en guzel yeri burasi", diyenler, ne pahasina olursa olsun savunanlari var. Direk soyleyeyim, cok yaniliyorsunuz! :)
Dunyada oyle inanilmaz yerler var ki, Istanbul onlarin yaninda copluk kalir. 

Istanbul'u sikayet etmeye gerek yok, hersey ortada zaten. Burada yasamayi su veya bu sebeple de tercih etmissek, geriye sehrin 'hack'lerini ogrenmek kaliyor! Nedir bu 'sehir hack'leri diyecek olursaniz, karmasanin icinde hayati kolaylastiran/guzellestiren tuyolar diyebilirim. Gizli sakli kalmis super bir nokta da olabilir bu, ya da trafigi elimine etmeyi saglayan saat veya guzergahlar da, ulasimi ucuza getirmenin yollari da.

Benim icin Istanbul'un 'hack'lerinin basinda, bu sehri dayanilir kilan, kalitesiz hayattan bunaldigimda beni telkin eden, tazeleyen  ve yaraticiligimi tetikleyen guzellik, Bostanci-Caddebostan Sahili'dir!


Anadolu Yakasi'nda, isimden cok cok uzakta yasiyorum. Her gun 3 saat yol gidiyorum ve kafayi yiyorum, ama ote yandan kendimi sansli hissediyorum, cunku Bostanci'ya yakin oturuyorum(trafik yoksa 10 dakika). Ve Istanbul'da en sevdigim hat olan Bostanci-Caddebostan sahil seridine bu kadar kolay ulasabilmek ciddi anlamda buyuk bir sans.


Yaklasik 6 KM'lik o hat, haftanin tum stresini kafamdan alip atiyor, trafiginden ve gurultusunden uzaklastiriyor. Kulagimda, enerjimi her adimda artiran muzigim, arkadan hafiften gelen dalgalarin ugultusu ve martilarin civiltilariyla baska bir yere isinlaniyorum adeta.


Bana gore, spor yapan insanlar mutludur ve etraflarina da super bir enerji sacarlar. Sahilde yururken veya kosarken, cevremdeki insanlarin yuzlerindeki enerji ve duruslarindaki ozguven, ayna gibi bana da geciyor ve terapiye gitmis gibi ben de daha mutlu ve rahatlamis donuyorum eve.


Eger yalniz yurumekten sikiliyorsaniz, yaniniza bir arkadasinizi, sevgilinizi, ya da annenizi/babanizi da alabilirsiniz. Sahilde gecireceginiz sure, bolunmeden sohbet edebilmek icin de super bir firsat bence.  Bazi aksamlar Baris'la sahile gittigimizde, evde gecirdigimiz birkac saatlik sureye bedel, kaliteli sohbet edebiliyoruz, cunku evdeki gibi televizyon, bilgisayar veya telefonla bolunmuyoruz.




Sahile duzenli gittikce, tanidik yuzler, hatta tanidik kediler ve kopeklere rastlayacaksiniz. Bir sure sonra bakmissiniz merhabalasiyorsunuz veya durup kedilerle oynuyorsunuz. Hayatinizda adeta yeni bir sosyal cevre olacak!


Tum bunlara ek, tempolu yuruyus kilo vermek isteyenler icin (mesela ben!) en ideal ve tavsiye edilen egzersizlerin basinda geliyor! Hem fiziksel, hem zihinsel olarak kendiniz icin muthis birsey yapiyorsunuz yani! Unutmayin, gunde 10.000 adim!


Ayrica, uslu bir cocuk olursaniz, dunyanin en sevimli hayvanlarindan olan yunuslari bile gorebilirsiniz! Sahile gitmek icin daha ne duruyorsunuz!?

April 18, 2015

Tembel Olmanin Ozgurlugu

  No comments    
categories: , , ,
Jumeirah-Beach-Dubai-UAE
Islerin yogunlugu ve Istanbul'un karmasasi arasinda kosturmaktan bir hal olmus vaziyette, biraz durup soluklanmaya hasret kalmisken, bu haftasonu hicbir planim olmamasi ilac gibi geldi! 

Baris'la Dubai collerinde ATV'lerle yarisma ve Basra Korfezi'nde dunyaya rest cekmis sekilde yuzme planlarim varken, vizemde cikan problem planlarimi suya dusurerek beni kocamla ayirdi. O bensiz Dubai'ye gidince, ben de aniden bosa cikan haftasonumu belki universiteden beri yapmadigim gibi evde miskin miskin bolca okuyup film izleyerek gecirmeye karar verdim. Sahil yuruyuslerim haricinde kanepeye neredeyse yapisik geciriyorum zamanimi. Bir yere yetisme telasi olmadan, trafikte gerilim yasamadan, yapilacak isler listem beni devamli durtmeden, tembel olmanin ozgurlugunu hissederek geciriyorum. 

Aylardir bakmayi isteyip bakamadigim fotograflari uzun uzun seyrettim, filmler izledim, acelesiz, telassiz yemek yaptim, ciceklerimi suladim, dolaplarimi temizledim, yuruyusumu yaptim, denizi izledim, falan. Ne kadar basit ama ne kadar az vakit ayirabildigim seyler aslinda. Ve gercekten, sehir kosturmasina oyle kaptiriyoruz ki kendimizi, tembelligin verdigi o muhtesem ozgurlugu unutuyoruz bazen. 

Bu haftasonunun Baris'i ozleme boyutunu kendime sakliyorum, ama plansiz gecen bir haftasonu sayesinde Pazartesi'ye cok daha saglam baslayacagimi simdiden hissediyorum! 

*{Fotograf Baris'tan}




April 1, 2015

Ilham Veren Filmler - Vol.1

Bazi zamanlar, motivasyonumuzu yukseltecek, yapmak isteyip de bir turlu cesaret edemedigimiz seyler icin bizi yerimizden kaldiracak, sinirlarimizi kesfetmemiz icin merakimizi kabartacak ve herseyden ote ilham verecek filmler izlemeye, hikayeler ogrenmeye ihtiyac duyariz. Donem donem ihtiyacim oldugunda bende adeta psikolog etkisi yapan, miskinlesmek ve hatta umutsuzluga gomulmek uzereyken beni yeniden hayata donduren ve zihnimi acan bazi filmlerim var. Hepimizin boyle zamanlari ve hatta kendince o zamanlardan cikis yontemleri olduguna eminim. Benim yontemlerimin basinda filmler geliyor ve sizinle de paylasip ilham ve olumlu enerjiyi yaymayi istiyorum. 
Bu seri kendi icinde birkac volumde gelebilir; ilk 6'li ise asagida! 
ilham veren filmler - ispirational movies - mood lifting movies


March 27, 2015

Istanbul'dan Haftasonu Kacamagi: Izmit-Uludag-Bursa

Baris'ta da, bende de yerinde uzun sure duramama gibi bir durum var. Ayni sehirde biraz uzun sure kaldigimizi hissedersek hemen bir kasinti hali geliyor, yakin uzak fark etmeden kisa kacamaklar planliyoruz. Son bir aydir haftaiciler hem zihnen hem fiziken cok yorucu gectigi icin haftasonlarini evde gecirmeyi biraz daha ister olmustum aslinda. Fakat gecen haftasonu Baris illa bir yerlere gitmek istedi. Persembe aksamindan baslayarak, Atina, Antalya, Cesme, Sapanca gibi bircok yeri saydiktan sonra, Cuma gunu Izmit-Bursa hatti icin 1,5 gunluk bir programi yapmis, otel organizasyonunu halletmisti bile!


Soguksu Restoran'da Mis Gibi Kahvalti
"Izmit ve Bursa'da ne isimiz var" diye biraz mizmizlanarak basladim, fakat cok keyifli bir kacamak oldu. Sabah kahvaltimizi Izmit'i seyredebileceginiz en guzel yerde, harika manzarali bir terasta yaptik. Onde orman, arkasinda ise kusbakisi Izmit manzarasi olan, kahvaltisi bol cesitli, cok keyifli bir mekan bence Soguksu Restoran. Gectigimiz haftasonu kar yagisi bekleniyordu biliyorsunuz. Restorana oturdugumuz anda baslayan kar yagisini izlemek muthis keyifliydi; kis mevsimine romantik bir veda oldu. 

Uludag, Teleferik ve Kisa En Cok Yakisan: Sicak Sarap
Kahvaltidan sonra tekrar yola koyulup, dogrudan Uludag'a gittik. Kis sporlariyla pek aram olmadigi icin daha once Uludag'a hic gitmeyen benim icin guzel bir ani oldu. Baris bu plani yapmasa, buyuk olasilikla daha uzun yillar boyunca da gitmezdim. Isletmesini cok modern ve temiz buldugum teleferige(ismi "Teferruc" - bize cok komik geldi hehe) Starbucks'tan kahvelerimizi alip oyle bindik. Gidecek olursaniz kesinlikle oneriyorum, hem elleriniz hem iciniz isinir cunku soguk bir kabinin icerisindesiniz ve yukari cikis 10-15 dakika arasi suruyor. Kervansaray Otel'in hizmeti olan ikinci bir teleferikle de zirveye cikip dondukten sonra buz tuttugumuz icin kendimizi oranin en populer ve hatta sanirim tek kafesi olan Cafe Beceren'e nasil atacagimizi bilemedik desem yeridir. Harika birer sicak sarap yudumlarken, kalorifere yapisarak kendimize geldik ve disaridaki manzaraya baktikca, bu sene kisin hakkini gercekten verdigimize karar verdik!


Arap Sukru'de Nefis Mezeler, Muzik ve Eglence
Aksam yemegi icin ise Bursa'ya yolu dusene tavsiye olsun diye yazmadan gecemem: Bursa'da hic olacagini dusunmeyecegim cinste, bir sokak boyunca dizi dizi meyhanelerin oldugu, her restoranin kendi canli fasil ekibi oldugu bir sokak var ki, kesinlikle gidilesi! Sokagin adi Arap Sukru. Bu isim neden verilmis bilmiyorum ama cok kendine ozgu olmus. Nevizade benzeri cok sayida ve birbirine benzetebileceginiz, sizi iceri davet eden restoranlar var. Piccolo restoran, gozume en hos ve davetkar gorunen oldugu icin sansimizi deneyelim deyip girdik iceri. Super bir fasil ekibi, leziz mezeler ve eglenceli ortamiyla cok keyifli bir aksam gecirdik ve bir gun yine yolumuz dustugunde Piccolo'yu aklimizda yazdik. Bu arada bizim icin tek dezavantaji, iceride sigara iciliyor olmasi. Montlarimizdan kokuyu cikarmak icin saatlerce pencerenin onunde havalandirmamiz gerekti... 

Izmit'te Bursa'da ne var demeyin, Istanbul'dan kisacik mesafede olan bu noktalara yolunuzu dusurup siz de sehirlerimizdeki guzellikleri kesfedin derim!